“Koleksiyon savaş alanında hiç bulunmamış askerlerin işidir!”

Son Kale / The Last Castle

II. Dünya Savaşı, üzerinden yarım asır geçtikten sonra artık tam anlamıyla bir popüler kültüre dönüşmüş durumda. Görünürde konuyla hiç bağlantısı olmayan sıradan insanlar tarih sahnesinde boy gösteren bu en büyük çatışmayla akademisyenlerden daha ilgililer. Onların besin kaynağı ise II. Dünya Savaşı konulu filmler, kitaplar, belgeseller, çizgi romanlar, modeller ve bilgisayar oyunları.


Askeri mahkeme kazandığı muharebelerle ve kahramanlıklarıyla bir efsane haline gelmiş, üstüne tecrübelerini içeren önemli bir de kitap yazmış General Irwin’in rütbesini sökmüş ve onu yüksek güvenlikli bir askeri hapishaneye göndermiştir. Hapishanenin komutanı Albay Winters için Irwin bir idoldür. Irwin’in yazdığı kitap kütüphanesinin baş köşesindedir. General hapishaneye teslim edildiğinde Albay onunla tanışıp bu kitabı imzalamasını istemek için Irwin’i odasına çağırtır. Kısa bir sohbetin ardından Albay kitabı getirmek için yan odaya geçer. O sırada Irwin, Albay’ın çok gurur duyduğu Amerikan İç Savaşı’ndan kalma silah ve mühimmat koleksiyonunu incelemeye koyulur. Albay elinde kitapla kapıda görüldüğünde, Irwin yanındaki subaya şöyle demektedir; “Koleksiyon savaş alanında hiç bulunmamış askerlerin işidir!” Albay bunu duyduğu anda kitabı elinden bırakır ve kitabı bulamadığını söyler. Film boyunca sürecek iktidar savaşının ilk işaretidir bu.

Savaşlar konusunda okumaya, seyretmeye, biriktirmeye meraklı savaş müptelaları insanın aklına Son Kale / The Last Castle filminde Robert Redford ve James Gandolfini arasında cereyan eden bu sahneyi getiriyor. Bu müptelaların en önemli ortak noktası gerçekten de, – erkek olmaları dışında tabi – herhangi bir askeri savaşın içinde yer almamış olmaları. Savaşın şiddetine, acılarına, heyecanına, coşkusuna doğrudan tanık olmadıkları için bu eksiklerini o savaştan arta kalan anılar, bilgiler ve yansımalarla kapatmaya çalışmaktadırlar sanki.

II. Dünya Savaşı’nı cazip kılan nedir?


Aslında konuya özel merakı olmayan kişiler bile insan doğasının en yıkıcı yönünün yansımasına ilgisiz kalamazlar. Bu da anlaşılabilir bir şey. Savaşlar yıkıcı olduğu kadar şekillendiricidir çünkü. Tarihin akışına müdahale ederler, geleceğe şekil verirler, ulusların, toplumların kaderini belirlerler. Tarihe, sosyolojiye, ekonomiye, psikolojiye birazcık ilgi duyan herkesin savaşlarla yolu eninde sonunda kesişir. Ama savaş popüler kültürünün asıl tüketicileri maceraperestler, kitap kurtları, sinema severler, çizgi roman hastaları, bilgisayar oyunu fanatikleridir.

ikinci dünya savaşıDünya tarihindeki tüm savaşlar ilgi çekicidir. Ama hiçbir savaş II. Dünya Savaşı kadar insanların ilgisini çekmemektedir. Yalnızca en yakın tarihte gerçekleşen en büyük savaş olduğu için mi? Bu yanıt tek başına yeterli olamaz. İkinci Dünya Savaşı’nı bu kadar cazip kılan öncelikle başta Adolf Hitler olmak üzere savaşın başrol oyuncularıdır. Hitler bir meczup olsa da, bir ulusu peşinden sürükleyebilecek, hem de yanlış bir adrese doğru sürükleyebilecek karizmaya sahip olmasıyla, tarih sahnesine çıkan en acayip, en çılgın karakterlerden biri olarak değerlendirilmeyi hak etmektedir. İnsanlar merak etmektedir ister istemez bu sıra dışı adamı. Bu yüzden yazdığı Kavgam (Mein Kampf) hiçbir değer taşımamasına, saçmalıklardan ibaret olmasına rağmen dünyanın en çok satan kitaplarından biridir. Yalnızca Hitler değil onun yakınında yer alanlar da aynı şekilde ilgi çekmektedir. Haklarında onlarca film ve belgeseller yapılmaktadır. Bunlar filmin kötü adamlarıdırlar belki ama yine de ilginin odak noktasıdırlar, tıpkı kötü adamın öne çıktığı bazı Hollywood filmlerinde olduğu gibi. Yalnızca Alman tarafında değil, müttefikler tarafında da Churchill gibi, Stalin gibi tarihe geçmiş karizmatik kişiler vardır.

II. Dünya Savaşı’nın bir popüler kültür olarak cazibesini artıran bir diğer önemli etken bu savaşta kullanılan teçhizat, silah ve araçlardır. İncelendiğinde estetik anlamda çok başarılı tasarımların karşımıza çıktığı görülebilir. Bu anlamda II. Dünya Savaşı sonrası askeri modelciliğe büyük bir talep olmasına şaşmamak gerekir. Özellikle Almanya tarafındaki tasarımların oldukça fütüristik olduğu dikkat çeker. George Lucas’ın Star Wars filmlerinde İmparatorluk ordusunu yaratırken bu tasarımlardan etkilenmesinin anlaşılmayacak bir yanı yoktur. II. Dünya Savaşı maketlerine, oyuncaklarına bu kadar büyük ilgi olmasının altında yatan biraz da budur. Alman tasarımlarının çok akılda kalıcı olmasının bir nedeninin de bu tasarımları bilinç üstünde altında “büyük kötülük” kavramıyla özdeşleştirmiş olmamız olduğu unutulmamalıdır.

Yeni bir popüler kültür dalı


II. Dünya Savaşı’nı kazanan müttefik ülkeleri arasında yer alan Amerika ve İngiltere’nin, çok geniş anlamıyla dünya medyası ve ticari döngüsü üzerinde en büyük etkiye sahip iki ülke olmasının da II. Dünya Savaşı popüler kültürünün bu derece yaygın olmasında azımsammayacak derecede etkisi vardır. Özellikle ABD bu savaşta kazandığı “muhteşem” başarıyı, ucu pek uzaklara gitmeyen tarihlerinin en büyük PR malzemesi yapmayı çok iyi becermiştir. Galip ülkelerin bu anlayışta II. Dünya Savaşı konusunda ürettikleri kahramanlık romanları, çekilen sinema filmleri ve en önemlisi çizgi romanlar yavaş yavaş yeni bir popüler kültür dalının oluşmasını sağlamıştır: II. Dünya Savaşı.

Savaşın kitapları….


II. Dünya Savaşı gibi dünyanın geneline yayılmış, pek çok ulustan insanı içine çeken bir savaşın olağanüstü hikayeler barındırması kaçınılmaz olsa gerek. Bu konuda yazılmış romanların ve bu romanlardan uyarlanan filmlerin çok fazla olması da keza… Savaş romanları savaş meraklılarının vazgeçemediği bir üründür. Bu ürün dalında II. Dünya Savaşı’na bizzat katılan yazarların yazdığı romanların başı çektiğini söylemek gerekir. Ama bir yazar vardır ki özel olarak değinilmeyi hak eder; Sven Hassel.

Sven Hassel diğer çoğu savaş romanı yazarı gibi savaşı çok yakından tanıyan biri. Oldukça ilginç bir yaşam öyküsü var Hassel’in. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Almanya’da yaşayan işsiz güçsüz bir Danimarkalı olan Hassel, çaresiz kalıp Alman ordusuna yazıldı. Yönetimin Hitler’in eline geçmesinden sonra firar etmeye kalkıştı. Bunun üzerine yakalandığında “Lanetliler Taburu” adı verilen savaşın en çetin mücadelelerinin verildiği cephelere sürülen bir disiplin birliğine verildi. Savaş bittiği zaman bu tank birliğinden hemen hemen hiç kimse sağ kalmamıştı. Altı bin kişiden hayatta kalan birkaç şanslı kişiden biriydi Hassel. En ünlü romanı olan Lanetliler Taburu’nda bu öyküyü anlatmıştır. Sven Hassel savaşın tüm anlamsızlığını ve şiddetini duyurmak için ölen arkadaşlarına söz vermişti. Sözünü tuttu ve birbiri ardına sayısı on üçü bulan bir dizi savaş romanı yazdı. Hepsini de yaşanmış olaylardan esinlenerek yazmıştı. Hassel’in her romanında “Lejyoner”, “Moruk”, “Küçük Kardeş” gibi takma isimlerle karşımıza çıkan kişiler gerçektir ve olaylar tarihsel belgelere dayanmaktadır.

sven hasselE Yayınlarından Çıkan Sven Hassel Kitapları
1. Lanetliler Taburu
2. Askeri Mahkeme
3. Dehşetin Tekerlekleri
4. Paris’i Yakın
5. SS Generali
6. Monte Cassino Cehennemi
7. Sınır Taburu
8. Ölümün Kanlı Yolu
9. Komiser
10. Gestapo Karargahı
11. Cehennem Krallığı
12. Cephe Arkadaşlığı
13. Onlar Ölürken
14. O.G.P.U. Hapishanesi

Hangi kitaplar okunabilir?

1. Nazi İmparatorluğu (3 Cilt) / William L. Shirer / İnkılap
2. 1940’lar / Nick Yapp / Literatür
3. Hitler’in Fedaisiydim / Rochus Misch / 3nokta
4. II. Dünya Savaşı Tarihi (2 Cilt) /Sir Basil Liddell Hart / Yapı Kredi
5. Hitler’in Generalleri Konuşuyor (2Cilt) / Kastaş*
6. Çöl Tilkisi Rommel / Paul Carrel / Kastaş
7. Stalingrad Siperlerinde / Viktor Nekrasov / Kastaş
8. Panzer Birlikleri / K.J. Macksey / Kastaş
9. II. Dünya Savaşı / R.A.C. Parker / Dost
10. D-Day 6 Haziran 1944 / Stephen Amrose / Kastaş

...
* Bir dönem Baskan Yayınları’nın yayımladığı II. Dünya Savaşı
özel serisi şimdi Kastaş’tan çıkıyor.

Özel bir yazar, özel bir kitap:
Kurt Vonnegut Jr. ve Mezbaha No: 5

O kadar çok kişinin en sevdiği yazardır ki Kurt Vonnegut Jr. denilebilir ki dünyanın en iyi yazarıdır. Dünyanın en iyi yazarı olma kriteri çok belirsiz, görecelidir. Onun için bir yazar için böyle bir şey söylemek elbette onu dünyanın kesinkes en iyi yazarı yapmaz. Ama hakkında böyle iddialı bir şey söylenmesi onun ne kadar büyük bir yazar olduğunun önemli bir göstergesidir. Nihayetinde dünyanın en iyi yazarı olduğunu iddia edebileceğiniz kaç yazar vardır ki…

1922 yılında doğan Alman asıllı Amerikalı yazar II. Dünya Savaşı’nda orduya katılmış ve Avrupa’ya savaşmaya gelmiştir. Savaşın sonlarına doğru Almanlar’a esir düşer Vonnegut. Dresden’de esir tutulduğu sırada müttefiklerin bu şehri bombalarla yerle bir etmesine bizzat şahit olur. Vonnegut Dresden’den kurtulan yedi savaş esirinden biridir. Bu travmatik deneyim Vonnegut’u derinden etkiledi. Yazar tarihin en büyük kıyımlarından birinin gerçekleştiği Dresden bombalanmasını (Geleneksel bombalar kullanılmasına rağmen, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından daha fazla ölüme – yaklaşık 120.000 kişi – neden olan bir bombardımandı bu.) Mezbaha No 5 / Slaughterhouse-Five romanına taşıdı. Ülkemizde e Yayınları tarafından yayımlanan roman ona büyük bir ün ve saygınlık getirdi. Roman 1972’de George Roy Hill tarafından sinemaya da uyarlandı.

Savaşın sineması…

Galip ülkelerin sinemayı zaferlerini tüm dünyaya anlatmak için başarıyla kullandıklarını söylemiştik. Özellikle ABD’nin sinemanın gücüne ne kadar inandığını gösteren ilginç bir olayı anlatalım. Savaşın hemen ardından yenik devletlerin sinemayı benzer bir şekilde kullanmamaları sağlamak galip devletler için önem arz eden konulardan biriydi. Müttefikler faşizmin izlerin bu ülkelerin kültüründen silmek, onların dünyayı zararlı bir yıkıma sürükleyebilecek görüşlerini yaymasına engel olmaya kararlıydılar. Bunu sağlamak için yenik ülkelerin sinemasının yeniden kurulma aşamasını askeri ve sivillerden oluşan komisyonların kontrol etmesine karar verildi. Müttefik Film Kurulu başkanı Amerikalı Amiral Stone kırsal ve faşist bir ülke olan İtalya’nın bir film endüstrisine ihtiyacı olmadığını savunuyordu. Neyse ki İngilizler bunun Hollywood hegomanyasını kurmaya yönelik bir tavır olduğunu anlayıp bu görüşe katılmadılar.

ABD 1950’li yıllardan 1970’e kadar sayısız savaş filmi çekti. (Öncesinde ve sonrasında da çekildi ama ses getiren filmler bu aralığa aittir daha çok) Yıldız oyuncuların rol aldığı bu filmler seyirciden büyük ilgi görüyor, Amerikalıların milliyetçilik duygularını pekiştiriyor, galip ülke olma gururlarını okşuyordu. Tüm dünyaya yayılan bu filmler muzaffer bir ulusun reklamını mükemmel bir şekilde yapıyordu. Ayrıca en çok seyirci potansiyeline sahip olan macera filmleriydi. Ve macera için bir savaştan daha iyi bir ortam düşünülebilir mi?

II. Dünya Savaşı’nın sinemaya yansıyan bu yüzü hakkında çok kalın bir kitap yazılabilir. Onlarca film adı versek de mutlaka geride unutup ayıp ettiğimiz bir film kalabilir. Birkaç tanesini hatırlayıp ağzımızı tatlandıralım yine de. Çöl Tilkisi Rommel’e karşı verilen mücadelenin anlatıldığı Tobruk, Almanların dev toplarını yok etmeyi amaçlayan cesur askerlerin öyküsünün anlatıldığı Navaron’un Topları, bir istihkam hikayesi Kwai Köprüsü, Alman subaylarına suikast yapmak üzere idamlık mahkumlar arasından seçilen bir grup askerin maceralarının anlatıldığı Belalılar Takımı, Sam Peckinpah klasiği Şeref Madalyası, yıldızlar topluluğunun sahne aldığı Savaş Köprüleri, çok yönetmenli film Tora! Tora! Tora! ve Spielberg imzalı Er Ryan’ı Kurtarmak

Hangi filmlere kolay ulaşabilirsiniz?

Amazon.com’a parası yetmeyenlere ya da beklemeyi sevmeyenlere ülkemiz mağazalarında ve e-ticaret sitelerinde satılan bazı II. Dünya Savaşı filmleri…

1. Naziler – Tarihten Bir Uyarı / The Nazis – Tarihten Bir Uyarı (Belgesel)
2. Fedailer Treni / Von Ryan’s Express
3. The War Lover
4. Ike Normandiya 1944 / Countdown to D-Day
5. Kartal Yuvası / Where Eagles Dare
6. Belalılar Takımı / The Dirty Dozen
7. Büyük Kaçış / The Great Escape
8. Kwai Köprüsü / The Bridge Over the Kwai
9. Azizler ve Askerler / Saints and Soldiers
10. Force 10 From Navarone
11. Stalag 17
12. Er Ryan’ı Kurtarmak / Saving Private Ryan
13. Bir Zamanlar Askerdik / Once We Were Soldiers
14. Hamburger Tepesi / Hamburger Hill
15. U-571

16. Şeref Madalyası
17. Kartal Kondu / Eagle Has Landed

Ne yapıp edin bu filmleri seyredin?

1. Tobruk
2. Navarone’un Topları / Guns of Navarone
3. Savaş Köprüleri / A Bridge Too Far
4. Tora! Tora! Tora!
5. Kapıdaki Düşman / Enemy at the Gates
6. Kelly’s Heroes
7. Atina’ya Kaçış / Escape to Athena
8. Patton
9. En Uzun Gün / Longest Day
10. Das Boot
11. The Desert Rats
12. Raid on Rommel
13. Yaban Kazları / Wild Geese
14. Sahara
15. The Desert Fox
16. Anzio
17. Kartal kondu / Eagle Has Landed
18. Midway
19. İnce Kırmızı Hat / Thin Red Line
2o. Sands of Iwo Jima

Çizgi Roman

sergeant rockSüper kahramanların hegemonyası altındaki Amerikan çizgi romanında II. Dünya Savaşı pek fazla şans bulamamış bir konudur. Ama yine de önemli örneklerine rastlamak mümkündür. II. Dünya Savaşı konulu en önemli çizgi roman DC Comics’den çıkan Joe Kubert imzalı Sgt. Rock’dır. Sergeant Rock savaş sonrası yaratılmış bir ürün olsa da (1959) savaş çizgi romanlarının çeşitlenmesine ve dünya çapında yayınlanmasına II. Dünya Savaşı neden olmuştur. Aynı insanlar gibi silah altına alınan çizgi roman da ülkesi için elinden geleni yapmayı amaçlıyordu.

1942’de ABD’de George Baker’ın yarattığı The Sad Jack, David Berger’in 1942’de yarattığı G.I. Joe ve Milton Caniff’in kaleminden çıkan Male Cull Amerikan askerlerini desteklemeye yönelikti. İtalya’da da savaş çizgi romanları arttı. Özellikle Kurt Ceasar’ın Romano il Legionario’su büyük ilgi topladı. Naziler de boş durmadılar tabii. 1943 – 44 yıllarında Fransa’da ilk işbirlikçilerle birlikte 100.000’lik tiraja ulaşan Temeraire adlı bir dergiyle gençleri kandırmaya çalıştılar. Savaştan sonra içerdikleri şiddet öğeleri nedeniyle yaratıldıkları ülkelerde bile eleştirilmeye başladılar. Solukları yavaş yavaş kesildi, ama çizerler ilerleyen yıllarda da savaş çizgi öyküleri çizmekten geri durmadılar.

Joe Simon’ın yarattığı Jack Kirby’nin çizdiği Kaptan Amerika’da (Captain America) Sgt. Rock’la aynı dönemde yayınlanmaya başladı. Kötü adamın Adolf Hitler ve Naziler olduğu bu seride Kaptan Amerika özel bir formülle üstün güçler kazanmış Birleşik Devletler ordusuna bağlı bir askerdi. Bir dönem Türkiye’de de yoğun bir şekilde satılan Savaş çizgi romanları ise bu serilerden farklıydılar. Her macerada yeni karakterlerin olduğu, farklı öykülerin anlatıldığı İngiliz menşeili bu II. Dünya Savaşı konulu çizgi romanlar daha gerçekçi hikayeler anlatıyordu. Kahramanların sıkça öldüğü hikayelerdi bunlar.

Modelcilik

Türkiye’de sayısı hiç de az olmayan sayıda modelci/maketçi var. Bu modelcilerin en sevdikleri dönemlerden biri de II. Dünya Savaşı. Bu savaşta kullanılan uçakların, tankların ve diğer araçların yanı sıra, akıl almaz ayrıntılara sahip savaş sahnelerinin modellerini bulmak mümkün. Sizin tek yapmanız gereken kutularından çıkan küçük parçaları üzerindeki numaraları dikkate alarak ve kutudan çıkan talimatnameye bakarak bir araya getirmek. Modeli bir araya getirdiğinizde işiniz bitmiyor tabi. Bir de bunun boyama aşaması var. İşin zor ama zevkli kısmı. İster kutunun üstündeki resmi dikkate alırsınız, ister hayal gücünüzü kullanırsınız. Ya da dedektifliğe soyunur o döneme ait görsel malzemeler bulmaya çalışırsınız. Sahaflardan ya da internet üzerinden bu konuda faydalanacağınız II. Dünya Savaşı’na ait fotoğraflar ya da çizimler içeren kitapları bulmak zor da olsa mümkün. Bu adres (www.modelsitesi.com) modelciliğe başlamak isteyenler için faydalı olabilir.

Bilgisayar Oyunları

II. Dünya Savaşı’nı bilgisayar dünyasına yansıması da var elbet. Çoğunlukla FPS (first person shooter) tarzı oyunlar bunlar. Strateji oyunlarına da rastlanmıyor değil. Şu sıralar en popüler oyunlar şunlar.

1. Call of Duty
2. Call of Duty 2
3. Medal of Honour Allied Assault
4. Übersoldier
5. Commandos
6. Company Of Heroes

Faydalı internet adresleri

1. www.historynetshop.com
2. www.military.cz
3. www.firstworldwar.com
4. www.grolier.com/wwii/wwii_mainpage.html
5. www.wwiiguns.com
6. www.a2armory.com
7. http://ww2db.com
8. www.reenactor.net/main_htmls/ww2.html
9. www.worldwar-2.net
10. www.usswashington.com

En Çok Onların rating’i var!

II. Dünya Savaşı birçok ismi iyi ya da kötü anlamda ünlü yaptı. Bu karakterlerden bazıları, haklarındaki kitaplar, filmler ve araştırmaların fazlalığıyla biraz daha öne çıkıyor.

1. Adolf Hitler
2. Josef Stalin
3. Winston Churchill
4. Franklin D. Roosevelt
5. Erwin Rommel
6. Rudolph Hess
7. Joseph Goebbels
8. Heinrich Himmler
9. General George S. Patton
10. Herman Göring

Paylaş

14 YORUMLAR

  1. Çalışmanız için tebrik ederim.

    Sven Hasselin herhalde hemen hemen tüm eserlerini okumuşumdur.

    Lanetliler Taburu, meşhur Batı Cephesinde Yeni Birşey Yok' un güzel bir ikinci dünya savaşı uyarlamasıdır, neredeyse karakterler bile birbirine benzer.

    Diğer kitapları için ise, aynı anda hem rus steplerinde hem monte cassino sırtlarında, hem parisde olamayacaklarına göre sanırım baştan aşağı güzel bir hayalgücü ve satan bir formülün peşinden giden iyi bir hikayeci ile karşı karşıyayız.

    İkinci bir not, yanlış hatırlamıyorsam yaban kazları ikinci dünya savaşında geçmiyordu, ama bu filmi ilk çıktığı yetmişlerde bir çocukken seyrettiğim için, yanılıyor da olabilirim.

    Son not, sizi kıskandırmak için, almanyadaki bir arkadaşımdan orjinal bir ikinci dünya savaşı alman miğferi bulduğumu biliyormusunuz? üzeirndeki infanterie amblemleri ile beraber. doğu avrupadaki bit pazarlarında da güzel şeyler bulunabiliyor bu konuda, miğferler, lutwaffe ve ss subay şapkaları, vb vb… Acaba siz internetten sipariş verilebilecek adresler biliyormusunuz?

  2. Yaban Kazları'nın II. Dünya Savaşı konulu olmadığı konusunda haklısınız. Hikaye Afrika'da bir diktatöre karşı operasyona giden bir grup paralı asker etrafında gelişiyordu gerçekten. Bu hata da yazının nazar boncuğu oluversin artık.

  3. Adolf Hitler' in hastalıklı ve bir okadar da karizmatik bir kişilik olduğu su götürmez. Ancak koskoca bir ulusun bir hitabet dahisinin ardına takılmasını Amerikan sinemasındaki gibi "kötülük" eitketiile geçiştirmek bence yetersiz. Bu konunun tabu olmaktan çıkıp bilimsel bir şekilde ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Çizgi romanlarda, filmlerde, kitaplarda siyah ve beyaz olabilir. Ama gerçek hayatta gerşey grinin farklı tonlarıdır… Sinema endüstrisi elininin altında olduğu için tüm Dünya'ya tarihsel gerçekleri kendi istediği gibi anlatma hakkı var mıdır?

  4. Çünkü onlar "savaş filmi" değil öncelikle. Elbette savaşın filmleri onlar da… Ama bu listeler daha çok ağır mililitarist filmlere ayrıldı. Yoksa ne nazi ne de militarizm sempatizanıyız… Keşke savaşlar hiç olmasa ama… Savaş hayatın bir gerçeği, tıpkı insanların iyi kadar kötü de olabilme potansiyelleri gibi…

  5. Size bir şey söyliyeyim mi bu yazı beni tam can evimden vurdu:) 2. Dünya Savaşıyla ilgili herşeye, özellikle filmlere bayılırım ve hakikaten "uzmanından bir sinema sitesinde " uzmanca bir çalışma yapmışsınız. Elinize sağlık!

    Hımm.. Bu tavsiye edilenler arasında seyretmediğim filmler var…Hemen bulmalıyım…Şahane listeler bunlar yaa … Sağolun!

  6. Bilirsiniz Amerikalilarin çektiği 2. Dünya Savaşına ait filmlerde mutlaka Alman ordusunda sadist bir bir SS komutan vardır. İngiliz ve Amerikalilar ise hep kahramandir:)

    Amerikaliların çektiği filmleri seyredince , bu savaşta en fazla Yahudiler ve Amerikalilar ölmüşler kaanatine varıyordum.Sonra konuya inceden dalıp en büyük kayıbı Sovyetler Birliği'nin verdiğini öğrenince şaşırmıştım…

  7. Bu yazıyı okuduğum gün tatile gidecektim. Hımm…Ama Bu filmleri seyretmeliydim… Hemen "ne yapıp edin bu filmleri seyredin "denilen listeyi kopyalayıp msn den dvd cime(!) yolladım… ( evet ,sigortacım,doktorum,avukatım der gibi her sinema severin bir de iyi bir dvd cisi olmalı öyle değil mi:)

    – Fatihcim bu filmleri hemen bi bulabilsen bana acil tarafından olur mu? diye yazdım.

    -!!!!!!

    – Nolduuu?

    – Bu film listesini nerden buldunuz?

    – Hımm… Tersninja diye bir sinema sitesi var da orada yazıyordu…

    – Ninja ve uzakdoğu filmleri ile ilgili bir site mi bu?

    – Yooo… Değil … Sahibi ninja seven ters biri olmalı:))

    -Yaa…

    -Hihhi… Sanırım… Neyse bırakşimdi bunları … Çok acele bu filmleri almam lazım!

    – Ne bunlar ablacım…Hiçbiri elimde yok …

    – Offff!!! Biliyordum…Peki bulmaya başla hemen noooolurrr?

    – Bi dakka Kapıdaki Düşman varmış…

    – Heyy ! Hallediver…Geliyorum…

    Hımm… Neden istediğim herşey hemen hazır olmuyor!Dvd cimi değiştirmeli miyim? Neyse hemen harcamayayım çocuğu… Napalım…Filmlerden birini buldu işte di mi:) Biliyorum ki haledecektir hepsini…

    Aklım ve gönlüm çelindi bir kere ve kafama koydum…Mutlaka 2. dünya savaşı konulu filmleri seyredesim geldi.. Evdeki filmleri karıştırdım… Heyy..Yaşasın… Evde de Kwai Köprüsü, Büyük Kaçış var… Hihhi.. Yaşım çıktı ortaya…Bu fimler ancak benim yaşımdakilerin evinde vardır:) Daha önce seyretmiş olduğum filmleri tekrar seyredecegim napayım yani… Ohooo… Alışkınım ben bu duruma… Aynı filmi dört beş kez seyretmem mümkündür bu ne ki… Hatta canım sıkıldığında , üzgün yada keyifsiz olduğumda ilaç yada anti depresan niyetine defalarca seyrettiğim acil durum filmlerim vardır:))

    Neyse …Mutlu son! Tatilde bu üç filmi seyrederek biraz da olsa muradıma erdim… Harikuladeydi hepsi de … Ayrıca tersninja da tavsiye edilen iki kitabı da okudum… Hakan Günday ın Zargana’sı ve İhsan Oktay Anar’ın Suskunlar’ı… Hımm… İnanılmaz bir üç günlük tatildi…

    Güneş…Deniz…3Film ve 2 Kitap… Teşekkürler Tersninja! Teşekkürler Landlord!

    Bu arada tatilden döndüm ki filmlerim hazır…

    Sevgili Halil Erdem Tobruk bile var…

    Söyleyin adresinizi göndereyim isterseniz size…

    Ne de olsa tersninja kardeşiyiz öyle değil mi

  8. hitler iyi hatip midir ünlü sözü var mıdır iyi bir ekonomi politikacısı mıdır hilesiz bir siyasi zafer kazanmış mıdır bi kere ben hitlerin öyle bi sözünü bilmiyorum ekonomide almanlar aç kalmıştır devlet paraları şirketlere gitmiştir o parlemento yangını toplama kampları hepsi hiledir yeteneği propagandadır bilinçaltına zeki babayiğit kurnaz ve halkı düşünen ve onlardan çekinen biri olarak görülmektedir ve mussolini'nin hitler'den eksik yanı yoktur fark yapılan propangandadır mussolini'nin yukarıda giydiği üniforma bence kurnazlığı bencilliği babayiğitten çok büyük bir insan olarak göstermektedir bu yüzden mussolini prens ise hitler kraldır

  9. öncelikle güzel bir çalışma olmuş ellerinize sağlık; fakat bi kaç noktaya değinmek istiyorum,.

    öncelikle son kale filminde vurgulanmak istenen bence savaşın ve liderlik yeteneklerinin sadece savaş alanın da degil her yerde hatta kişinin kendisiyle (ki general askerlerinin ölümünden dolayı kendini suçlamış ve kendisiyle bir savaş halindedir) dahi savaşabileceğini vurgulamıştır,neden liderlik yeteneği olmayan yönetici konumunda ki birinin kolleksiyonculuk yaparak bu eksikliğini bastırmaya çalışmasına bu kadar takıldığınızı ve buna vurgu yaparak yazının ana temasını oluşturdunuz merak ettim,

    ayrıca elbette 2.dünya savaşı popüler kültürün ilgisini çeker , tarihteki hiç bir savaşta bu kadar ayrıntı yoktur ve 2.dünya savaşı gerek savaş sırasındaki teknolojik ve ideolojik gerekse savaş sonrası sınırların çizilmesi ile günümüz yaşam tarzımızı belirlemektedir,bir de bulunduğumuz çağda kitleler tepkilerini kitlesel değil bireysel dile getirmektedir ki bunun sebebi globalleşme diye adlandırdığımız tüketimin en son geldiği noktadır,18-19.y.y.larda kapitalizmin emperyalizme dönüşmesiyle kitlesel tepkiler varken bunun yerini globalizm almış ve tepkiler bireyselleşmiştir,bunu kimi zaman anarşizm,sosyalizm,nihilizm,fundamantalizm ve en uç nokta olarak da nasyonal sosyalimz kısaca nazizm olarak gösterir.

    modelcilikle hiç uğraşmadığınız yada yapmadığınız belli; neden modelciler 2.dünya savaşına bu kadar ilgi gösterir? aslında tek bir savaşa degil bütün savaş araçlarına ilgi duyarlar çünkü bi tank yada gemi ve uçağın aytıntıları modern arabanın yada motorun ayrıntılarından fazladır, bir modelci için de ne kadar çok ayrıntı varsa o model o kadar güzeldir,ayrıca figürlerin olmasının sebebide bu dur, yapımı en zor model figür modelidir, ayrıntılarının tamamı kişinin kendine baglıdır ve el becerisi , yaratıcılık ister.sanırım siz modelciliği legolarınızla karıştırdınız, bi çok modelci tanıyorum ki t.c. ordusunun ve aselsan ,thy gibi bi çok kuruluşun maket ve modellerini alçı,karbon fiber gibi malzemelerle yapıyor ve bu kuruluşların yurtdışındaki seminer ve sergilerde temsil edilmesine yardımcı oluyor , bunları yapan insanlar sizin deyiminizle numaralara bakarak modeli yapıp sonra da resimlere bakarak boyamadan bu noktalara gelmişlerdir,

    elbette sizin listenizdeki liderler bu gün popülerliklerini korurlar, bu günkü orta doğu sorunları, avrupada ki devletlerin sınırları, avrupa birliği, israil, afrika da devletlerin kurulması,soğuk savaşın başlaması ve bi çok günümüz olayları bu adamların o dönemde verdiği kararların etkileri ve sonuçlarıdır,

    son olarak elbette savaş ve savaş sanatları ile erkekler ilgilenicek ve erkekliklerini buralarda arıyacaklardır, çünkü avcı toplayıcı insan toplumunda kadınlar toplayıcı erkeklerde avcı -savaşcıdır,.

  10. bir arkadaş Hitler’in sözleri varmı demiş işte sözler;

    Ancak bir deve iğnenin deliğinden geçtiğinde büyük bir insan seçimle iş başına gelebilir.

    Beceri ve yetenek eğitimin bir ürünü değildir. Bu yetenek kişide doğuştan vardır. Yani bu Tanrı’nın bir lütfudur.

    Ben Dünya’ya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim.

    Bir gün gelecek, yahudileri tamamen ortadan kaldıramadığım için bana küfredeceksiniz.

    Diktatör, bisikletle giden adama benzer durursa devrilir.

    Dünyanın altını üstüne getiren büyük olayların tamamı yazı ile değil sözle meydana getirilmiştir.

    Düşünce özgürlüğü tüm kötülüklerin anasıdır.

    Eğer bir millet özgür olacaksa; gurura, irade gücüne, meydan okumaya, nefrete, nefrete ve yine nefrete ihtiyaç duyar.

    Eğer savaş kaybedilmişse halkı da kaybetmenin hiç bir önemi yoktur.
    Hayat güçsüzlüğü affetmez.

    Her kim bize karşı ayaklanırsa kendisini ölü kabul etmelidir.

    İnsanlığın bir gün büyük mücadelelere neden olacağı kuşkusuzdur. Sonunda varolma içgüdüsü galip çıkacaktır. Budalalık, korkaklık ve kendini beğenmişlikten oluşan insanlık bu içgüdü karşısında eriyip gidecektir.
    İşgal altındaki topraklarımız anavatana ateşli protestolarla değil, kılıcın indirdiği zafer darbeleriyle katılabilir.

    Liderlik insanları tek bir düşman üzerinde toplamak ve bu dikkatin bozulmadan devam etmesini sağlama sanatıdır.

    Mustafa Kemal; bir millet, bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.

    Politika, yapılan tarihtir.

    Savaşta her zaman kaybeden taraf suçludur haklı olsa bile.

    Siyasi kuruluşlar birbirleri ile karşılıklı çıkarlarından dolayı göstermelik anlaşırlar.

    Benim felsefi doktrinim dünyayı tekrar mutlu bir şekilde yaşatacak güce
    sahiptir. Böyle bir idealde elbetteki geçici anlaşmalara yer yoktur.

    Şeref ve namustan yoksun milletler ergeç hürriyet ve bağımsızlıklarını kaybederler.

    Yalan ne kadar büyükse, inananı da o kadar çok olur.

    Yaşama hakkın mücadele gücün kadardır.

    Zayıfa acımak doğaya ihanettir.

    İşgal altındaki topraklarımız anavatana ateşli protestolarla değil, kılıcın indirdiği zafer darbeleriyle katılabilir.

    Şeref ve namustan yoksun milletler ergeç hürriyet ve bağımsızlıklarını kaybederler.

    Eğer bir millet özgür olacaksa;gurura,irade gücüne,meydan okumaya,nefrete,nefrete ve yine nefrete ihtiyaç duyar..

    Mustafa Kemal; bir millet, bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.

    İnsanlığın bir gün büyük mücadelelere neden olacağı kuşkusuzdur. Sonunda varolma içgüdüsü galip çıkacaktır. Budalalık, korkaklık ve kendini beğenmişlikten oluşan insanlık bu içgüdü karşısında eriyip gidecektir.

    Ben Dünya’ya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim.

    Gerçek deha, yaratılıştan var olandır.Hiçbir zaman terbiye veya eğitimle deha olunamamıştır.

    Milletlerin mahvolmasına sebep savaş kaybetmek değildir. Asil ve saf bir kanda bulunan direnç kuvvetinin yok edilmiş olmasıdır. Saf ırk olmayan herşey rüzgarın götüreceği bir saman çöpünden ibaret olacaktır.

    En uygar ırkın temsilcileri daha aşağı konumda sürünürken, kökeni açısından yarı maymun olan bir varlığı, örneğin avukat olarak eğitmek caniyane bir çılgınlıktır.

    Demokraside; gücün ve enerjinin vazgeçilmez hakkı olan imtiyazlardan, işe yaramaz kalabalıkların sayıca çokluğu uğruna fedakarlık ediliyor.

    Siyasi partiler karşılıklı menfaatleri söz konusu olunca birbirleri ile anlaşabilirler. Felsefi doktrinler ise asla anlaşamazlar. Hatta siyasi partiler karşıtlerı ile de anlaşmaya varırlar. Felsefi doktrinler ise kendilerini hiçbir zaman “hata işlemez” şeklinde tanımlarlarlar.

    Anlamıyorsunuz: Biz, yalnızca bir gübre yığınının üzerinden mıknatıs geçirip, buyığında ne kadar demir bulunduğunu ve mıknatısın çekimine tutulup tutulmayacaklarını öğrenmek istiyoruz.

    … halk kitlesi güçlü olanı ve efendiyi, ricacıya tercih eder; sınırsız özgürlük bağışlayanların yerine, kendisinden başka hiçbir görüşü kabul etmeyen bir öğretinin savunucularına güvenir. Özgürlük ve hoşgörü halkta ilgisizlik yaratır. Halk hürriyeti ne yapsın? Halk üzerinde hiç çekinmeden bir düşünce terörü uygulamalı ve onun özgürlükleri üzerinde söz sahibi olunmalıdır. Bu baskı onun için önemsizdir. Uygulayanların yanlışlarını görmez. Halk baskı ve terörün yalnızca dış yüzünü görür, bundan dolayı güce daima eğilim gösterir.

    “Şiddet sonuca götüren bir yöntemdir, ancak bir hayvan terbiyecisinin hayvanını kontrol edebilmesi için gereksinim duyduğu psikoloji denen şey şiddet kadar önemlidir.”

  11. Walküre(Valkyrie) oprerasyonuda izlenmeye değer bir filmdir ve 20 temmuz suikastini anlatmaktadır. ben bu filmde Alman barış severlerin çokluğu, yedek ordunun varlığı, Hitleri'in ölümü halinde neler planlandığını, hitlerin nekadar ballı olduğunu, ve kusursuz hazırlanmış bir planın acele yüzünden başarısız oluşunu öğrendim. tavsiye ederim.

  12. İlgi merakı, merak araştırmayı, araştırma öğrenmeyi, öğrenme saygı duymayı tetiklemiştir şahsımda… WWII ve 3. Reich hakkında yüzlerce saat belgesel ve film izlemiş ve on binlerce sayfa doküman okuyup araştırmış biri olduğumu belirtmek isterim. Konu ne olursa olsun merak ettiğiniz ve öğrenmek istediğiniz her hususta bu birikimimi sizinle paylaşmak isterim…