Arapça sesler eşliğinde sakatat parçaları görmekten, senaryosuz görüntüler arasında berbat oyunculuklar izlemekten yıldığımız, cinli korku filmleri tarafından esir alınmış Türk korku sinemasına nihayet yeni bir soluk geliyor.

Yönetmenliğini Karışık Pizza ve İkimizin Yerine filmlerinden tanıdığımız Umur Turugay’ın yaptığı Güzelliğin Portresi’nde televizyon dizilerinin sevilen yüzleri Burçin Terzioğlu ve Birkan Sokullu’nun yanı sıra Serkan Keskin ve Melisa Şenolsun yer alıyor.  Terzioğlu ve Sokullu’nun evli bir çifti canlandırdığı film, geçmişi travmalarla dolu genç bir kadının, talihsiz bir olay sonucu, yıllar sonra, kocası ve küçük kızıyla beraber baba evine dönüşüyle açılıyor. Ailenin, kadına karşı şiddeti tema alan resimleriyle şöhreti yakalamış ressam babanın evinde yüzleşmek zorunda kalacakları tekinsiz olaylarsa filmin asıl hikayesini oluşturuyor.

Özgün hikayesi Güney Kore’ye ait olan BKM yapımı film, aslında korku-gerilim türünü takip edenler için oldukça tahmin edilebilir bir senaryoya sahip. Bol bol jumpscare* ile bezenmiş, ufak tefek mantık hataları taşısa da genel olarak tutarlı ve sürükleyici bir kurguyla ilerliyor. Güzelliğin Portresi, dini hiçbir motif taşımadığı gibi dış çekimler haricinde yerel herhangi bir öğe de barındırmıyor. Hatta karşımızda dili dışında alışıldık Hollywood korku-gerilim filmlerden farksız bir yapım olduğunu söylemek mümkün. Sanat yönetmeni Burak Yerlikaya da bu anlamda detaylara oldukça dikkat etmiş. Filmde görünen alışveriş poşetleri bile naylondan değil kağıttan. Yönetmenle daha önce İkimizin Yerine filminde de çalışan görüntü yönetimi Yon Thomas’ın doğru renk ve ışık seçiminin de filmin “amerikanvari” atmosferine yaptığı katkı yadsınamaz. Tabi bu amerikanvari çekim tercihini filmin artısı ya da eksisi olarak okumak tümüyle izleyicinin beklentisine kalmış. Ben kişisel olarak bu seçimden oldukça memnun kalanlar arasındayım.

Filmin büyük kısmının geçtiği ev ise oldukça iyi seçilmiş bir mekan. Uzun, karanlık koridorları, kasvetli eski eşyaları ve ürkütücü resimlerle kaplı duvarlarıyla ev adeta filmin başrol oyuncularından biri. Asıl oyunculara gelecek olursak, tüm oyuncuların üstüne düşeni yaptığını söylemek mümkün. Bu noktada Umur Turagay’ın özellikle çocuk oyuncu yönetiminde oldukça başarılı bir iş çıkardığı söylenebilir. Keşke Serkan Keskin de artık üstüne yapışıp kalan ve hatta karikatürleşen tipin biraz daha dışında resmedilmiş olsaydı.

Kadına karşı şiddeti, filmin ayaklarından biri yapmak, özellikle bu günlerde dikkat çekici olduğu kadar da riskli bir tercih. Neyse ki film bu noktada işin tadını kaçıracak bir ajitasyon hatasına ya da konunun hassasiyetini istismar etme tuzağına düşmüyor.

Filmin en talihsiz yanı ise kötü seçilmiş ismi. “Güzelliğin Portresi”, akılda kalıcı bir isim olmadığı gibi izleyiciyi korku-gerilim türünde bir film izlemeye de davet etmiyor. Yine de tek tip korku filmlerinden bıkmış tür izleyicisinin filme beyazperdede bir şans vererek yönetmen ve yapımcıları alternatif hikayeler seçmek için cesaretlendireceğini umarım.

*ani görüntü ve seslerle izleyiciyi korkutma taktiği

HENÜZ YORUM YOK