Görü-yorum 5: Şiirimsiler, Aforizmalar, Mikro Öyküler

Gözüm Üstünüzde Gülibik

Yüce rabbim sanki sosyal medyayı benim için yaratmış. Twitter’dır, Facebook’dur, durmadan yazıyorum. Belki abesle iştigal ediyorum ama ne yapayım, eğleniyorum. Siz de okurken eğlenirseniz bir kuple, ne mutlu bana. Efendim, huzurlarınızda, şiirimsilerim, aforizmalarım ve mikro öykülerim… En sonunda ise bir sürpriz bekliyor sizi…

Şiirimsiler

Şu’Dingilin Kedisi

Sokakta görseler su koymazlar önüme
Geçerken tekmeyi basmazlarsa razıyım yine.
Oysa şu köftehor kedinin baksanıza çalımına
Eee, kolay mı, sahibi kitap yazmış adına
Benim de öyle bir velinimetim olsa
Adı Dingil olmuş, kimin umurunda?

ÖKÜZ ve GÖRECELİK

Makara geçiyorsunuz benimle
Ama bir kere durup düşündünüz mü?
Bakarken, bu trene
Derin derin ne düşünüyor diye?

EŞ’Şikayetname

Lafa gelince “arkadaşım”
Askeriyeye bağlasınız
20 senede albayım
En fazla çalışana yakıştırılır benim adım
Yeri gelir yük taşırım, yeri gelir bedavaya fahişelik yaparım
Vazifesini en iyi yapan, ülkesine en çok sevense
En kralınızdan daha makbul bir vatandaşım.
Uzak memleketlerin birinde öküzlere tapıyorlarmış
Benim o kadarında gözüm yok
Siz özde insan olun, ben ona da razıyım

Çok Satan Şair

Şair olmak istiyordum
Şiir para etmiyor dediler
Ben de gidip banka soydum
Kapış kapış gitti sonra yazdığım şiirler
Meğer tek yapmak gereken yaratıcı olmakmış
Şiirleri beyaz sayfa yerine
Yüzlük banknotlara yazmakmış

YAZ’lık

Yazıyla para kazanmak, iğneyle kuyu kazmaya benziyor bu ülkede.
Yazarak derdini anlatmak, duvara konuşmakla aynı kimi zaman
Yazarak yaşamak zor bu ülkede
Benim gibi, yazmadan yaşayamayanlar ne yapacak o zaman?
Öğrendik aslında biraz
…Yaşamadan yazıyoruz artık
Yaşayıp da yazamayanların ülkesinde
Düşünmeden konuşanların,
Konuşamadan düşünenlerin,
Konuşup da yapmayanların ülkesinde.
Yine de seviyorum ülkemi
Ama merak etmeden duramıyorum
Ülkem de acaba seviyor mu beni?

Kötü Espri

Aslında her ölüm komiktir
Ama espri kişiye özeldir
Ve ne yazık ki onu anlayan tek kişi de
Çoktan yitip gitmiştir…

İkilem

Büyük D’nin kocaman göbeği var
Küçük d’nin kocaman götü
Alfabenin dördüncü harfi olsan sen de
Büyük mü olmak isterdin yoksa küçük mü?

Aforizmalar

Hacıvat ile Karagöz’ün devri çoktan kapandı. Bu Hacıwhat ile Paragöz’ün dönemi…

Eskiler Gogol’un Müfettiş’ini, Ölü Canlar’ını okurlardı, şimdiki gençler Google’dan ne bulursa onu.

Yapımcıların dönem dizilerine düşkünlüğü neden biliyor musunuz. E, baktılar, önemli dizi yapamıyorlar, bari dönemli dizi yapalım dediler!

MİKRO ÖYKÜLER

Babanın İmtihanı

Kızımla çıkacak delikanlıya durumu iyi açıklamalıydım. Kanı kaynayan 17 yaşında bir oğlana karşı uzun bir söylev iş görmezdi. Muhtemelen dikkatini bir şey üstünde 15 saniyeden fazla sabit tutamıyordu zaten. Kısa ve net olmalıydı mesajım. Ve geriye kaçamak yapılabilecek bir boşluk bırakmamalıydı. “Bak evlat,” dedim, “Kızımla, benim sana yapmamı istemeyeceğin hiçbir şeyi yapma!”

Ölümden Sonra Hayat, oh Ne Rahat!

Ölüm anında insanların bir ışık gördüğünü söylerler. Ben ışık falan görmedim. Yalnızca karanlık. Benim gibi hayatı boyunca karanlıktan korkmuş biri için bunun pek hoş bir deneyim olmadığını takdir edersiniz. Ölmekten zerre kadar hoşlanmadım. Evet. Benim adım That. Ve ben bir ölüyüm. İsmimin alışılmışın çok dışında olduğunun farkındayım. Ama sonraki cümleyle uyaklı olması için özellikle seçtim bu ismi. Ses ahengi olsun diye. Yani bu öykü çok beğenilip de İngilizceye çevrildiğinde. My name is That. And I am dead. Bilirsiniz… Yazdıklarımızın geleceğe kalmasını istiyorsanız, günlük değil uzun vadeli düşünmelisiniz.

Aklınıza hemen şu soru geliyor tabi. Bir ölüysem bunları nasıl yazıyorum? Hoşsunuz. Romero’nun filmlerini seyrederken soruyor muydunuz bu tür sorular. Yaşayan Ölüler’e, Yürüyen Ölüler’e inandınız da Yazan Ölüler’e inanmak mı zor geldi size. Bu satırları gece yazdığımın altını çizmek istiyorum. Eserimin adına uygun şekilde. Ama ben size daha eserimin adını söylemedim değil mi? Night of the Writing Dead. Türkçesi; Yazan Ölülerin Gecesi.

Gedik’nameler

Ömür Gedik hayvanlar yararına albüm yapmış. Güzel. Ama keşke albümdeki şarkılar yapılırken biraz biz insanların yararı da düşünülseymiş.


Ömür Gedik’in albümünü bizim mahallenin Çomar’ına dinlettim, 7. saniyede kuyruğu kıstırıp hızla kaçtı. “Dur senin yararına bu albüm” diye bağırdım arkasından. Durmadı. 3 gündür de yok ortalarda. Görenlerin insaniyet namına….