Berlinale 2017: Joaquim

Amerika’daki devrimlerin, savaşların, isyanların ve kahramanların gölgesinde kalmış bir devrimcinin hikayesini anlatıyor Joaquim ile yönetmen Marcelo Gomes. olan, Daha ziyade Tiradentes olarak bilinen ve Brezilya’nın bağımsızlık savaşında önemli yer sahibi olan Joaquim José da Silva Xavier’in rahat hayatından neden ve nasıl vazgeçtiğini konu alıyor.  Bir melez olarak Portekiz egemenliğindeki Brezilya’da kolluk kuvvetlerinde görev aldığı dönemden başlıyor hikaye. Sessiz sakin bir kontrol noktasında durup, ormandaki soyguncuları yakalayarak hayatını sürdüren Joaquim (Júlio Machado) artık terfi etmenin ve köle sevgilisi Zua’nın özgürlüğünü satın almanın peşindedir. Terfinin açıklanmasına kısa bir süre kala ise Joaquim, altın bulmak üzere keşfedilmemiş tehlikeli topraklara göreve gönderilir. Yanına kölesini, arkadaşı Januário (Romulo Braga), bir Kızılderili ve Portekiz’den henüz gelen, rütbece kendinden üstte olmasına karşın ne Brezilya’ya ne de altın bulmaya dair bilgi sahibi Matias (Nuno Lopes) ile çıkar bu yolculuğa. Aklında hep aynı hedef vardır, kendinden istenen altını, altın damarını bulmak, gelecek terfi ile sevdiği kadının özgürlüğünü satın almak ve sessiz, sakin, mutlu bir hayat yaşamak. Günlerce süren arama çalışmalarının sonuç kalmasının yanı sıra ekibi tarafından da yalnız bırakılmasının sonucunda Joaquim de pes etmenin eşiğine gelmiştir. Ancak geri dönmeye karar verdikleri gün şans eseri aradığı altını, altın damarını bulmayı başarır.

Yönetmenin bir saate yaydığı bu arama çalışmalarının sonunda ise yavaş yavaş Joaquim’i isyana sürükleyen gerekçelerde de ortaya çıkmaya başlıyor filmde. Büyük umutlarla eve dönen Joaquim, altını teslim etmiş olmasına karşın beklediği tepkiyi alamıyor. Zira eve döndüğünde başarısından ötürü ödüllendirilmeyi, saygı görmeyi umut ederken, keşfinin değersizleştirildiği bir manzarayla karşılaşıyor. Joaquim kendinin para içinde yüzdüğü bir dünya, bir hayat hayal ederken bulduğu altının kabul edilmediği gerçeğiyle yüz yüze geliyor. Ve o an itibariyle geleceğe dair tüm ümitlerini yitiriyor, bir melez olarak asla hak ettiği yere gelemeyeceğinin farkına varıyor. Kasabadaki okumuşların, toprak sahiplerinin, din adamlarının yardımıyla direniş adına çalışmalar yapan elit bir grubun içinde bulduğunda ise ne Portekiz sömürgesi altında ne de bir hayalin gerçekleşmesini rahat hayatlarını yaşarken bekleyen burjuvaların yalanlarıyla yaşamayacağını anlıyor. Okuduklarından, kendine verilen metinlerden Brezilya halkının kanlı direnişe ihtiyacı olduğu sonucunu çıkaran Joaquim, tek çıkış yolu olarak gördüğü bağımsızlık uğruna da hayatını kaybediyor.

Yönetmen Marcelo Gomes filmin ilk bir saatlik bölümünde bilinçli olarak bizleri rahatsız da ederek Joaquim’in diğer Brezilyalılara oranla rahat sayılabilecek hayatından nasıl uzaklaştığını, sonrasında ise acı gerçekle ne zaman ve hangi şartlar altında karşılaşıp direnişin en sıkı destekçisi, hatta lideri haline geldiğini anlatıyor bizlere. Brezilya ve Güney Amerika’nın pek de bilinmeyen tarihine ışık tuttuğu gibi bizleri aydınlatan Joaquim, dikkatlerden kaçmaması gereken oldukça değerli bir biyografi. Ve daha önce izlemiş olduğumuz biyografilerden çok daha farklı, “neden” sorusuna odaklanıyor olmasıyla etkileyici.

Paylaş
Sinema ve müzik

HENÜZ YORUM YOK