Kazım Kartal’ı nasıl bilirdiniz?

Kazım Kartal‘ı 13 Ağustos 2003’te sonsuzluğa uğurlamamızın ardından kültür-sanat editörlüğünü yaptığım Haftalık dergisinde yaptığımız haberde Göksel Arsoy, Tamer Yiğit, Suzan Avcı, Behçet Nacar ve Yılmaz Atadeniz gibi Yeşilçam simalarına ünlü karakter oyuncusu hakkında ne düşündüklerini, ne hatırladıklarını sormuştuk.

Göksel Arsoy:

Kazım Kartal benimle beraber çok sayıda filmde oynadı. Türk sinemasının efendi kişiliği olan insanlarındandı. Senaryoyu okuduğum zaman eğer ona göre bir rol varsa, ben her zaman için Kazım’ı seçmişimdir. Çünkü sette sanatçıların uyumu çok önemlidir. Kazım Kartal da sette gösterebileceğim en uyumlu kişilerdendi. Son zamanlarda ise SODER’e çok gelirdi ve orada oturup sohbet ederdik. Fiziği de çok müsaitti Kazım’ın karakter oyunculuğuna. Şu anda isimlerini hatırlayamasam da birçok projede yer aldık. Setin dışında fazla gırgırı olan bir adam değildi. Ciddi ve içine kapanık bir insandı.

Tamer Yiğit:

Filmlerinde genelde kötü karakterleri canlandırmıştı. Onunla İstiklal’de yürürken insanlar ona hep rollerinden ötürü kötü ve garip bakmışlardır. Bu onu fazlasıyla üzerdi. Halbuki sert görüntüsüne rağmen çok sıcak ve yumuşak kalpli bir arkaadaşımızdı. O benim en iyi dostumdu.

Suzan Avcı:

Kartal’ı çok severim hatta bu yaz Kumburrgaz’dan yazlık almışlar ve ben de gitmeyi düşünüyordum onlara. İstanbul beyefendisi bir arkadaşımızdı. Mesela dövüş sahnelerimiz olurdu. Kartal her zaman çekimden önce “Aman bir yerimizi inncitmeyelim, bu işi beraber kotaralım” diye benimle konuşurdu. Namuslu ve çok kibar bir insandı. Filmlerde ben hep onlarla kavga ederdim. Genelde ben çete başındaki kadın olurdum ve Kartal’la mutlaka bir dövüş sahnemiz olurdu. Ama hiçbir zaman için terbiyesinin dışına çıkmamıştır. Mesela çekim sırasında kolumu fazla sıkarsa hemen özür dilerdi. Bizim hayatımızın her günü film gibiydi zaten. Çok sayıda filmde birlikte oynadık.

Behçet Nacar:

1964’ten beri her daim beraberdik. Sık sık para sorunu çektiği olmuştur. O günlerin bir tanesinde Yeşilçam kahvesinde otururken bir film yapımcısı geldi: “Kazım sana bir gece düzenleyelim. Oradaki para ile de yaşamın biraz olsun düzelir” dedi. Hiç unutmam Kazım ayağı kalktı ve çok sert bir sesle: “Ben daha ölmedim” dedi. Çok onurlu bir insandı. Hiçbir zaman içinnde bulunduğu durumdan şikayetçi olmadı. Türk sinemasına çok büyük emeği vardır. Hiçbir şey yapmadıysa 300’ün üzerinde filmde rol aldı.

Yılmaz Atadeniz:

Söğüt’de Osmanlı’nın kuruluş dönemini anlatan “Kadıhan” isimli kostümlü bir film çekiyorum. Kazım da filmde önemli bir rol alıyor. Filmin en önemli sahneleri atla olan sahnelerdi. Kazım bana o sahnelerin çekileceği gün geldi:

“Yılmaz ağabey, bu sahneleri Talas Bulba filmindeki gibi çekelim mi? Müsade edersen bunu ben organize ederim” dedi. O dönemin çok önemli bir filmiydi ve Yull Bryner oynuyordu. Ben de ona “Hadi organize et bakalım. Bu filmin hem süpervizörlüğünü hem de akktörlüğünü yapıyorsun zaten” dedim. İnanılmaz organize etti ve sahneyi çektik. Kameraman Sertaç Karan sahneyi çekerken sevinçten çıldırdı. Kazım’ın sayesinde Türk filmlerinde pek rastlanmayan bir aksiyon sahnesi çekmiş olduk.