Bana Onun Portre-sini Getirin

Tanımadan geçmiyoruz, beyler!

Dış dünyanın kötülüklerinden korumak istedikleri ilk çocuklarının üstünden yasakları ve baskıları esirgemeyen bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen İlham İrem Aldatmaz (1 Nisan 1955), ilk yöntemlerinin iyi bir sonuç vermediğini görünce tam tersi bir yol izleyen ailesinin ona inşa ettiği sınırsız ve özgür bir ortamda büyüdü.

Daima sahnede gerçek yaşantısını oynayacaktı. Yunan mitolojisine benzetilen yaşantısını skandallar yüzünden herkes tüm detaylarıyla öğrenecekti. O, yaşadığı dönemin efsanesi olmayı başaran operet Maria Callas’tı. Başarıları, skandallarla dolu hayatı yalnız yaşadığı evinde kederden son bulacaktı.

Türkiye’ye döndükten sonra 80’li yıllarda Sezen Aksu, Mazhar Fuat Özkan, Ajda Pekkan ve Bülent Ortaçgil gibi isimlerle çalışan Erkan Oğur, 1995’te Bir Ömürlük Misafir’i çıkarır. Ancak bu muhteşem albümün farkına 1996’da Eşkıya filmlerinin müziklerine imza attığında varılacaktır.

Yukio Mishima’nın öykülerinin yer aldığı Yaz Ortasında Ölüm ve Marguerite Yourcenar imzalı Mishima Ya da Boşluk Algısı, Can Yayınları’ndan çıktı.

Elbette, Yılmaz Güney’in de her insan gibi defoları vardı. Silaha fazla düşkündü, kendini ifade ederken fazla sertti, Adanalılar’ın genelinde bulunan çabuk alevlenme mizacı yüzünden insanları kırdığı daha da kötüsü affedilmez hatalar yaptığı oluyordu.

Türk sinemasını, Yeşilçam’ı ve özellikle de kişisel bir tarih içeren anılarını yazmalıydı Metin Erksan. O özel “saptamalarıyla” “kendisini” yazmalıydı. Pandora Kitabevi’nin sahibi, yakın dostu Hüseyin Sönmez, yazması için çok büyük savaş vermişti. Anılarının adı da “Kendisi” olacaktı. Ama yazmadı, yazamadı. Oysa Sedat Simavi, yazmak istediği kitaplardan biriydi ilk dönemlerinde. Erksan’a göre “Sedat Simavi, Türk sinemasının tek kurucusu, yaratıcısı ve büyük öncüsüydü.” Onun 30. ölüm yıldönümünde (1983) bir bölümünü yazdığı tasarımından söz etmişti. İlk Türk Sinemacısı Sedat Simavi Bey'di kitabın adı. Eğer yazılsaydı Türk sinemasının tarihi değişir miydi? Kimbilir?…

Bette Davis; yalnız oyunculuk performansıyla değil, mücadeleci kişiliği ve kariyerinin en zor zamanlarında aldığı kararlarla da Hollywood’un kadına öngördüğü “malum sonu” tersyüz eden ender oyunculardan biri olarak tarihe geçmişti.

Newcastle’da 3 sezonda 107 maçta 25 gol atan, son sezonunun da İngiltere’de yılın en iyi genç oyuncusu seçilen Gazza bu sürede alkollü araç kullandığı için bir süreliğine ehliyetini kaybeder ve kendisini bu sebepten yedekte bırakan teknik direktörüne tepkisini soyunma odasının duvarlarını bir traktör ile yıkarak gösterir.

Düşene vurmak için yıllarca bekleyen cenahta yer aldığımızdan kalemleri sivrilterek Johnny Depp'in doğum gününde tarihin en verimsiz, kötü ve abartılı ortaklığına dair düşüncelerimizi aktaracağız, büyük bir keyifle.

Dennis Hopper: Asi Gençlik, Devlerin Aşkı ve 50'lerin sonundaki o sıkıcı televizyon dramalarında oynayan çok ciddi, açıksözlü ve uçuk mavi gözlü çocuk. Ne oldu acaba Dennis Hopper'a?

Şeytanın Avukatı olarak da bilinen ve Çakal Carlos'tan Mloseviç'e, Nazi savaş suçlusu Klaus Barbie'ye tarih sayfalarına kötü şöhretleriyle geçmiş simaları mahkemede savunmasıyla hatırlanan Jacques Verges...
Ad