Ben Bir Efsaneyim!

I am a Legend

Yön: Francis Lawrence

Oyn: Will Smith, Thomas J. Plutik, Salli Richarson

Korku ve bilimkurgu edebiyatıyla haşır neşir olanların yakından tanıdığı bir isimdir Richard Matheson. Ama hayatında eline kitap almamış olanlar bile, eğer bu yüzyılın ikinci yarısının herhangi bir dilimini yaşadılarsa ve tabi televizyonun, sinemanın günah sayıldığı bir mezhebe mensup değillerse Matheson’un eserlerinden farkında olmadan mutlaka sebeplenmişlerdir. Onun kitabından uyarlanmış ya da senaryosunu onun yazdığı bir filmi izlemişlerdir. Mesla Spielberg’in The Duel filmini, ya da Roger Corman’ın kült Edgar Allan Poe uyarlamalarından birini…. Hiç olmadı onun yazdığı Alacakaranlık Kuşağı bölümlerinden birine denk gelmişsinizdir.

Matheson’un en bilinen eseri 1954 tarihli bilimkurgu, korku, fantezi kırması romanıdır. Romanın kahramanı büyük bir salgının ardından Dünya’da yaşayan tek kişi olarak kalmış Robert Neville’dir. Neville yine de yalnız değildir çünkü salgın virüsünün yaşayan ölüler haline getirdiği (aslında vampir demek daha doğru olur) insan sürüleri vardır. Gündüzleri dışarı çıkamayan bu sürülerin tek amacı gece olunca bu son yaşayan adamı öldürebilmektir. Ama evini bir kale haline getiren Neville, bu tehlikeyi yıllardır bertaraf etmeyi başarmıştır. Türkiye’de ilk kez Hepimiz Vampiriz adıyla yayımlanan kitabın (Ocak 1972 Milliyet Yayınları/ Kara Dizi) sonradan orijinal isme bağlı kalan baskıları da çıkmıştır.

Matheson’un bu kitabı iki kez sinemaya uyarlandı. 1964 tarihli İtalyan prodüksiyonu ilk uyarlama The Last Man Standing On Earth dönemin sinemasal eğilimlerine uygun olarak gotik bir atmosferde geçen klasik bir Vincent Price filmiydi. Senaryosunu kendi yazmış olsa da, Matheson bu filmden pek de tatmin olmamıştı. 1971 tarihli The Omega Man ise ilkinden tamamen farklı bir film olmuştu. Boris Sagal’ın yönettiği, Charlton Heston’un başrolünü oynadığı film bilimkurgu sinemasının klasikleri arasında sayılır. Matheson’un romanının ve The Omega Man’in bugün hala güzel örnekleri karşımıza çıkan “Yaşayan Ölüler” filmlerine esin kaynağı olduğunu düşünmek yanlış olmaz.

Matheson’un romanından yeni bir uyarlamanın daha yapılacağının dedikoduları 90’lı yılların ikinci yarısından itibaren dillerdeydi aslında. Hatta filmde o zamanlar henüz Vali olmayan Arnold Schwarzenegger’in oynayacağı konusunda anlaşıldığı konuşuluyordu. Tom Cruise ve Michael Douglas diğer iki olası isimdi. 2002’de Schwarzenegger filmin yapımcısı oldu. Bu sancılı süreç sonrası çekimlerine ancak Eylül 2006’da başlanan film sonunda karşımızda ve başrolde ise aksiyon sinemasının gözde ismi Will Smith var.

Filmin 150 milyon dolarlık bir bütçeyle çekildi ve bu bütçenin beş milyon dolarlık kısmı yalnızca bir sahne için harcandı.

2 YORUMLAR

  1. Güzel bir film..28 gün ve Ölülerin safagı filmlerinden farklı bir konseptte cekilmis..Filmi izlerken cok fazla zombi ya da yaratık görmeyi beklemeyin. Daha cok dünyada tek basına kalan bir insanın psikolojik gel-gitleri ön plana cıkartılmıs. Hatta kimi sahnelerde fonda İbrahim Tatlıses'in Yalnızım Dostlarım sarkısı çalacakmıs gibi bir his oluşuyor. Film sonlara doğru tempo kazanıyor. Süresi kısa ancak (tabi evde izleyenler icin) bazı sahneleri tekrar tekrar izlediğiniz için bu süre uzuyor.

  2. biraz bilgisayar yardımıyla,aslında bir altyapısı olan bir filmin günümüe uyarlanmış hali. kaç yapımı olduğunu hatırlamıyorum ama senaryonun alındığı film omega man. orda da zombi falan görmeyi beklemeyin zira yok. daha ziyade bir teknoloji karşıtlığı, başa gelenlerden ders alma ve hatta abartma durumu karanlık çağlara dönüş çabası var. orda da kahramanımız bu düşünebilen arkadaşlarla uğraşıyor. gece evde viski müzik gündüz market dükkan geziyor. evet görüntü açısından I am legend normal olarak ama hikayenin aslına birde o filmden bakın derim. muhtemelen senaryosunun beğenilebilitesi yüksek.

CEVAPLA