Sinema ve müzik

Yeni Zelanda’nın Berlin Film Festivali Yarışma Bölümü’nde savaşan “Mahana” iki düşman ailenin kırsaldaki hayatını anlatıyor. Witi Ihimaera’nın kitabından uyarlanan filmin yönetmenliğini “Die Another Day” filminden hatırladığımız Lee Tamahori üstleniyor.

201607518_51960lar Yeni Zelanda’sında geçen “Mahana” henüz kabile ve aile anlayışlarının kaybolmadığı bir toplumsal yapıya ve egemenliğini tümüyle kabul ettirmiş Birleşik Krallıktan izlere sahip. Hemen her yerlinin İngilizceyi anadiliymişçesine konuştuğu, okullarda İngiliz eğitiminin verildiği, yargı ve inanç sistemlerinin İngiltere ile kuşkusuz benzerlik gösterdiği bir dönem. Ve bu koşullar altında birbirinden nefret eden iki aile: Mahanalar ve Poatalar.
201607518_3 Film sinemanın yakından tanıdığı sıradan bir formata sahip. Olaylar ve karakterler vasatın üstü hemen her filmde, hemen her edebi üründe görülebilecek yapıya ve ilişkilere sahip. Fakat filmin odaklandığı asıl mesele hikaye ya da hikayenin akışı değil. “Mahana” daha ziyade iktidar, güç ve bunların getirdiği sorumluklar merkezli bir yapım. Bazı açılardan geçtiğimiz 2014 yılında İstanbul Film Festivali kapmasında izleyiciyle buluşan Alexandros Avranas’ın “Şiddet Güzeli”ni de anımsatıyor. Ancak Avranas’ın filmindeki şiddetine kıyasla “Mahana” oldukça sakin kaçıyor. Yine de Büyükbaba Mahana’nın iktidarı ve ailesine uyguladığı baskıyı küçük görmemek gerekli. Zira Mahara ailesine uyguladığı baskının bugün bizlerin maruz kaldığı baskıdan farkı pek fazla değil. Torunu Simeon Mahara’nın başkaldırışı ise oldukça anlamlı. Simeon’un karşı çıkmak gibi amacının olmaması, yalnızca mantığının izinden ve okulda öğrendiklerinin peşinden gitmesi, onu insan aklı doğrultusunda yol alan biri haline getiriyor. Bu uğurda büyükbabası ile çatışması ise bu iki karakter arasındaki benzerlikler ve farklılıklardan kaynaklanıyor.

201607518_2“Mahana” Yeni Zelanda’daki yaşamlar üzerinden baskının, iktidar hırsının ve gücün insan ve toplum hayatındaki yerini gözler önüne seriyor. Büyükbaba Mahana’nın kurduğu baskıyı aileyi korumak için uygulaması, Simeon’un İngiliz kültürünü kendi süzgecinden geçirerek doğru bir şekilde kendi kültürel değerleriyle harmanlayarak pratiğe geçirebilmesi süreci oldukça akıcı bir dille anlatılıyor. Büyükbaba Mahana rolüyle Temeuera Morrison’ın performansı ise dikkate değer.

HENÜZ YORUM YOK