Ülkemizde “Kalipso Kralı” olarak ün kazanan, Türk Pop Müziği’nin kendine özgü yorumuyla tanınan temsilcilerinden Metin Ersoygeçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılırken 83 yaşındaydıŞimdi Havai desenli gömleği ve İspanyol paça beyaz pantolunu ile binip gittiği o gemide tumbanın başında şarkılarını seslendiriyor olsa gerek… 

29 Ekim 2017’de nihayete eren hikayesi, 15 Nisan 1934’de doğduğu İstanbul’da başlar Metin Ersoy’un. Saat tamirciliği ile geçimini sağlayan pederi koyu bir Vefa Spor taraftarı olduğundan, küçük Metin’in çocukluk günlerinin çoğu Vefa kulübünün içinde geçer. 

Çocuk yaşta yeşil sahaların tozunu yutunca da gençliğinde futbola merak sarması sürpriz olmamıştır. Hatta öyle ki yolu Galatasaray futbol kulübü ile kesişir bir dönem. Ancak o futbol oynamaya devam ededursun, kader ağlarını örmeye başlamıştır bir defa. Kalecinin üstüne düşmesi sonucunda kolunun çıkmasıyla birlikte topçuluk hayallerine toptan veda eder, delikanlı ErsoyFutboldan yana talihi gülmemiştir belki ama talihin onun için başka planları olduğu çok geçmeden anlaşılacaktır.

Çocukluğundan beri merakını cezbeden bir başka konu da müziktir, Metin Ersoy’un. Tiyatro ile de atbaşı gitmektedir, müzik sevgisi. Lisede okuduğu sıralarda, daha sonradan sinemada “Ayşecik” adıyla ün kazanacak olan Zeynep Değirmencioğu’nun babası Hamdi Değirmencioğlu müzik öğretmeni olur ve onun da desteğiyle, lisede okurken bir yandan da yarı zamanlı konservatuvar öğrenciliği günleri başlar, Metin Ersoy’un. Bununla da yetinmeyip akşamları da dans dersleri veren Ersoy, ilk kez 1955 yılında Şan Sineması’nda filmden önce sahneye çıkarak şarkı söylemiştir. Hamdi Değirmencioğlu onu 1956’da çektiği Papatya filminde de kızıyla oynatır.

Ne var ki askerlik günleri gelip çatmıştır. İzmir’de askerliğini yapan Metin Ersoy’u İngilizce bildiğinden dolayı, tercüman-teğmen olarak Kore Savaşı’na gönderirler. Gemiyle Kore’ye varmaları bir ay sürer. Metin Ersoy bu süre boyunca söylediği şarkılarla mürettebatı eğlendirmekten geri kalmamıştır. Kore’ye vardığında ise onun şarkı söyleme ve dans konusundaki hünerlerinden Amerikan birlikleri de paylarına düşeni alacaktır. Ne var ki gemideki siyahi personelin kendisine neden dikkatli dikkatli baktığını önceleri çözemez, Ersoy. Neden sonra kendisini, o zamanlar hiç tanımadığı, bilmediği bir müzik olan Kalipso şarkılar söyleyen Harry Belafonteye benzettiklerini anlayacak ve ülkesine döndüğünde bu müziği Türkiye’ye tanıtmayı kafasına koyacak, müzik çalışmalarına bu yönde ağırlık verecektir. 

Askerden döndüğünde işe başladığı havaalanı yolcu servisinden bir hafta geçmeden kovulur. Ne de olsa aklı fikri müziktir. 1960’da Amerikalı bir arkadaşı aracılığıyla tanıştığı İlham Gencere kalipso söyleyince, Gencer kendisiyle hemen kontrat yapmak ister, hem de yüklü bir rakam karşılığında… Ancak kader yine ağlarını örmüştür ve hemen ertesi günü 1960 ihtilali patlayıverir. Tabii bütün gece kulüpleri, gazinolar kapatılmış, vuslat yine başka bahara kalmıştır. 

Sahneye çıkabilmek için 3 ay bekemesi gerekecektir. Bu bekleyişin sonunda kendisine bir ömür boyu anılacağı “Kalipso Kralı” lakabını takan İlham Gencer’le sekiz aylık kontrat imzalar, sezon sonunda da ilk plağına imza atar. “Love Love Alone” adlı bu ilk 45’liğin ve tabii kalipsonun hikayesini, yıllar sonra bir röportajında şöyle anlatır: Kalipsocular, bizim aşıklar gibidir. Eskiden kalipsonun yapıldığı ülkelerde de okuma yazma oranı azdı. Kral aşkı uğruna tacını terk etmiş, ozanlar bunu hemen şarkı yaparak köyden köye yayarlardı. Bir çeşit müzikli haber.

Hemen her günü müzikle geçen 83 yıllık ömrüne nice kalipso şarkı ve kendine has nice dans figürü sığdıran Metin Ersoy’un en ünlü şarkısı hiç kuşkusuz 1970 yılında yaptığı “Vakit Yok Gemi Kalkıyor” olsa gerek. Aslında, Atatürk’ün doktorlarından Mim Kemal Öke’nin oğlu Ali Öke’nin ‘Zaman Uçuyor’ şiirinden alınan bir mısra iken, onu herkesin diline pelesenk olan bir şarkı haine getirmesiyle müzik konusundaki başarısını kanıtlamıştır Metin Ersoy. Bir söyleşisinde içindeki Atatürk sevgisini, “Eğer cennete gideceksem; orada Atatürk’e rastlamazsam, ben o cenneti kabul etmem,” diyerek ortaya koymuştur. Dileğinin gerçek olması umuduyla; elveda Kalipso Kralı…

Yokluk zamanı

Metin Ersoy’un bir röportajında yer alan şu sözleri, geçmişte ne şartlarda ve ne sıkıntılarla müzikle uğraştığını gözler önüne serer nitelikte: “Ben yokluk zamanının müzisyeniyim. Gitara tel bulmak için Yüksek Kaldırım’ı, Harbiye’yi arşınlardık. Bir şarkı öğrenmek için radyonun başında 15 gün beklerdim o şarkı çalacak diye. Taş plak siparişi verirdik üç-dört ay sonra gelirdi.

Geriye kalan eserleri… 

Film & Dizi:

1956 – Papatya (Sinema Filmi)

1960 – Gecelerin Ötesi (Yüksel) (Sinema Filmi)

1961 – Sonbahar Yaprakları (Sinema Filmi)

1961 – Boş Yuva (Sinema Filmi)

45’likler:

1961 – Love Love Alone / Malaya

1968 – Sırt Sırta / Şek Sevgilim

1970 – İki Kalp Bir Olunca / Vakit Yok Gemi Kalkıyor

1970 – Senden Hiç Haber Yok / Her Şey Berbat

1973 – Eğlenelim Doya Doya / Ak Duvaklı Gelin

1974 – Yeşil Gözlü Esmer Güzeli / Beyaz Güvercin

1974 – Vefa’ya İthaf Müzikal Şiir / Samba Marş

1978 – 20. Sanat Yılı (Albüm – LP)

1985 – Mavi Yolculuk (Albüm – Kaset)

2007 – Bir Zamanlar 3 (Albüm – CD)

2012 – En İyileriyle (Albüm – CD) 

2012– Bir Zamanlar Özel 3 Keşfedilecek Plaklar (Albüm – CD)

2013 – Bir Zamanlar 5 (Albüm – CD)

HENÜZ YORUM YOK