Çizgi ustası Bedri Koraman (1929 Bafra) karikatür çizerliğiyle ünlü bir karikatürist olarak tanınır. Oysa onun tanınıp başarılı olduğu diğer çizerlik alanı çizgi romancılığıdır. Koraman bu sonradan unutulan özelliğini 1965 yılına kadar sürdürdü. Sonraki yıllarda devam ettirmeyişinden üzüntü duydu.

  Yener Çakmak

Bedri Koraman’ın çizgi romanlarla tanışması çocukluk yıllarında okuduğu 1001 Roman, Çocuk Sesi, Afacan, Yavrutürk vs. dergilerinde çoğu yabancı kaynaklı çizgi romanlarla başladı. Sonra lise yıllarında amatör bir zevkle ilk çizgi roman denemesini defter sayfasına hazırladığı Akın adlı gazetesiyle gerçekleştirdi.

Profesyonel çizerliğe geçişi İstanbul’a cebinde annesinden aldığı az miktarda parayla gelişiyle başladı. Memleketi Bafra’dan İstanbul’a en ucuz tarifeli yolculuğu yapan ve geminin açık alanında koyun sürüsüyle birlikte yolculuk yaparak gelen Bedri Koraman’ın başlangıçta amacı Akademi’de okuyup iyi bir ressam olmaktı. Yıl 1946’ıydı ve ülkemizde yağlı boya resim para eden, yapanı geçindirebilecek bir sanat değildi. Bu nedenle Akademi öğretmenleri fakir bir genç olan Bedri Koraman’ı bu okulda okumaktan vaz geçirmek için epey dil dökmüşlerdi. Ancak Koraman kararından dönmemiş ve girdiği sınavları başarı ile geçerek okula girmeyi başarmıştı.

Cebinde bulunan az miktarda para ile Sirkeci’de ucuz bir otele yerleşen Koraman çizerliğine güvenerek Cağaloğlu yokuşunun yolunu tuttu. O dönemin en büyük dergi yayıncısı Türkiye Yayınevi‘nin kapısını çaldı. Yayınevinin bol çizgi romanlı dergisi 1001 Roman’ın iyi bir okuru olan Bedri Koraman sevdiği bu dergide çizer olarak çalışmak istediğini belirtti. Bu isteği kabul görmedi ama yayınevinin bir başka dergisi olan ve başında ünlü yazar Kemalettin Tuğcu‘nun (1902 – 1996 İstanbul) bulunduğu EV – İŞ dergisinde işe başladı. Dergide yayımlanan ilk işi Kemalettin Tuğcu’nun yazdığı bir öyküyü resimlemek oldu.

Geçen günlerle birlikte İstanbul’u tanımaya başlayan genç Akademi öğrencisi Bedri Koraman, başka yayıncılardan da çizim işleri alınca ekonomik durumu iyice düzeldi. Bu yayıncılardan başlıcaları Hamid Şendur ve Türkiye’nin ilk çizgi roman dergileri yayıncılarından Mustafa Kızıltan (1912 – 1980 İstanbul), Mehmet Faruk Gürtunca (1904 – 1982) oldu. Sonraki yıllarda çizer olarak ününü “karikatürist” olarak yapan Koraman’ın Türk basınında ilk karikatürü Ramiz Gökçe‘nin (1899 – 1952 İstanbul) mizah dergisi Şaka‘da (1946) yayınlandı. Bu dergiyi çıkartan ünlü çizer Ramiz Gökçe çizdiği güzel kadın karikatürleri ile anılıyordu. Sonraki yıllarda çizeceği güzel kadın karikatürleri ile ünlenecek olan Bedri Koraman da bu önemli özelliği ile Şaka dergisinde çizerliğe adeta Ramiz Gökçe’nin halefi olarak başlamış oluyordu.

Bedri Koraman gazete çizerliğine Asım Us‘un (1884 Manisa – 11.12.1967 İstanbul) Vakit Gazetesi‘nde (1946) başladı. Vakit Yurdu adlı matbaası da olan gazetede tanıştığı muhasebe Müdürü Hamid Şendur’un gazetenin matbaasında basılan çocuk dergileri işine girmesi ile, onun yayınlarının baş çizeri oldu. Bedri Koraman çizgi romanlı çocuk dergilerinde çalışarak çizerliğini ilerletti. Bu dergilere kısa serili çizgi romanlar çizdi. Hikaye, roman tefrikası resimlemeleri, kapak resimleri yaptı. Uzun soluklu ilk çizgi romanları Tahsin Demiray‘ın (1903 – 1971) 1948’de yayını başlayan büyük okurlara yönelik çizgi roman dergisi Binbir Roman‘da yayınlandı. Ancak bunlar Koraman’ın özgün çalışması değil, renkli baskılı İtalyan çizgi romanlarının kopyalarıydı. Aynı yayınevinin çocuk dergisi Çocuk Haftası‘na karikatür desenli, kısa öykülü ilk özgün çizgi romanlarını çizdi. Yazı resimlemeleri yaptı.

Reel çizgilerle ilk özgün çizgi romanı Cem Kurt adlı polisiye eseri Vatan Gazetesi’nde yayınlandı. Gazeteden çizgi romanının yayın ücretini alamayınca eseri kısa ömürlü oldu. Bu olay Koraman’ı gazetede çalışmaktan soğuttu. Piyasada serbest çizerlik yapmak ona daha çok kazanç getiriyordu. Bu arada çocuk dergileri yayıncısı Hamit Şendur’la ortak, renkli ofset baskılı Türkiye’nin ilk erotik mizah dergisi Deve‘yi çıkarttı. Koraman yoğun bir şekilde basın sektöründe çalışmaya başlayınca Akademi’de okuyup ressam olma hayallerini vazgeçti. Akademi’de okumayı yarıda bıraktı. Para kazancının artışıyla birlikte otelden eve taşındı.

Sonraki yıllarda bir dönem karikatürist arkadaşı Ali Ulvi Ersoy‘la (1924 İstanbul – 1998 İstanbul ) aynı evi paylaştılar. Yakın zamanda Almanya Münih’te kaybettiğimiz büyük renk ustası ressam Firuz Aşkın‘ın (1924 İstanbul – 2011 Münih) yanında film afişi ressamlığı işine de girdi. Birçok filme afiş çalışması yaptı. Ayrıca çeşitli yayınevlerine kitap kapakları hazırladı. Kare Reklam adlı bir reklam ajansını çizer arkadaşları ile birlikte kurarak bir süre sinemalarda gösterilen reklam çizgi filmleri yaptı. Bu reklam ajansını kurarken amacı Walt Disney gibi ekip kurarak uzun metrajlı çizgi filmler yapmaktı. Ancak bu güzel düşüncesini gerçekleştiremedi.

1954 yılında, Ali Naci Karacan(1896 İstanbul – 08.07.1955 İstanbul), kurucusu ve sahibi olduğu Milliyet Gazetesi‘nin yönetimini oğlu Ercüment Karacan‘a (1921 İstanbul – 1989 İstanbul) devretmişti. Gazetede yenilik yapmayı amaçlayan genç Karacan işe gazetesinin başına askerliğini Kore’de yapıp gelen Abdi İpekçi‘yi (1929 İstanbul – 1979 İstanbul) getirerek başladı. Gazetenin başına geçen İpekçi çizer olarak Turhan Selçuk ve Bedri Koraman’la anlaştı. Turhan Selçuk iyi bir karikatüristti. Bedri Koraman ise karikatür yanında iyi bir resim deseni olan çizerdi. Ayrıca başlık yapımı gibi kaligrafi yeteneği de vardı. Ancak Abdi İpekçi’nin Koraman’ı gazetede çalışmaya ikna etmesi kolay olmadı. Dünya Gazetesi’nde çalışmasının karşılığını alamadığından ve gazete kazancının serbest piyasada çalışmaktan az olacağını düşünen Koraman seçim yapmakta zorlandı. Gazete çizerliği konusunda onu ikna etmek ev arkadaşı Ali Ulvi Ersoy’a düştü. Arkadaşı, Bedri’nin gazete karikatüristi olmasının paradan daha önemli olduğunu; bunun O’na itibar kazandıracağını söylemesi sayesinde ikna oldu. Gazetede çalışmayı işini bitirdikten sonra piyasaya çalışmasının serbest olması şartıyla kabul etti. Böylece Milliyet’te belirli saatlerde çalıştı ve arta kalan saatlerde piyasaya çizim işleri yaptı.

CİCİ CAN NASIL DOĞDU ?

Bedri Koraman’ın Milliyet Gazetesi’nde ilk çizgi romanı yazarlığını da üstlendiği   Cici Can‘dır. Daha sonra kısa bir dizi olan ve Halit Kıvanç‘ın senaryosunu yazdığı Tekir Hafiye‘yi Milliyet’e çizerken yardımcılığını Mıstık yaptı.  Mıstık, Cici Can’ın bazı bölümlerinin çiziminde de Koraman’a yardımcı oldu. Bedri Koraman Cici Can tiplemesini yaratırken ilham kaynağı karikatürist arkadaşı Mıstık’ın, yani Mustafa Eremektar‘ın (1930 İstanbul – 2000 istanbul) profili oldu.  Sonradan Cici Can tipini eserini örnek aldığı Al Capp‘ın, L’il Abner / Hoş Memo tiplemesi paralelinde geliştirdi. Dizinin bayan kahramanı Huri Huriye tiplemesi ise Hoş Memo’nun sevgilisi Gülpembe paralelinde ortaya çıkıp gelişti. Koraman bu tiplemesini daha sonraki yıllarda Bob Lubbers‘in Türkiye’de Hürriyet Gazetesi‘nde Nilüfer adıyla yayınlanan, orijinal adı Long Sam adlı eserinin baş kadın karakterinden yararlanarak geliştirdi.

Bedri Koraman, Cici Can’ın doğuş öyküsünü şöyle anlatıyor:

” – O sıralarda -1955 yılı sonlarında- Vatan Gazetesi’nde Al Capp takma adını kullanan Amerikalı (ABD) ünlü çizgi romancı Alfred Gerald Caplin’in orijinal adı L’IL ABNER olan; Türkiye’de Vatan Gazetesi’nin koyduğu isimle HOŞ MEMO adıyla tanınan çizgi roman dizisi yayınlanıyordu. Ali Gevgili’nin Türkçe’ye çevirdiği Hoş Memo, Amerikan Toplumu’nu hicveden, günlük olaylara da değinen ve yayınlandığı her ülkede ses getiren bir eserdi. Vatan’da 1951 yılından itibaren yayını yapılıyordu ve okur tarafından bir hayli ilgi görüyordu.
Abdi İpekçi, o günlerde aklını Hoş Memo’ya takmıştı. Bu eseri hakkını alarak Milliyet’te yayınlamak istiyordu. Ancak bir türlü alamıyordu. İşte o sırada aklına ben geliyorum. “Bedri sen bunun alasını yaparsın; üstelik o Amerikan toplumuyla ilgili, Türkiye’ye yabancı. Sen Türk Toplumu’nu anlatacaksın,” dedi.
Olur mu olmaz mı tartışmaları derken öykü ve tipler kafamızda şekillendi. ‘Bismillah’ diyerek işe başladık. O dönem hemen hemen hiç bir şey yapmadan, yalnız Cici Can yazıp çizmeye odaklandım. Bu emeğimin karşılığını da okurlarımın ilgi ve alakası ile gördüm. Abdi Bey’in gazetede yaptığı okur anketi sonucunda Cici Can en beğenilen çizgi roman dizisi seçildi. Serüvenler içerisinde Dünyanın En Çirkin Suratı Çizimi yarışmasını, Cici Can’ın balon yazarlığını da bir süre yapmış olan Oğuz Aral kazandı.
Oğuz Aral, Gırgır dergisinin ilk yıllarında Turhan Selçuk’un Abdülcanbaz’ını yayınladığı gibi, Bedri Koraman’ın Cici Can’ını da yayınlamak istedi ancak o günlerde aramızda anlaşmazlık çıktı ve aramız açıldı. Oğuz, Cici Can’ın dergisinde yayınlanamayışını yıllar boyu kendisine sorun yaptı. Yayınlanırken, Cici Can’ın bir daha yayınlanacağı hiç aklıma gelmediğinden, gazetede yayınlanan strip bant Cici Can orijinallerini alıp bir kenara koyarak saklayamadım. Bu nedenle bir tek sayfa bile Cici Can orijinali yoktur. Elimizdeki Cici Can bantları, Milliyet Gazetesi’nden fotokopi ile alıntı sayfalardır. Bunları değerli sanatçı kardeşim Yener Çakmak yıllar boyu süren yorucu çalışması ile gazete arşivlerini tarayarak bir araya getirdi. Sıralı Cici Can albümlerini hazırladı.”

Cici Can’ın da Bülent Oran‘la birlikte hazırladıkları Afrodit adlı resimli romanın yayınının da 18’inde başlayacağı duyuruluyordu. Bunlarla birlikte: Boncuk, Tombik, Zehir hafiye, Avcı Jed Foran adlı yabancı kaynaklı çizgi roman dizileri de Milliyet’te yer alacaktı. Böylece Milliyet çizgi roman severler için bir numaralı gazete oluyordu. O yıllarda çizgi roman yayınları gazete satışlarını etkileyen önemli bir özellikti. Gazetede daha önce yayınlanmakta olan çizgi roman dizileri ile birlikte Milliyet’te 18 Aralık’ta 12 çizgi roman strip bantı birden yayınlanmaya başladı. Bu sayı, bugün de Milliyet Gazetesi’nin en çok sayıda çizgi romanı en uzun süre bir arada yayınlama rekorudur Türk Basını’nda. Abdi İpekçi yıllar sonra,1963 yılında, Al Capp’ın ünlü çizgi romanı Hoş Memo’yu / L’il Abner alıp yerli adaptesi Cici Can’la birlikte yayınladı.

SİNEMADA CİCİ CAN

Bedri Koraman’ın ünlü ve sevilen çizgi roman dizisi Cici Can’ın okurlardan gördüğü büyük ilgi,oyuncu ve yapımcı Göksel Arsoy‘un dikkatini çekince, eserin sinemaya adaptesi gündeme geldi. Göksel Arsoy’un esere talip olması, sinemanın diğer oyuncularının ilgisinin de Cici Can üzerine çekti. Ayhan Işık, Orhan Günşiray, Eşref Kolçak, Efgan Efekan gibi o yılların ünlü jönleri Cici Can rolüne talip oldular. Bedri Koraman eserindeki tiplemeye en yakın aktör olan Göksel Arsoy’u uygun bulup filmi çekme hakkını Göksel Film adına ona verdi.

Cici Can rolünde oynayacak aktör belirlendikten sonra dizinin baş kadın oyuncusu seçimi gazete açılan bir yarışma ile belirlendi. Yarışmaya katılanlar arasında sonraki yılların ünlü as solisti Emel Sayın da vardı. Ancak yarışmayı Huri Zuhal adlı bir yarışmacı kazandı ve bu oyuncu tek film sonrası oyunculuğu bıraktı.

Filmin baş rolü ile birlikte yapımcılığını da üstlenen Göksel Arsoy,kendi romantik tarzı dışında,fantastik temadaki Cici Can filminin çekimi için hiç bir fedakarlıktan kaçınmadı. Filmin Öbür Dünya, Cennet sahnelerini, İtalya’da stüdyoda çekti. Animasyonla reel filmin birlikte olduğu çekimlerin animasyonlarını, rahmetle andığımız çizgi filmci karikatürist Yalçın Çetin (1934 – 1977) yaptı.

Senaryosunu Cici Can çizgi roman maceralarından yararlanarak, Safa Önal‘ın yazdığı filmin yönetmenliğini Ertem Göreç, kameramanlığını Çetin Gürtop yaptı. Afişini Kemal Borteçin hazırladı. Filmde Öztürk Serengil (Azrail), Ahmet Tarık Tekçe, Senih Orkan, Suna Pekuysal, Ali Şen, Suzan Avcı, Hüseyin Baradan, Sami Hazinses, Sadettin Erbil, Tuncer Necmioğlu, Altan Erbulak, Zuhal Tan rol aldı. O yıllarda Göksel Arsoy, romantik filmleriyle seyircilerini sinemaya çekiyordu. Bu nedenle Cici Can gibi Arsoy’un seyircisinin alışkın olmadığı tarzda fantastik temalı filmde oynaması, sinemaya gelenlerin çoğunu şaşırttı. Cici Can’ı gazeteden okuyup tanıyanlar için ise film güzel bir çizgi roman adaptesiydi. Filmde Bedri Koraman’ı canlandırmak, aynı gazetede çizerlik yapan Altan Erbulak‘a kısmet oldu.

Bedri Koraman, Göksel Arsoy’un büyük emek ve masrafla çektiği filmi beğenmeyince gazetedeki günlük Cici Can strip bantını bitirme kararı aldı. Bunun önüne onunla aynı fikri taşımayan gazetenin yöneticisi Abdi İpekçi engel oldu. Film 1963 yılında vizyona girdi. Bedri Koraman, Cici Can çizgi romanında son noktayı 1965 yılında koydu. Ancak yıllar sonra, bir söyleşisinde kendisiyle özdeşleşip ayrılmaz bir parçası haline gelmiş sevilen dizisini bitirmekten pişman olduğunu dile getirdi.

CİCİ CAN  İLK KEZ ALBÜM OLDU

Cici Can albümünün hazırlanışı yıllar önce oldu. Ancak basımı çeşitli nedenlerden dolayı bugüne kadar bir türlü gerçekleşmedi. Oysa çağdaş Batılı ülkelerde gazete çizgi romanlarının ilk yıldan başlayarak sıralı albümlerinin yapılması ve bu albümlerin değerli madenler gibi eskidikçe değer kazanması önemli bir olaydır. Yılların özlemi 1001 Roman Yayınları kurucusu ve sahibi Fuat Aktüre‘nin girişimiyle Çizgi Roman Derneği’nin ilk yayını olarak 15 Kasım 2011 Salı günü basılmış olmasıyla gerçekleşti. Dileğimiz albümün ilgi görüp devamının basılması.

3 YORUMLAR

  1. Sevgili Landlord
    Cici Can albümünün görücüye çıkıp,okurlarıyla buluşacağı bugüne,yazımı yetiştirip sayfana koyduğun için teşekkür ederim.Böylelikle,Cici Can çizgi romanını tanımayanlar,onun 1955 – 1956 (Milliyet’te ilk yayını) yılları arasındaki maceralarını kapsayan albümünü tanıyarak alıp okuyacaklardır.İlk Cici Can albümü hayırlı uğurlu olsun.Bedri Koraman ağbimiz,bugün Cici Can albümünü imza gününe sağlık durumuna göre gelebilir de,gelemez de..Haber vermesi benden..

  2. CİCİ CAN yazımdaki yanlış bilgileri,sizlerden özür dileyerek düzeltirim :
    1 . Bedri Korman’ın Türk Basınında ilk karikatürü,Cemal Erksan’ın sahibi olduğu Şaka mizah dergisinde yayınlandı.Daha sonra Ramiz Gökçe’nin sahibi olduğu Mizah dergisinde yayınlandı.
    2. Cici Can filmi 1963 yılında çekilip,aynı yıl içindeki sezonda vizyona girdi./Orada yanlış olarak 1962’de çekilip,1963’de vizyona girdi yazmıştım.

CEVAPLA