İçinde Yaşadığım Deri: ‘Dr. Almodóvarstein’ın Burjuva Ahlakı Soruşturması*

Pedro Almodóvar, daha çok politik-gerilim öyküleriyle tanınan Fransız yazar Thierry Jonquet’in Mygale¹ adlı çoksatar uzun öyküsünden uyarladığı son çalışması İçinde Yaşadığım Deri’yle (La piel que habito) modern bir Frankenstein çeşitlemesine imza atmış.

Ercan Dalkılıç  Ercan Dalkılıç

Geçmişte bir kaza sonucu eşini kaybeden plastik cerrah Lafargue’ın, (Antonio Banderas) zaten bunalımlı olan kızının bir partide tecavüze uğraması üzerine hazırladığı akıl almaz bir intikam planını anlatmaya koyulan film, yönetmenin her filminde olduğu gibi yine beden ve kimlik temaları etrafında şekilleniyor.

Aslında Douglas Sirk kökenli melodramatik bir sinema yapan yönetmen, bizim David Cronenberg’ten aşina olduğumuz bedensel deformasyon öğeleriyle bezediği eserini, Hitchcockyen bir gerilim diliyle yorumlamaya çalışmış bu sefer. Georges Franju’nun 1960 tarihli Eyes Without A Face (Les yeux sans visage) filmini de hayli çağrıştıran İçinde Yaşadığım Deri, burjuva ahlakını yeren alt metniyle de çok dikkat çekici.

Louise Bourgeois ve Titian’ın Venus of Urbino’su²

Bu açıdan bakıldığında The Boys from Brazil (1978) ve Luchino Visconti’nin Leopar (Leopard, 1963) gibi filmleriyle akrabalık bağı bulunan İçinde Yaşadığım Deri, kariyerinin başında hafif melodramlarla küçük burjuvanın yaşayışını taşlayan Almodóvar’ın, çoktan çökmüş olan burjuva ahlakına karşı yaptığı en sert eleştiri bugüne kadarki. Almodóvar, bir yandan burjuva ahlakının çürümüşlüğüne mercek tutarken, diğer yandan erkek egemen anlayışı da es geçmemiş. Kurbanın kastrasyonu, daha doğrusu cinsiyetinin trans edilişi, Žižek’çe söyleyecek olursak fantazmatik bir etki uyandırıyor.

Başta Vertigo (1958) olmak üzere birçok filme göndermelerde bulunan İçinde Yaşadığım Deri, süslü pop-art dekorları, Louise Bourgeois heykellerine yaptığı atıflar, duvarlardaki Titian tabloları ve en önemlisi İspanyol kompozitör Alberto Iglesias’ın gerilimi katlayan besteleriyle Almodóvar filmografisinin ve senenin en iyi filmlerinden biri bana kalırsa…

Notlar:

¹ Film birçok kaynakta geçenin aksine Thierry Jonquet’in “Tarantula” romanından değil, orijinal adı “Mygale” olan uzun öyküsünden uyarlanmıştır. “Tarantula”, eserin ikinci kez İngilizceye çevrisinde kullanılan isimdir.

² Kronos babası Uranos’un erkeklik organını, Gaia’nın kışkırtması sonucu, keserek dünyaya hükmetmiş ve sonradan kendi oğlu Zeus tarafından devrilmiştir. Uranos’un kesilen erkeklik organından yere düşen kanlardan Gigant’lar doğmuştur. Aynı organın denize düşen kanları ile spermasından Aphrodite (Venüs, Afrodit) doğmuştur.

³ İşbu yazı, 6 Ocak 2012 tarihli Aydınlık Gazetesi nüshasında “Modern bir Dr. Frankenstein hikâyesi” başlığıyla yayımlanmıştır.

* Yazının başlığındaki “Dr. Almodóvarstein” deyişi Sungu Çapan‘a aittir. Yazar deyişi 30 Aralık 2011 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan yazısında kullanmıştır. Çok hoşuma gittiği için ben de başlıkta kullanmak istedim. Bu vesileyle izinden yürüdüğümüz yazarlardan biri olan Sungu Çapan‘a da saygılarımızı sunmuş olalım.

İçinde Yaşadığım Deri

La Piel Que Habito

[xrr rating=5/5]

Yönetmen: Pedro Almodóvar

Senaryo: Pedro Almodóvar, Agustín Almodóvar, Thierry Jonquet (eser)

Oyuncular: Antonio Banderas, Elena Anaya ve Jan Cornet

Yapım: 2011 / İspanya / 117 dk.