Batman v Superman: Dawn of Justice’ın (2016) kaldığı yerden devam eden Justice League: Adalet Birliği (2017), Marvel evreninin “tüm filmleri izlediğinizi kabul ediyoruz” tavrını benimseyip herhangi bir açıklama yapmaya girişmeden, tüm karakterleri ve o karakterlerin tekli filmlerinde yaşananları (ve hatta 1992 tarihli filmi) bildiğinizi varsayarak hikâyeye dalıyor. Superman’in ölümünün ardından Gotham’dan dünyaya yayılan yas duygusunu ve meydanı boş bulan suçluların yaptıklarını anlatan giriş bölümü gerçekten dokunaklı ve etkileyici. Ne var ki bu ayakları yere basan anlatım çok geçmeden Amazonların dünyasına gitmemizle birlikte yerini yarı flu özel efekt şovuna bırakıyor. Bilgisayar oyunu mantığı ve görselliğinde bir Wonder Woman (2017) uzantısı sahne izledikten sonra yapımı süren Aquaman’in (2018) dünyasına geçiyor, oradan da Flashpoint’e (2020) zemin hazırlayarak ekibin bir araya gelişine sırayla tanıklık ediyoruz. Televizyon dizilerinin sinema duygusuna yaklaştığı günümüzde seri sinema filmleri de umarsızca televizyon mantığına teslim oluyor.

Sürprizleri bozmamak adına filmin içeriğinden bahsetmeyeceğim ama tonu hakkında bilgi vermek istiyorum. DC’nin zaman zaman boğucu ciddiyetiyle Marvel’ın iyiden iyiye çocuksulaşması arasında bir yerde duran, espri yapacağım derken karakterlerini gülünç duruma düşürmeyen, kimsenin karizmasını çizmeyen, mayası tutmuş bir film Justice League: Adalet Birliği. Aquaman’in Wonder Women etkisinde doğruları söylediği sahne epey komik mesela ama karakteri örneğin Thor: Ragnarok’ta (2017) Thor’a yapıldığı gibi maymun etmiyor. Sadece Flash’a yapılan Spider Man: Homecoming (2017) operasyonundan haz etmediğimi söylemek istiyorum. Marvel’ın Avengers ekibe yeni katılan lise öğrencisi çaylak Spider Man tiplemesine Flash’ı toy resmederek karşılık verilmiş. Avengers’ın bilge orta yaşlı zengin Tony Stark’ına karşılık olarak da Bruce Wayne konulmuş ve Flash hem 90’lardaki hem de 4 sezondur televizyonda olan yeni dizisi hiçe sayılarak cesaretsiz bir genç olarak resmedilmiş. Şahsen en sevdiğim süper kahramanı bu şekilde görmek pek hoşuma gitmedi ancak filmin koyu tonunu seyreltmekte işe yaradığını yadsıyamam. Flash karakterini yaratmak için kullanılan özel efektler konusunda da hayal kırıklığına uğradım. Sınırsız bütçeli Zack Synder ucuz televizyon dizisinin çok da üzerine çıkmaya uğraşmamış. Belki kendi filmine daha üç yıl olduğundandır bilemiyorum ama uzun zamandır su altı dünyasını görselleştirmeye kafa yordukları Aquaman kadar Flash’ın sahnelerine de özenilsin isterdim.

The Avengers (2012) ve Thor: The Dark World’ün (2013) açtığı delikler sayesinde gökyüzünden uzaylı yağdıran filmler arasına Justice Leauge: Adalet Birliği’nin de adını yazabiliriz. Bu filmde de kötü adam kadim güçlere sahip bir uzaylı ve onun zombi-vampir-yarasa-böcek kırması ordusu. Şahsen her sahneyi yeşil ekran önüne taşıyan başka evrenlerden kötü adam fikrini artık ilgi çekici bulmuyorum. Yine sevdiğimiz karakterlerin, motivasyonu dünyayı yok etmekten başka bir şey olmayan karton bir uzaylıyla savaşmasını izliyoruz. Tek boyutlu ve sıkıcı.

Oyunculara gelirsek; Ben Affleck kendini ispat ettiğini düşünüyor olmalı ki rahatlamış, ikinci kez Batman kostümü giydiği filmde karakterin hakkını vermeye çabalamamış. Zaten Batman de bildiğimiz Batman değil. “Senin süper gücün ne?” sorusuna verdiği “Zenginim.” cevabıyla başlayan alçaltma Aquaman’in Batman’in hiçbir gücünün olmadığına işaret etmesiyle iyice belirginleşiyor ve gerçekten de toplu dövüşlerde en aciz Batman görünüyor. Bir önceki filmde Superman’i dize getirdiğini unutmamızın beklenmesi biraz zekamıza hakaret gibi geldi. Gal Gadot cephesinde değişen bir şey yok; hala çok güzel ve hala çok kötü oynuyor. Jason Momoa fiziğiyle Aquaman olduğuna ikna ediyor ama rol yeteneği elbette kısıtlı. Ezra Miller’ın Flash’ı şapşallaştırma uğruna mimiklerini gereğinden fazla kullanarak hata yaptığını ve Ray Fisher’ın da Victor Stone olarak pek bir fark yaratamadığında herkesin hemfikir olacağını düşünüyorum. 121 dakikada oyunculuk anlamında gözümüzü doyuran anlar sadece Amy Adams’ı gördüklerimiz.

Sonuç olarak Justice League: Adalet Birliği (2017); Batman v Superman: Dawn of Justice’ın (2016) kaldığı yerden devam eden, DC Comics’in öne çıkan iyi kalpli kahramanlarını bir araya getiren, Marvel’ın adolesan seyirci avından sıkılanlara ilaç gibi gelecek izle-unut bir seyirlik.

HENÜZ YORUM YOK