Sinema ve müzik

Avukat kelimesi ile Al Pacino ismini yeniden bir araya getiren “Hesaplaşma” (Misconduct) Shintaro Shimosawa’nın ilk yönetmenlik deneyimi olan gerilimli bir dram. Gerilimi sır perdesiyle yaratmayı tercih eden filmin konusu ise Hopkins ve Pacino isimleri söz konusu olunca fazlasıyla tanıdık: Şantaj, rüşvet ve acımasızlık.

Misconduct-2016-Movie-Wallpaper-01Film Al Pacino’lu “Şeytanın Avukatı”(The Devil’s Advocate – 1997) getiriyor akıllara. Henüz hiçbir davasını kaybetmemiş olan küçük davaların avukatı Ben Cahill’in (“Transformers” serisiyle adını duyuran Josh Duhamel) tesadüfen dahil olduğu büyük dava kurgusu, Kevin Lomax’in (Keanu Reeves) yaşadıklarıyla benzerlik gösteriyor. Pacino’nun riyakarlığı, Hopkins’in umursamazlığı genel izleyicinin bu oyuncularla tanıştığı rolleri hatırlatıyor.

Senarist Simon Boyes ve Adam Mason’ın hikayede yarattığı tek fark, gerilimin arkasında yer alan gizemli ölüm. Fakat Ben’i bu maceranın içine sürükleyenler ise hikayedeki mantıksızlıklar zinciri. Genç bir avukat olmasına karşın ilaç firması CEO’su Arthur Denning’e karşı nasıl bir strateji izlemesi gerektiğine dair ince hesaplar yapan, onu yetersiz görenleri hayrete düşürmeyi başaran hukukçunun, cinayet kurbanına nasıl yaklaşması gerektiğini ve yaptığı hataları nasıl düzeltebileceğini bilmemesi akıllarda soru işaretleri bırakıyor. Polisin cinayet sonrası otopsi yapmaması, yapsa bile bir avukatın bu bilgilere ulaşmayı aklına getirememesi saçma. Evi arayan polis ekiplerinin gürültüleri duymazlıktan gelmesi, evin içine ışık tutup da içeri bakmaması gibi klişeler Hollywood sinemasının hala umursamadığı birkaç detaydan yalnızca bir diğeri. Fakat filmin en saçma noktası Ben ve Charlotte’ın “dürüstlük” temelli ilişkisi. Açıkçası Boyes ve Mason, Pacino ve Hopkins’in tecrübesine güvenen Shimosawa’nın deneyimsizliğinden faydalanarak işin kolayına kaçıyor, bütün bir hikayeyi çiftin çoğunu kaybetmiş olduğu gerçeğine bağlıyor.

Misconduct Filmi“Hesaplaşma” Pacino ve Hopkins isimleriyle gişede başarı elde etmeyi bekleyen bir yapım. İnsanların “Pacino varmış, Hopkins varmış, bu filme gidilir.” sözleriyle, yani fısıltı gazetesi sayesinde de beklediğini alacaktır. Ancak izleyicinin salondan tatmin ayrılacağını söylemek zor. Kapitalizmin güçlü iki sembolü avukat ve ilaç firmasını kullanımındaki yetersizliği de cabası…

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA