İf İstanbul’da son 4 gün.

MALALA (Custom)

ADIMI MALALA KOYDU

Dünyaca ünlü aktivist Malala Yusufzay’ın hayat öyküsünü aktaran He Named Me Malala, Malala ismi kadar şüphe uyandırıcı bir belgesel. Taliban’ın kız çocukların eğitimini engellemesine tepki göstererek olayları Batı gündemine taşıyan ve 15 yaşında Taliban tarafından suikasta uğrayarak kafasından vurulan Malala’nın, ölümden mucizevî bir şekilde kurtulmasından sonra dünyaca ünlü ve etkili bir barış elçisine dönüşmesini Yusufzay ailesi ve Pakistan’ın Svat Vadisi’nde yaşananlar üzerinden ele alan film, Malala’nın bir proje ürünü olduğuna dair iddialardan ve 16 yaşında Dünya Barış Ödülü’nü almasının arkasındaki gerçekleri açıklamaktan uzak durarak hedeflediği PR çalışmasına odaklanıyor. Bir taraftan -15 yaşında olmasına rağmen- filozof edasıyla Nijerya’daki kızlara dersler verip ileride ne olmak istediklerini soran, Lübnan-Suriye hattında yaşananları hüzünlü gözlerle yerinde seyreden Malala, diğer taraftan Birmingham’daki mini sarayda ailesiyle mutlu mesut yaşayıp kâh özel uçaklarla Obama’ya kah İngiltere Kraliçe’sine ziyaretlerde bulunarak kafalardaki soru işaretlerini gidermekten çok arttırıyor. Evet, Malala güçlü bir figür, önemli bir mücadele veriyor fakat ulvi yanlar atfedip yücelten bir reklam belgeseline ayılıp bayılmak politik doğruculuğu aşan bir yaklaşım olacaktır.

maxresdefault (Custom)

İKİ ARKADAŞ

Son zamanlarda Atlantik’in öte yakasından sık sık ziyaretimize gelen erkekler için romantik komedi filmlerinin Fransız versiyonu olan Two Friends, Avrupai yapısının ve kötü emsallerinin faydalarını gören, keyifli bir film. Filmlerde figüranlık yapan Clément ile bir benzin istasyonunda pompacılık yapan yazar (!) Abel’in sıcak ve tuhaf dostluk hikâyesinin, denkleme sonradan dâhil olan Mona tarafından sınanmasını odağına yerleştiren film; şehri karakterleştirmedeki başarısı, biçimsel özellikleri, eylem ve söylem noktasındaki tutarlılığıyla sınıfı geçiyor. Ağırbaşlı bir dostluk filmi olan ve dozunda bir hayat muhasebesiyle güzel mesajlar ileten Two Friends, festivalin özgün işlerinden biri olarak farkını hissettiriyor.

maxresdefault (1) (Custom)

SIĞINAK

Festivalin merakla beklenen filmlerinden Der Bunker, başardıklarından ziyade başaramadıklarıyla dikkat çeken bir iş. Sorunlu bir ebeveyn-çocuk ilişkisi üzerinden başta Türkiye olmak üzere birçok ülkeye uyarlanabilecek bir eğitim eleştirisi getiren film, merkezindeki Freudyen okumalarla destekli aileden kopuş öyküsünü hedefe götürecek yöntem ve teknikleri seçmede sıkıntı yaşadığından zırhını deldirerek kendisini sorgulatıyor. Fikri yönden tıkandığı anlarda biçimsel denemelere girişen ve mizah kozunu masaya süren film, başarılı olamadığı gibi çağın çok gerisinde kalan semiyotik unsurlarının göz tırmalamasına neden oluyor. Belli bir seviyenin üzerine çıkmakta zorlanan Der Bunker, festivalin orta karar işlerinden biri olarak kısa süreli bellekte en fazla birkaç gün yer işgal edeceğe benziyor.

HENÜZ YORUM YOK