
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
7 Oca
Ben-Hur (1959, William Wyler), Cleopatra (1963, Joseph L. Mankiewicz), Casanova (1976, Federico Fellini) gibi klasik filmlerden; Gangs of New York (2002, Martin Scorsese), Life Aquatic with Steve Zissou (2004, Wes Anderson) gibi yeni dönem filmlere kadar yaklaşık 3000’den fazla yapıma ev sahipliği yapan İtalyan Cinecittà Stüdyoları‘nı geçtiğimiz aylarda turalayıp görme fırsatı yakaladık, yarı hacı olduk. Stüdyonun tarihini elden geçirip gezi üzerine birkaç not yazmak farz oldu haliyle.
24 Kas
Pazar akşamı tabağını vermek için geçerken uğradığım alt kattaki komşu teyzenin beni nasıl esir ettiğinin ayrıntılarına girmeyeceğim, ama bilin ki Malatya uçağını kaçırmama sebep olan talihsiz olaylar dizisini başlatan oydu. (dikkat dağıtma) Çetenin bir diğer elemanı ise bindiğim taksinin şoförüydü. (ulaşım) Sanki Scotty onu bir ramazan sohbet programından direksiyonun başına ışınlanmıştı. Yayında başladığı sohbete aynen devam ediyor, keyfekeder de arabayı kullanıyordu. “Aheste aheste süreceksin” direktifi almıştı bir yerden. İki dakikayla kaçan deniz otobüsü, binilen bir sonraki deniz otobüsüyle yetişilemeyen uçak… Atatürk havalimanından kös kös Kozyatağı’na dönüş. Ertesi gün komşu teyzeye görünmeden apartmandan kaçış, özenle seçilen taksi (şoförü) ve sağsalim Malatya’ya varış.
17 Kas
Seyirşinas Landlord Çelebi’nin 47. Altın Portakal Film Festivali süresince izlediklerinin, yediklerinin, içtiklerinin, gezip gördüklerinin; haddizatında topyekün başından geçenlerin 32 kısım tekmili birden hikâyatıdır.
2 Kas
Seyirşinas Landlord Çelebi’nin 47. Altın Portakal Film Festivali süresince izlediklerinin, yediklerinin, içtiklerinin, gezip gördüklerinin; haddizatında topyekün başından geçenlerin 32 kısım tekmili birden hikâyatıdır
1 Kas
Seyirşinas Landlord Çelebi’nin 47. Altın Portakal Film Festivali süresince izlediklerinin, yediklerinin, içtiklerinin, gezip gördüklerinin; haddizatında topyekün başından geçenlerin 32 kısım tekmili birden hikâyatıdır.
31 Eki
Seyirşinas Landlord Çelebi’nin 47. Altın Portakal Film Festivali süresince izlediklerinin, yediklerinin, içtiklerinin, gezip gördüklerinin; haddizatında topyekün başından geçenlerin 32 kısım tekmili birden hikâyatıdır.
24 Ağu

Efendiim.. Nerde kalmıştık?!
Belki farkında değilsiniz; fakat, bendeniz iki hafta kadardır İstanbul’dan, dolayısıyla da Landlord ve onun tesir menzilinden bir hayli uzakta tatil yapmaktaydım..
Aslında farkında olmamanız normal. Beni kaale almadığınızdan falan değil elbet (Hele öyle bi şey yapmaya kalkışın da görün bakalım n’oluyor!); her sorumlu yazar gibi, gitmeden önce yazı stoku yapıp da ancak ondan sonra “eyvallah” diyebildiğimden..
22 May
Landlord bildiğiniz üzere sınır ötesi bir festival operasyonundan daha yeni döndü, ardından Numan Serteli’nin Eskişehir çıkartması geldi. Bendeniz de “ninjalık yan gelip yatma yeri değildir”, sözünü kendime hatırlatıp Elazığ’a bir hava indirmesi düzenledim. Kim tanır ki beni, aralarına kolayca sızarım diye düşünürken, havalimanında festival komitesi beni karşıladığında, Çayda Çıra Festival Organizasyonu’nun gerçekten layıkıyla yapıldığına, özenli ve dikkatli bir istihbarat çalışması düzenlendiğine kanaat getirdim.
15 May
Birileri aynaya baktıktan sonra susup da oturacağına, benim yemem içmemden, sonra da bi güzel yazmamdan rahatsız olmuş: “Kısa kes Numan Efendi” mealinde ünleyerek rahatsızlığını belirtmiş.Yalnız o zavallıcık bilmiyor ki ben bu sözde uyarıyı, bir kebapçı garsonunun dönerci ustasına hitaben ettiği: “Kes bir yağlı olsun!” türünden, bir buçuk porsiyon döner siparişi olarak algıladım ve Eskişehir’deki ikinci günümün öğle yemeğinden sonrası höpürdettiğim törkiş kahvenin ardından gelecek akşam yemeğinin hayalini böylece kurmaya başladım.Şaka bi yana, bitmeyen bu yazı dizisiyle ‘Tarihi Eskişehir Seferim’ gerçekten de ‘tarihi’ oluyor galiba..
10 May
Bir film festivaline gidip de -üç gün içinde- tek bir film dahi seyretmeden döndüm desem inanır mısınız? Tecrübeli sinema yazarlarının ya da basın mensuplarının, bu oldukça ‘naif’ sorumu, ‘ne var ki bunda’ bakışlarıyla karşılayacakları kesin gibi; ancak bencileyin tecrübesiz biri olarak böyle bir festival deneyimi yaşamadıysanız eğer, buna inanmanız biraz zor. Bir hafta önce bu soruyu bana da sorsalardı inanmaz, hatta: “Ne salaklar var şu dünyada.. Cık.. cık.. cık!.” deyu, gayet bilimsel bir yorumda bile bulunurdum..
Son Yorumlar