
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
25 Ara
Bu aşağıda okuyacağınız satırlar Edgar Allan Poe’nun üzerinde uğraştığı son öyküsüne aittir. Ölümünden tam 92 yıl sonra Thomas Ollive Mabbott tarafından bulunarak 1942’de Notes&Querries’de yayımlanmıştır. Ben bu yarım kalmış Deniz Feneri adlı öyküyü ilk kez İthaki Yayınları tarafından yayımlanan 2001 baskısı Poe’nun ‘Bütün Hikayeleri’ adlı beş ciltlik eserin 5. cildinde okudum. Sonra 2010 kasımında Atatürk havalimanında uçağım Amsterdam’a
doğru havalanmayı beklerken gelen ani bir ilhamla öyküye bir ek yapmaya karar verdim ve bunun için ilk notlarımı aldım. Önce öyküyü Poe’nun üslubuyla tamamlamayı planlamıştım. Yazarken fikir değiştirdim ve kendimi, POEsever yazarı işin içine daha çok kattım. Bu öykü tamlaması Gölgeperver ve Tersninjakeş okurlara mütevazı bir armağanımdır.
1849 Bronx-New York (Yeni Amsterdam) – 2011 Amsterdam
16 Eki
“Merdiveni şişmanla çık, zayıfın kemiği batar.”
“İyi dedin valla babacım.”
Coşkun Atak daldığı düşüncelerden sıyrılarak sağ yanında oturan adamlara baktı. Kısa boylu, altmış sonlarında biriydi bunu diyen. Adı İzzet’ti. 43 yıldır Almanya’da yaşıyordu. Bir aralar tanınmış bir kadın terzisi ve konfeksiyoncu olduğunu söylemişti. Onun yanında oturan siyah kısa saçlı orta boylu, topluca adamın adı Mehmet’ti. Son on yılını Türki cumhuriyetlerde inşaat işlerinde çalışarak geçirmiş biriydi. Yine böyle bir iş bağlantısı için Stuttgart’a gidiyordu.
2 Eki
Metirapon Kötü Anıları Siliyor mu?
Montreal Üniversitesi’nden araştırmacılar Metirapon adlı ilacın beynin acı veren anılarla alakalı olumsuz duygular oluşturma kabiliyetini düşürdüğünü söyledi. Diğer bir deyişle bu ilaç kötü anıların hatırlanmasını etkili bir biçimde engelliyor.
(27 Mayıs 2011)
18 Eyl
“Ne yapıyoruz?”
“Arayacağım seni geriye Pierre. On dakika falan sonra.”
Telefonumu pantolon cebime koyup tişörtümün bel kısmıyla burnumu kapattım. Koku dayanılır gibi değildi. Otuz metre ötede baş yardımcım Karim’i görmüştüm. Ağır havaya aldırışsız sakin adımlarla bana doğru yürüyordu.Yaklaştığında ellerinin ve ceplerinin boş olduğunu farkettim. Finale ulaşmıştık sonunda.
11 Eyl
Ölümün hemen sonrası zihin bedenden sıyrılırken oluşan düşünceleri dört boyutlu olarak kaydeden sistem 2014’den beri bilinmekteydi. Bazı bilim insanları biri çözülen, diğeri normal seyrinde olan iki zihni interaktif olarak birbirine bağlayan şeyin 5. boyut, bilinç boyutu olduğunu iddia etmekteydi. Ölüm Esnasındaki Zihinsel İlişki teknolojisi henüz emekleme çağındaydı, ama küresel ölçekte büyük bir heyecan yaratmıştı. İki yıl sonra şu anda bütün dünyada bilinen 848 başarılı kayıt vardı. Başarı oranı sofistike aparatlara rağmen on binde ikiydi. Bu içinde bulunduğum seyirin kaydı 849. olacaktı inşallah. Başarılı seansların kayıtları belli işlemlerden geçtikten sonra sıradan bir Dvd oynatıcısında bile izlenebilmekteydi. Youtube’de de dolanmaktaydı bazıları.
Arafor – Sadık Yemni (2010)
4 Eyl
Selim Taneci’nin moral motoru beş yüz beygirlik bir güçle kükremekteydi. Kendisine büyük bir ün kazandıracak romanını az önce noktalamıştı. Sevinçten kabına sığamıyordu. Metnin biri dizüstünün hard diskinde olmak üzere dört adet kopyası mevcuttu. Lazer basıcıdan çıkardığı 238 sayfa masanın üstünde krem rengi bir zafer kabartısı gibi durmaktaydı. Kitaplarının final metinlerini krem renkli kağıtlara basardı. Bunu yıllar önce bir Fransız filminde görmüş ve uygulamaya başlamıştı. Kendine has bir orjinalite ambalajıyla satmayı severdi.
21 Ağu
Selma isteksiz adımlarla sokağı geçip Arzu marketine doğru yürüdü. Gözleri yaşlıydı. Kendine hakim olmasa hüngür hüngür ağlayacaktı. Marketin önündeki manav bölümünde duran başıbozuk soğanları kümeleyen delikanlı yan gözle ona baktı. Bakışları hızla endamını ölçtü biçti. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluşmuştu. Bozulmak üzere olan bir ampulun son kez sönük bir ışıkla parlaması gibiydi. Sonra işine koyuldu. Tanımamıştı. Geçen fıstık kategorisinden olmasa da ölçüleri bayağı ehven genç bir bayandı. O kadar.
14 Ağu
This kiss upon the brow!
And, in parting from you now,
Thus much let me avow—
You are not wrong, who deem
That my days have been a dream;
Yet if hope has flown away
In a night, or in a day,
In a vision, or in none,
Is it therefore the less gone?
All that we see or seem
Is but a dream within a dream.
E. A. Poe – A dream within a dream – 1849
Ayağımdaki kurşundan çizmeler yüzünden paçayı canavara kaptırmadan kapının koluna erişmem mümkün değildi. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaktaydı. Ağzım kurumuştu. Midem bel bölgesinden dışarı çıkabilmek için uygun bir delik aramaktaydı adeta. Sağ elim beyhudelikle ileriye doğru uzanmıştı. Gözümle görmediğim bir dehşetten kaçmakta olduğumun bilincindeydim ama. İrademi topladım.
(daha fazla…)
24 Nis
Senik Ateş’in huzursuzluğu su yüzeyinin bir metre altında duran iri bir şamandıra gibi ısrarcıydı. Her an görünür alana çıkabilirdi. Bedbelirtiler gırlaydı. O şey olmak üzereydi. Bu kalp yerindeki dingin anları tükenmek üzereydi. Sonrasını düşünmek dahi istemiyordu. Belirsizlik tütüyordu çevresinde.
17 Nis
Videotekin kapısı kilitliydi. Kapısının camına içerden uçuk mavi harflerle PEK YAKINDA AÇILIYORUZ yazan beyaz bir pankart asmışlardı. Camekâna çoğunun adını ilk kez duyduğum yerli ve yabancı filmlere ait küçük afişler yapıştırılmıştı. İçerisi görünüyordu. Tamamen boştu. Daha raflar, satış tezgahı filan gelmemişti.
Son Yorumlar