Çek Cumhuriyeti’nden gelen bir “ilk film” olan Domestik (2018); sağlıklı yaşam, spor, beslenme, supplementler ve ilaç kullanımıyla kafayı bozmuş modern bir çiftin yaşadıklarını anlatıyor. Günümüz yaşamına denk düşen böyle bir anlatıya gerçekten ihtiyacımız vardı.

Dört yıldır evli bir heteroseksüel çiftin evindeyiz. Erkek bisiklet yarışlarına hazırlanıyor, içinde bulunduğu bir takım var ve tüm gününü antrenman yaparak geçiriyor. Kadın işe gidip geliyor, bebek sahibi olmak istiyor ve bu uğurda çizelgelerden, besin desteklerinden, bir şekilde duyduğu yöntemlerden yararlanıyor. Et tüketmeyelim, seks yapmadan önce kahve içelim, yatarken şu ferahlatıcı bandı testislerine yapıştıralım gibi işe yarar gerçeklerle başlayan “ikilinin amaçlarına ulaşma” süreci; başarısız olunan süre arttıkça denenen yöntemlerin daha uç noktalara gitmesine ve sinir bozukluğuna yol alıyor.

Erkeğin takıma seçilememesi ve kadının bir türlü hamile kalamaması kırılma noktası oluyor. Erkek, filmlerde gördüğümüz ve Rusya’yı olimpiyatlara hazırlayan yasadışı doktorlara benzer birini bularak vücuduna türlü kimyasallar sokmaya başlıyor. Kadınsa suçu kocasına yükleyip histerik bir hal alarak “kahve içmediğin için hamile kalamıyorum”a yükselen bir stres seviyesine çıkıyor. Kimi zaman rahatsız edici görüntülerle aktarılan bu “başarıya giden yolda her şey mubahtır” bölümü, ikilinin birbirlerinden uzaklaşırken özlerinde parçalanışlarını da başarıyla aktarıyor.

Domestik, iyi çekilmiş ve hakkında film yapılması gereken konuları işliyor. Problemiyse, cesur olmayışı. Hayır, grafik insan bedeni kullanımı ve kan miktarı cesareti göstermiyor. Domestik, karakterlerine cesur yaklaşamıyor. Erkek karakter bisiklet yarışlarına hazırlanıyorsa zaten envaiçeşit kimyasalı vücuduna sokmak zorunda olduğunu bilmeli. Filmin açılışında bir sözüne yer verilen Lance Armstrong sayesinde biliyoruz ki, doğal yarışmacı diye bir şey yok. Yarışan herkes ama herkes bir şekilde dopingli. Roman (Jiri Konvalinka) da gönül verdiği işin bedelini vücudunun doğallığını bozarak ödemek zorunda. Günün 24 saatini antrenman yaparak da geçirseniz, profesyonel olmanın yolu kimyasallardan geçiyor. Yani yaptıkları Roman’ın tercihleri değil, bu işin kuralı bu ve Roman bence sadece bir kurban. Charlotte (Tereza Hofova) da gebe kalmak için girdiği yolda doğanın kendi yöntemleri olduğunu unutarak döllenmeyi matematiğe ve kimyaya indirgiyor ve başarılı olamadığında her milenyum çocuğu gibi o da suçu başkasına atıp depresyona giriyor. Finalde vardığı üzücü nokta da yine kendi suçu değil, yakalandığı bir hastalık. Yani tüm filmini karakterlerinin hırsları üzerine kuran senarist yönetmen, finalde bizi iki kurbanla bırakıp filminin gücünden çalıyor.

Domestik her halükârda mutlaka izlenmesi gereken filmlerden. Açtığı yolda daha cesur örnekler gelene kadarsa, elimizdeki bu.

HENÜZ YORUM YOK