Dağdaki Kemancı: Erkan Oğur

8 yıl aranın ardından çıkarttığı yeni albümü Dönmez Yol ile hasretliğe son veren Erkan Oğur pekçok müzik dehası gibi çocukluğunda keşfedilmişti.

 Ege Görgün (Landlord)

Ailesinin Ankara’ya yaptığı seyahat esnasında doğsa da (1954) Elazığ, Harputlu olan Erkan Oğur’un müziğe olan istidatı fark edilmeyecek gibi değildir. Radyoda çalınan müzikleri bir dinleyişte ezberleyecek kadar güçlü bir müzik kulağı ve hafızası vardır. Bir akrabasının hediye ettiği bağlamanın gizlerini tek başına çözüp çalmaya başlaması için çok fazla zaman geçmesi gerekmemiştir. Ama bizimki en yeteneklinin bile şansa ihtiyaç duyacağı türden bir ülke. Oğur’un şansı ise okullarına tayin olan Ülkü Öğretmen olur.

Müzik eğitimi almış olan Ülkü Öğretmen, Oğur’un yeteneğini fark edip ona özel keman dersler vermeye başlar. Küçük Erkan utangaçlığı yüzünden evde keman çalmaktan kaçınmaktadır. Kemanın sesini duyan ahali bu büyülü sesin cazibesine karşı koyamayıp pencerelerinin dışında tribünler oluşturmaktadırlar çünkü. Küçük Erkan da çaresiz kemanını alıp dağlara vurur kendini. Metot defterindeki ödevlerini bitirdikten sonra doğadaki sesleri taklit etmeye çalışır kemanıyla. Kartalların çığlıklarını, rüzgarın uğultusunu, bübüllerin şakımalarını, ağaç dallarının hışırtısını… İnsanlar onun müziğinin, o ise doğanın müziğinin büyüsüne kapılır anlayacağınız. Yıllar sonra bu hayranlığını yaşam felsefesi haline getirdiğini şu sözleriyle açık eder:

“İnsanın, salt yaşantısı ve yapıp ettiklerinin doğayla uyumlu olduğu müddetçe başarıya erişme şansı vardır.”

Varolanı kavradığına, sesler evreninin sınırsızlığına, dolayısıyla da bir “öte”nin olabileceğine kanaat getirince 1976’da perdesiz gitarı icat ederek yeni arayışlara girer. 1983’de sınırlı imkanlarda ve sayıda üretilmiş olan ilk solo albümünün ismi de buna işaret eder zaten: Perdesiz Gitarla Arayışlar.

Müzikle arasındaki güçlü bağlara rağmen, fizik üstüne aldığı eğitimi de devam ettirir. Profesyonel anlamda ilk albümünü sayılabilecek Fretless’ı burslu olarak gittiği Almanya’da çıkarır. Türkiye’ye döndükten sonra 80’li yıllarda Sezen Aksu, Mazhar Fuat Özkan, Ajda Pekkan ve Bülent Ortaçgil gibi isimlerle çalışan Erkan Oğur, 1995’te Bir Ömürlük Misafir’i çıkarır. Ancak bu muhteşem albümün farkına 1996’da Eşkıya filmlerinin müziklerine imza attığında varılacaktır.

Dönmez Yol Erkan Oğur’un bir önceki solo albümü Yazı Tura’nın 8 yıl sonrasında çıktı. Arada yaptığı film müzikleri ve Telvin gibi ortak çalışmalar Oğur’un müziğine olan hasret harımızı dindirmek bir yana, daha da körüklemişti. 19 şarkılık albüm aslında biraz da derleme tadında. 1997 tarihli Mektup filmine Fikret Kızılok’la birlikte yaptıkları Bir Sevda (Şarkısı) gibisinden filmlere, belgesellere ve başka çalışmalar için yapılmış eski kayıtlar, yenilerle harmanlanmış. Herhalde bu kadarıyla yetinmemiz hatta buna alışmamız lazım çünkü Oğur’un albüm kaydetmeyle arası hoş değil:

“Kaydetmenin müziği öldürdüğünü ve tamamen egosantrik bir şey olduğunu düşünüyorum.”*

* Radikal gazetesi röportajı

Albüm tarihi

İstanbul’da Bir Amerikalı (Robert Johnson’la birlikte) (1982)
Müzikte Anadolu Mistisizmi (1982) (Kolektif)
Perdesiz Gitarda Arayışlar (1983)
The Otherside of Turkey (1991)
Fretless (1994)
Bir Ömürlük Misafir (1996)
Eşkıya (1997) (Film Müziği)
Gülün Kokusu Vardı (İsmail Hakkı Demircioğlu ile birlikte) (1998)
Hiç (Okan Murat Öztürk ile birlikte) (1999)
Anadolu Beşik (İsmail Hakkı Demircioğlu ile birlikte) (2000)
Fuad (Djivan Gasparyan ile birlikte) (2001)
Yazı Tura (2004)
Telvin (İlkin Deniz, Turgut Alp Bekoğlu ile birlikte)(2006)
The İstanbul Connection (2006) (Kolektif)
Dönmez Yol (2012)

Sözleri Fikret Kızılok’a ait Bir Sevda şarkısından alıntı:

o sonsuzdan bu sonsuza
misafirim ben misafir
kiminleyim, kimim bilinmez

hayat bildik biz bu tadı
dünyaya geldik geleli
pervaneyiz biz, bilinmez