Her biri dudak uçuklatan, insanoğlunun hayal gücünün sınır boylarında dolaşan, engin alt metinler ve karşı okumalarla bezeli filmleriyle Avrupa Seks ve Korku Sineması’nın zirve noktasını temsil eden Jesus Franco, burun kıvrılan ve ısrarla görmezden gelinen bir alt türe tek başına büyük bir anlam ve önem kazandırmıştır. Bayağılığın estetiğini ön plana çıkarttığı eserlerinde izleyiciyi gerçeküstü ve emsaline kolay rastlanılmayacak yolculuklara davet eden Franco, geride kolay takip edilemeyecek -200 civarı filmden bahsediyoruz- ve türler arasında özgürce gezinen bir filmografi bıraktı. Gerek filmler arasında gerekse film içlerinde herkesin farklı anlam örüntüleri çıkarabileceği bu filmografide kendinize daha yakın bulduğunuz -öyle bir şey mümkünse tabi- ve diğerlerinden daha büyük önem atfettiğiniz filmler mutlaka vardır, biz de izleyebildiğimiz filmlerden bazılarını diğerlerinin önüne koyarak doğum gününde bir Jesus Franco anması yaptık; bunu yaparken de filmleri ufak bir öneri listesine aktarıp Jesus Franco‘nun kendisi ve filmografisinin erken dönemi hakkında konuşmayı uygun bulduk.

vampyros2big (Custom)

Jesus Franco, eski Yeşilçam yönetmenlerini bile kıskandıracak kadar üretken biridir ve ülke ülke dolaşıp filmler çekmiş, bazı yıllarda 8-9 esere imza atarak inanılmaz bir üretim devamlılığı sağlamıştır. Bu üretimin nasıl gerçekleştiğini idrak edebilmek için öncelikle Franco‘nun nasıl biri olduğuna bakmak gerekir. Franco, yazarların, felsefecilerin, şairlerin cirit attığı entelektüel bir ailenin ferdi olarak küçük yaştan itibaren büyük bir düşünce havuzundan beslenmiştir; çocuk yaşta piyano çalmaya başlayıp ergenlik çağında iflah olmaz caz sevdalısına dönüşen yönetmen, bir yandan ucuz korku romanları çizip ürkütücü öyküler kaleme almıştır. Ufak telifler karşılığında yüzlerce öykü ve çizgi roman yaratan Franco, aynı zamanda sonunda 6 lisana ulaşacağı yabancı dil öğrenim süreciyle meşguldür. Kulak, göz ve dil zevkinin yanında damak tadına da düşkün biridir; gezip gördüğü yerlerde en iyi meyveyi, sebzeyi, yemeği bulabileceğiniz haritalar çıkartarak gurmeleşmeye giden yola ilk adımlarını atmıştır. Tüm bunlar Jesus Franco‘nun karmaşık filmografisini anlamak için önemlidir; müzik geçmişinden, çizgi roman geleneğinden ya da gurmeliğinden perdeye taşanları neredeyse her filminde görmek mümkündür. Eserleri, onun düşünce dünyasının izdüşümlerini yansıtan geçit törenleri, entelektüel birikimi de filmografisinin temelidir.

1 (Custom)

İspanya’nın Franco rejiminin baskısı altında ezildiği yıllarda sinemaya adım atan Jesus Franco, ülkesinde kendisini kaldırabilecek bir sinemasal ortamın olmamasının sıkıntılarını çeker; bu nedenle kariyerinin hemen başında diğer Avrupa ülkelerine giderek eserlerini oralarda icra etmeye başlar. Bu ülke geçişlerinde ise devreye “yabancı olma” durumu girer; bir İspanyol olarak Fransa’da, Almanya’da filmler çekmek demek daha yüksek vergiler vermek anlamına gelmektedir o yıllarda, düşük bütçelerle gerilla usulü çalışan Franco, bu engeli bertaraf etmek için daha sonra imzası olacak bir yönteme, mahlas kullanımına başvurmuştur. Almanya’da Frank Hollman, İtalya’da Franco Manera olan yönetmen James Gardner, Pablo Villa, Charles Christian, Jess Frank, Dan Simon gibi onlarca isimle filmler çekerek hem sansürü hem de devletlerin koyduğu katı vergi yasalarını aşmayı başarır. Tıpkı filmleri gibi kural tanımayan bir yapımcı, yönetmen ve senaristtir Jesus Franco.

PDVD_019.1 (Custom)

Kariyerinin hemen başlarında çektiği Gritos en la noche/ The Awful Dr. Orlof (1961) ile Avrupa’da bile tabu olan cinselliği korkuyla harmanlayarak bir devrimin ateşini yakan Franco, filmografisinin prototipi olacak bir esere imza atıyordu aynı zamanda. Aşırı kanlı ve seksi sahneler, ilk andan sona kadar dinmeyen ve filmin ruhunu pekiştiren müzik kullanımı, alışılmışın dışındaki çılgın kamera açılarıyla Hammer Stüdyoları‘nın klasik korku filmlerini yeniden yorumlayan yönetmen, çıplaklığı sonuna kadar kullanarak varolan ahlaki yaklaşımları da karşısına alıyordu. 1960’lı yıllarda The Sadistic Baron Von Klaus (1962), The Diabolical Dr. Z (1966), Orlof serisinin devam filmleri, Christopher Lee‘nin oynadığı The Blood of Fu Manchu (1968) ve The Castle of Fu Manchu (1969) ile egzotik mekanlarda geçen, klasik korku figürleriyle dolu filmlerin bir nevi erotik ve kanlı versiyonlarını çeken Franco, diğer taraftan korku öğesinin azalıp çıplaklığın ve seksin dozunun arttığı Venus in Furs (1969), Sadist Erotica (1969), Eugenie (1970) ve İstanbul’da geçen Vampyros Lesbos (1971) gibi filmleri icra ederek Avrupa Seks ve Korku Sineması’nın en değerli seçkisininin inşasına girişmişti. Fantazi dünyamızda bile tasavvur etmekte zorlanacağımız cinsel arzuları somutlaştırarak şok edici filmler ortaya koyan Franco‘nun bu yaptığı kıymeti bir türlü bilinmeyen büyük sinemasal devrimdir esasında; tabuları, ahlaki normları, sinemasal anlatı kalıplarını dur durak bilmeden sürekli parçalayan yönetmenin açtığı yoldan ilerleyen birçok yönetmen daha özgür bir ortamı bu devrim sayesinde bulmuştur. Kariyerinin devamında da benzer işler ortaya koyup korkunun ve cinselliğin sırlarını bir bir ortaya döken yönetmenin yaptıklarıyla sinemanın ruhuna leke sürdüğünü dile getiren ve kendisinden cüzzamlıymışcasına kaçan kişilerin düşüncelerinin aksine, Jesus Franco‘nun yaptıkları paha biçilemez değerdedir.

1960’lı yıllardan öldüğü 2013 yılına kadar hiç durmadan üreten yönetmenin ardında bıraktığı devasa filmografinin izlemeyle veya incelemeyle bitecek gibi olmadığını belirtmiştik; görebildiklerimiz, göremediklerimizin yanında esamesi okunmayacak kadar az olsa da izlediklerimizden Jesus Franco filmografisini anlamak için gerekli olan eserleri seçip listeledik, bu ilk tanışmaysa, önünüzdeki karanlık ve engin denize aşağıdaki eserlerden istediğinizle dalabilirsiniz:

Barbed_Wire_Dolls (Custom)The Awful Dr. Orlof (1961)

Necronomicon (1968)

The Castle of Fu Manchu (1969)

Vampyros Lesbos (1971)

Dracula Prisoner of Frankenstein (1972)

Barbed Wire Dolls (1976)

Macumba Sexual (1983)

Revenge in the House of Usher (1983)

Killer Barbys (1996)

HENÜZ YORUM YOK