Son altı yılda İstanbul’da onlarca mekânda yüzlerce kez kahvaltı yaptım ve söylemeliyim ki bugünkü deneyimim, listede son sıraya yerleşti.

Bir süredir Instagram’da karşıma çıkan ve olumlu yorumlar/seviyeli sosyal medya yönetimi sayesinde dikkatimi çeken Panorama 34 Cafe & Restaurant’ı bugün Büyükçekmece’ye yolum düşünce deneme fırsatı buldum. Bir ara sokakta olmasına rağmen önü açık olduğundan uçurumun kenarında hissi veren ve sokaktan beklenmeyen hoş bir manzara sunan mekân çoğunlukla ahşap ve yazlık havasında. Büyük olmayan bir otoparkı var fakat hafta içi olması nedeniyledir belki, yer bulduk. Gittiğimizde içerde bizim dışımızda üç masa daha vardı, kaldığımız sürece de başka gelen olmadı. İki kişilik serpme kahvaltı sipariş ettik (72TL) ve ekstraları sofrayı gördükten sonra söylemeye karar verdik. İyi ki de öyle yapmışız, gelenlere bile dokunmadık.

Kahvaltı hazırlanana kadar birer çay istememize rağmen çay, tüm sofra kurulduktan ve bir kez daha hatırlattıktan sonra termosla geldi. İlginç bir şekilde bardakların altı yoktu, ben de sebebini sormadım. Fotoğrafta göreceğiniz peynir tabağı ilk gelendi. Çatalımı uzattığım ilk peynirin üzerinde çeşitli partiküller gördüm. Sanki peynir yere düşmüş, yerin tozu yüzeyine yapışmış ve o haliyle tabağa konmuş gibi! Söyledim, tüm tabağı alıp bir süre sonra tekrar getirdiler. Ne yazık ki bir peynirde daha aynı kiri görünce yemekten vazgeçtik.

Balın rengi, ben bal değilim diye bağırıyordu. Kakaolu fındık kreması, artık içine ne katıldıysa, simsiyahtı. Tahin-pekmez karışımındaki baloncuklar bana dokunma diyordu. Reçeller ucuz gıda boyası rengindeydi. Kaymak açıkta durmaktan sararmıştı. Sofraya ilk konan şey olan sıcak ekmek yer yer yanıktı. Karpuz ve elmanın hakkını yiyemem ama, onlar da olmasa aç kalmıştık. Bol bol ekmek ve karpuz yedik, iyi demlenmiş çaydan içtik. Son fotoğrafta masamızın kalkarkenki durumunu görebilirsiniz. Açıkçası midesi sağlam biriyimdir ve kolay kolay tiksinmem fakat ne kadar aç olsam da kendime bu kötülüğü yapmadım, sağlığa zararlı görünen ürünlerin hiçbirini vücuduma sokmadım.

Mekân şehir merkezine uzak olabilir ama eminim ki o çevrede yaşayan insanlar da kalite arıyorlardır ve altı üstü bir kahvaltı etmek için 30-40km. yol gitmek zorunda olmamalılar, kendi semtlerinde de kaliteye ulaşabilmeliler. Bu kahvaltıyı Şişli, Beşiktaş, Sarıyer, Kadıköy gibi semtlerde sunsanız kimse yüzüne bakmaz, belki zabıta çağıran olur. Üstelik fiyat da ucuz değil. Aynı ücreti ödeyerek Türkiye’nin en pahalı arazisine kurulan Zorlu Center’da İtalyan usulü kahvaltı edebilirsiniz iki kişi, hem de en yüksek kalite malzemelerle. Yani, fiyatları da bahaneleri olamaz. Vizyonsuzluk diye geçelim.

Not: Kapak görseli mekanın resmi web sitesinden alınmıştır. https://panorama34cafe.com/

HENÜZ YORUM YOK