
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
15 Oca
Alacakaranlık (Twillight) filminin fragmanı beni o kadar etkilemişti ki, sabah sabah kalkıp gittim basın gösterimine. Öğleden sonra da bir gösterim vardı ama onun çok etkisi olduğunu söyleyemeyeceğim kararımda. Neticede o Faruk Aksoy yapımı Ayakta Kal‘dı, tahmin edileceği üzere feci bir kayıp zamandı. (Vazife aşkı, yine de seyrettim) Bu arada dünyada basın gösterimine gitmek için kıtalar arası seyahate çıkan kaç gazeteci vardır. Sanırım diğer yakadaşım sinema yazarlarına nazaran benim Anadolu’nun en uzak noktasından geldiğim düşünülürse Guinnes Rekorlar Kitabı‘na girmeyi hak ediyorum.
Alacakaranlık
Twillight
Yön: Catherine Hardwicke
Oyn:Kristen Stewart, Robert Pattinson, Billy Burke
Seyir notu: 2,5 /5
Eleştiri notu: 1,5 /5
Alacakaranlık’ı seyrettikten sonra öğrendim ki film New York Times’ın En Çok Satanlar listesinin haftalarca 1 numarasını işgal etmiş, 5.5 milyonun üzerinde satmış bir kitaptan uyarlanmış. Stephanie Meyer imzalı kitap hem Dharma’dan çıkmış, hem de çevirmenlerinin parasını iç ederek yayın hayatını sürdüren Epsilon Yayınevi’nden çıkmış gibi gözüküyor. (Kabahat çevirmenlerin aslında hem oturdukları yerden iş yapıyorlar, hem de üste para istiyorlar.)
Film başlar başlamaz rengini belli etmişti aslında. Hedef, erkeklerin korku filmi sevmeyen kızarkadaşlarını sinemaya gönül rahatlığıyla götüreceği bir film ortaya çıkarmakmış. Vampir romantizmi diye bir şey hep vardı aslında. “Vampir romanlarının unutulmaz yazarı” Anne Rice‘ın kitaplarından romantizm hiç eksik olmaz mesela. Ama bu filmdeki romantizm öyle bir şey de değil. Angel ya da Buffy romantizmi diyelim biz ona. Bu da filmin kaç yaşa hitap ettiğini kafadan ortaya koyuyor zaten.
Vampir yasaları sık sık esnetilir filmlerde. Güneşe kremle çıkarlar, haçtan korkmazlar, ayna da görünürler… Ama bu filmde artık iyice işi abartıp, yeni nesil bir vampir peydah ediyorlar. Mübarek vampir değil Elf, diyesiniz geliyor. Neyse ayrıntıya girmeyeyim…
Özetlersek… Alacakaranlık kasabaya yeni gelen gelen yeni yetme (teenager) kızın kasabanın yakışıklı vampirine aşık olmasını konu alıyor. Ama bu aşk yürüyecek mi, yoksa yırtıcı (predator) delikanlının iştahı aşkına galip gelip manitayı ham yapacak mı?
Hikaye gençlere yönelik beyaz dizi hikayelerinin tüm klişelerine sahip. Ama romantizm dozunun yüksekliği, korku öğelerinin azlığı ve tamamen dişi bir fantaziden yola çıkması filmi, kaba tabirle bir “kız filmi” yapıp çıkarıyor.
Ama bu filme Ters Ninja’ya güzel bir anket yapma fırsatı tanıdığı için müteşekkirim yine de… Gelin canlar bir olalım, en güzel vampir filminin hangisi olduğunda karar kılalım. Benim listem aşağıdaki gibi, siz de kendi listenizi ya da bu filmler hakkındaki görüşlerinizi yorum olarak gönderin ve anketimize katılıp genel listenin şekillenmesine yardımcı olun.
"Romantik Vampirler ve En İyi Vampir Filmleri (Alacakaranlık / Twillight)" için 112 Yanıt
"Let the right one in" var bir de, izleyemedik tabii ama izleyenler yerlere göklere koyamıyor.
Benway benden önce davranmış oyumu kullandım ama "Let the right one In" de demek istiyorum.
kesinlikle "let the right one in". sadece vampir filmi türünün değil, geçen senenin en iyi filmlerinden biri. filmi keşfetmemi sağlayan http://www.otekisinema.com a teşekkürler :)
Eski vampir filmlerini oyunculuk, senaryo ve dekor-kostüm açısından [Bela Lugosi, Christopher Lee ya da herhangi bir yaratığın görüntüsüne bürünmeden de tiksindirici olabilen Klaus Kinski'nin başrollerde oynadıklarını] fazla abartılı; yenileri ise fazlaca teenager'lara yönelik bulmama rağmen; yeni dönem işi sayılabilecek Bram Stoker's Dracula'nın, yönetmen [Francis Ford Coppola] faktörü nedeniyle de olsa gerek kalbimdeki yeri bambaşkadır.
Vampir filmlerinde mantık ve tutarlılık aramak saçma zaten. Bu nedenle, neredeyse bir video klibe dönmüş olan Blade III bile güzeldi diyebilirim. Hatta daha da ileri giderek Queen of The Damned, Van Helsing, Underworld için de aynısını söyleyebilirim. Netice itibariyle, bu filmlerin "hayatın anlamını" vermesini beklemiyoruz. Yakışıklı, seksi ve güzel yaratıklar; biraz kan, biraz vahşet, biraz erotizm görmek istiyoruz; hepsi bu.
Bu konuyla ilgili olarak, anketimsi bir yazı yazmıştım ve oldukça iyi tepkiler gelmişti: Sizin Vampiriniz Hangisi?
Bu hikâyenin aynısı Alan Ball'ın şu sıralar devam eden True Blood dizisine benziyor. Orada da bir fampir romantizmi mevcut. Orada da fampir yasaları beya beya esnemiş. Dizi de "The Sookie Stackhouse Novels" isimli bir romandan uyarlamaymış. Six Feet Under'dan sonra Alan Ball'dan çok şey beklesem de hem filmi Nothing Is Privet hem de bu dizi olmamış diyoruz ve geçiyoruz haftanın şık ve rüküşlerine. (Diziye 6 bölüm dayanbildim.)
Mühim bir şey atladık diyordum zaten, Van Helsing'i atlamışız… Let The Rigt One In adlı eseri henüz seyredemedim, ama sizler eksiği doldurdunuz neyse ki…
Queen of the Damned ise mutlaka anılması gereken bir başka filmdi, sağolasın Artemis! Bu iki filmi ankete de ekliyorum. Sizin yanıt hakkınız dolduysa, ama ille de oy vereceğim diyorsanız, konuyla alakası olmayan bir arkadaşınızdan rica edin ankete katılmasını!
Önceki yorumun üstünden yalnızca 3 saat geçmiş ama ben Let the Right One In'i seyrettim bile. Klasik korku filmi kalıplarını çok sağlam bir dramatik yapıya yedirmiş müthiş bir Avrupa filmi, diyebilirim ilk etapta. Asıl şaşırtıcı bulduğum bu filmi beğenen arkadaşların Tony Scott'ın The Hunger'ına mesafeli duruşu. (Ankete bakarak söylüyorum.)
Vampir filmleri hep abartılıydı,En iyisi "Vampirle Görüşme" diyorum…
landlor sadece romantik vampir filmlerini mi misal verir..
peki hiç romantik komedi filmi seyredemiyecek miyim..
rica etsem.. lütfen.. tersninja üyesiyim desem.. talep etsem.. bu talebimi de değerlendiri mi acaba.. noolur..
lütfen..
bu şahane pazar günü.. pazar geyiyi gibi yazsa.. ne güzel olur.. yalvarıyorum gerçekten..lütfen.. bir tane bile yeter…
Evet, bu da oldu sonunda.
Kendimi peçeteye yazılmış istek parçalar gönderilen pavyon şarkıcıları gibi hissediyorum. Birazdan biri çıkacak başımdan aşağı gül yaprağı boca edecek.
Never kardeş, beni artık iyice korkutmaya başladın. Senin iyice bir rehabilite olma zamanın gelmiş sanırım.
İstediğin filmi izleyebilirsin, benim önermemi bekleme, kaldı ki benim bişi önerdiğim yok kimseye, seyrettiğimi yazıyorum ortaya. Beğenen seyreder, beğenmeyen bırakıp kaçar gider. Burhan Altıntop'un saplantılı hallerine büründün iyice… "Hadi be hacı, hatırım için" demeye de başlarsın yakında…
Bak 15 gün yasaklıyorum sana Ters Ninja'yı. Çık bir sokağa gez dolaş, daha da iyisi tatile git. Manita yap kendine. Aşık ol.
underworld bence..
şey.. never'in yasağı hani kaldırılmıştı.. öyle di miydi.. yanlış mı anladım acaba ben.. hem zaten landlord da romantik komedi film yazmışken.. dönemez mi acaba geri.. lütfen..
Kişiler değil, saçma sapan yorumlar yasaklı… Düzgün yorumlar kim tarafından verildiğine bakılmaksızın itinayla onaylanır… Bu arada çok iyi kamufle olmuşsun hakkaten. Superman'in kılık değiştirme konusundaki ustalığı senin nickname değiştirme ustalığın yanında 0 kalır…
landlord manita yap,aşık ol dedi diye..
iki haftadır yemeğe gidiyorum birileriyle..
oturup konuşuyoruz birlikte..
soruyorum en sevdiğin film ne diye..
ıssız adam diyorlar hepside..
bu filmi söyleyince..
etkileneceğimi sanıyorlar fikrimce..
nerdeee.. tam tersine..
soruyorum asya filmlerini bende..
diyorlar aslaaa..
korku filmi peki..
diyorlar imkansız kesinlikle..
ozaman festival filmleri..
hayatlarında duymamışlar bile..
off..ya.. gayret ediyorum işte..
ama olmuyor.. bu durumda..
ne konuşacaz ki birlikte..
sonunda yemek yarım kalsın diye..
gözlerinin içine bakarak..
diyorum ki her birine..
evlensek bile..
sen-ben ve tersninja olacağız birlikte..
tersninja'dan vazgeçmem mümkün değil de..
bunu duyunca zaten..
arkalarına bile bakmadan..
kaçıyorlar hemen benden..
diyorlar bu kız deli mi ne..
şimdi yalnız başıma gene..
oturuyorum bekar evimde..
bugün sevgililer günü diye..
landlord romantik bir film ismi verse..
yada ilizyonlu bir yazı yazsa keşke..
yazıdan tılsımını geçirse..
uyanıkken bir rüya görebilsem gene..
kaptan ve tayfa.. mesela bir gemide..
kaptan kızgınlıkla tayfaya..
gel yanıma dese ..
tayfa..
dünyanın zillerini taksa..
korksa ve kaçsa..
mesela..
landlord keşke..
bugün özel bir yazı yazsa..
olmaz mı..lütfen..
yalnızların aşkına..
yha hepsi boş enn güzeli lanetliler kraliçesi yani Queen of The Damned hele lestat çoook yakışıklı olmuş saçları uzatınca hem romantikte spr oynamışlar bayıldım çok gerçekçi oynuolar ama bitişi daha havalı olabilirdi
eN GüSeLi ALACAKARANLIK (twilliqht) TaVSiYeM İZLeYiN MaNYaq BiŞe ;) HeLe eDWaRD Çoq DaDLu..! BeLLa'Da GüSeL qıS aMa..! x))
ben de gamze'ye katılıyorm Queen of The Damned süper bi film hem çok etkileyici hem de teknik olarak diğerlerinden daha iyi. bi de ben oyuncularına bakarım yakışıklıysa ya da güzelse benden yüzde elli geçer ve bu filmde lestat çok ama çok etkileyici.
bence alacakaranlık o kadar etkileyici ki insan aşka inanası geliyor.Bile bile kendini uçurumda atmak gibi ve sonunu düşünmeden birinin peşinde gitmek enterasan ve etkileyici
alacakaranlık filmi çok güzel izleyin derim
kesinlikle gelmiş geçmiş en iyi vampir filmi alacakaranlık bence,diğerleri çok saçma geliyo bana alacakaranlıkta aşk ve gerilim öyle güzel dengedeki filmden sıkılmazsınız.muhteşem bir film.kitabını da okuyorum şu an 3.sünün yarısındayım.kitapları da çok güzel.
alacakaranlık kız filmi falan değil. ben dahil birsürü arkadaşım filmi çok beğendiler. evet birçok güzel vampır filmi var ama alacakaranlık çok başka.
evet bencede hiçde kız filmi değil ben kızım ve çok seviyorum ama benim bir sürü erkek arkadaşım var ve onlarda çok seviyorlar kitabı
Twilight bir kız filmi değildir :S
böyle saçma yorum daha görmedim.
kitaplarını oku da konuş ;)
Benim sevdiğim film alacakaranlık(twilight)bayılıyorum .Nerdeyse 10 defa izledim.Bence müthiş bir film.Erkekler de izleyebilir.Kızlar da.izleyin arkadaşlar.
alacakaranlık cok güzel bir film .kesinlikle izlemeyenler izlesin derim.alacakaranlığın devam filmi çekiliyormuş sabırsızlıkla bekliyorum ayrıca bu film kız filmi felan değil böyle bir saçmalık olmaz neye göre kız filmi denmiş anlamadım :D
bence en iyisi twilight ama listede yok.kız filmi diyenlerinde başka saçmalayacak birşey bulamamalarına veriyorum.o zaman alien de erkek filmi.kadınlar izleyemez.
bu arada yazarımız gir kanımayı nasıl 3 saatte izledi vizyonda değil ki.korsan mı aldı acaba=)
bencede en iyi, en güzel, en romantik film alacakaranlık izlemeyenler izlesin bence devamı varmış sabırsızlıkla bekliorum çok güzel ve hepside çok iyi oyuncular alacakaranlık filmini çoooooooooooooooook seviyorum telefonumda odamda bilgisayarımda her yerde resimleri posterleri var.
alaca karanlık izlenmesi gereken flimlerden biri ben bayıldım çooooooooooooooook güzel…
bence en güzel iki film alacakaranlık ve vampirle görüşme ikisinide çok beğendim izlemenizi tawsiye ederim
Bence alacakaranlık en iyileri kız filmi falanda değil konusu çok çok güzel … edward cullen çok yakışıklı onu daha önce harry potter filmindede cedric digorry olarakda izlemiştim ben aşkımsın ya bayılıyorum o çocuğa odamın her yeri onun posteriyle dolu alacakaranlık süper bi film 2. 3. 4. 5. hepsini bekliyorum 100 filmi olsun 100 ünüde izlerim hatta 100ünüde 1000 defa izlerim çünkü çok güzel bi film bu arada edward benim sevgulum kimseye vermemmmmmmmmmmm………………………………………………………………………………………………haberiniz olsun
tabikide en güzeli ALACAKARANLIK..!!
the forsaken (2001) gençlik dizisi tadında (kerr smith yüzünden olabilir) the lost boys benzeri iyi vampir filmlerinden bence.
buffy the vampire slayer (1992) donald sutherland, rutger hauer, luke pery, hilary swank'li kadrosuyla
blacula (1972) blaxploitation?! çocukluk travmalarımdan!
fright night (1985) favorilerimden.. komşum bir vampir adıyla yayınlanmıştı türkiye'de..
fright night part 2 (1988) zayıf bir devam filmi de olsa..
vampyros lesbos (1970) jesus franco türkiye'de ! :)
innocent blood (1992) vampir noir'ı mafyayla içli dışlı la femme nikita
the hunger (1983) bauhaus'un "bela lugosi is dead" şarkısıyla yaptığı efsanevi açılış..
nochnoj dozor (2004) adının yorumlarda dahi geçmemesi ilginç. yüzüklerin efendisini matrixle çarpıp underworld' bölen felsefik rus deliliği.. 2006'daki devam filmi dnevnoy dozor da var tabii ki(nightwatch-daywatch ki başarılı roman uyarlamaları bunlar aynı zamanda.. yorum çok uzamasın diye kısa bilgiler veriyorum kısaca kendi fikrimi söylüyorum yazar ve yönetmen ayrı konularda incelenmeliler bence)
salem’s lot (1979) nadir başarılı stephen king uyarlamalarından.. ya da çok küçüktüm ve haddinden fazla korkmuştum izlediğimde.. bilemedim şimdi :)
vampire circus (1972) ve adını hatırlamadığım ama aynı dönemlerden bana "kara kurbağa" mitini öğreten bir vampir filmi daha var çok fazla detay veremiyorum ama birilerine çağrışım yapar belki toprağa gömülen ve canlanan kara kurbağa efsanesiyle bağdaştırılan vampir miti.
ve tabii jim carrey'nin eski filmlerinden pek geyik korku-komedi once bitten (1985) :)
listedekilerin dışında ekleyebileceklerim bunlar. listeden de the hunger, nosferatu, near dark, from dusk till dawn, låt den rätte komma in, the lost boys favorilerim arasında.. uzattım biraz, çekiliyorum.
Biraz Sonlardayım ama idare edin Queen Of The Damned
çok güzel bi film baya vampir filmlerinin hastası olmaya başladım diyebilirz. Daha Bugün Alacakaranlığı izledim güzel di ama bence 2. çekicekler galiba öle hissettim
Queen Of The Damned in güzelliği şu film sonunda en azından kız vampir oluyo diğerleri gibi ay ölümlü kalim demiyo tabiri caizse:p
Benim Listem Çok Kısa İdare edin
Queen Of The Damned
Moonlight(dizidir)
Van Hensing(o da Hugh Jackman oynuyo diye:D)
Alacakaranlık
Yeraltı Dünyası
şu sıralarda moonlight izliyorum hoşuma gitti bilmiyorum
ama alacakaranlıkta baya bi sınırları aşmışlar vampir kanunlarını yani geleneksel elmas gibi parlamak mı oda nesiymiş bizim bildiğimiz vampirlerin güneşte kül olması gerekmiyomu yani yok olması baya komik olmuş o yönden ama yinede güzel bi filmdi laf etmiyorum.
Ya şu Alacakaranlık harika bir film. Hiç öyle boşuna kızlara göre bir film değildir diye yorum yapmayın kızı erkeği fark etmez beğenen izler valla. Harika bir film bende oynamak isterdim…
gerçekten süperrrr birşey olmuş bence herkess izlesin dehşet yani
Bence alacakaranlık asıl kızlara göre çünkü bu kadar yakışıklı boşuna bir araya gelmemiştir bence ;)
alacakaranlık süper bir film ve edvırd çoooook yakışıklı
ALACAKARANLIK diyorum başka bişey demiyorum harika bi film süper
alacakaranlık dizisini bana bir arki önermişti ve bende izledim cok güzel harika
1. Queen Of The Damned
2. Vampirle Görüşme
3. Twilight
ILk 3 Bunlar 4-5-6 Da Muhtemelen Bunlar x)
4. New Moon
5. Eclipse
6. Breaking Dawn
ya allah aşkına bu yazıyı yazan adam kim ya.yok alacakaranlık kız filmiymişde bilmem neymiş.alacakaranlık hayranları bunu görse heralde bu adamı linç ederler.ayrıca bu adam önce kitapları okusunda ondan sonra konuşsun.bi kere alacakaranlık süper ötesi ir film.bu filme dil uzatanları öldürmek istiyorum.
bu film çok güzel bence dizisini yapmalılar defalarca izledim yine izlicem
true blood u izlemelisiniz bnde twilight hayranıydım ama artık twilight ı unuttum
bence alacakaranlık hem kız hem rekek ben 5 kere izledim en sonu çok güzekl izleyin
Arkadaşlar rica ediyorum filmlerin sonlarından bahsetmeyin. Taktir edersinizki izlemiyenler var filmleri katletmiş oluyosunuz!
Saçmalık !!!
alacakaranligi kitabini okuduktan sonra degerlendirirseniz daha iyi olur bence de..evet filmlerin belli bir zamana sigdirilma sorunsali yuzunden gereken duyguyu veremiyorlar ama gercekten cok garip bir ask var ortada,ozellikle kitapta bunu hissetmemek elde degil..ayrica eger twilight kiz filmiyse (ki bunun cok sig bir degerlendirme oldugunu dusunuyorum,hala bazi duygularin kadinlara ait oldugunu mu tartisacagiz, ya da tersninja su goturmez bir maço),buffy,angel, ya da romantik vampirlerin oldugu hersey kizlar icin yapilmis olarak duz bir degerlendirmeye varabiliriz…bunun vampir-insan-kurt adam uclusu arasina olmasindan ziyade iki insan arasinda hissedilebilecek duygulari da ortaya koydugunu dusunuyorum..ben hala umidimi kesmemisim,hani derler ya nerede o eski asklar diye :)
herneyse vampirleri seviyorum!!!
alacakaranlık harika bi film bence kitabınıda okudum.çok hoşuma gitti herkesin görüşüne saygı duymak lazım ama kız filmi gibi olmuş diyenleri kaba buldum.aşk, sevgi, bağlılık kızlara özel duygular değildir ama hiç bi erkeğinde filmdeki gibi sevgilisine bağlandığını görmedim.değerlendirme yapılmadan önce kitabınında okunmasını tavsiye ederim…
Şimdi…
Her ne kadar Landlord'un yazisini basarili bulmus olsam da (Hele oturdugu yerde is yapan cevirmenlere odemelerini yapmayan yayin evlerine binbir beddua etsem de) okuyucularin cogunun yorumlari ne yazik ki kafacigimi duvarlara vurmama neden oldu.
Oncelikle ne kadar sig oldugu dusunulse de "kiz filmi" yorumuna katiliyorum. Anne Rice "döneminde" vampir konulu filmler özeldi; dogalari, karakterleri yansitilirdi ki zaten bu nedenle cogunluk tarafindan sıkıcı bulunurdu. Aktorleri her ne kadar yakisikli (ve hatta taş) olsa da "populer" kultur bunlari eksik bulur; amma yakışıklı vampirim ben diye bagiran Brad Bitt vs devre disi kalirdi…
Ancak Buffy ile oylesine bir donem basladi ki insanin vampir olup temizlik operasyonuna girisesi geliyor. Twilight serisi ile vampirizm tamamen popülerleşti, aşklaştı, sevgi böcegi oldu, kizlar guzel, erkekler cengaver oldu. Onceleri 10-12 yasindaki cocuklar plastik vampir disi gorunce cigligi basarken, simdi Facebook'larda Edward paylasip durur oldu. Anneler, babalar "aman tanrim kizim/oglum vampir filmleri izliyor, basima satanist mi olucak" diye endiselenirken Twilight sayesinde her annenin, babanin icinde bir vampir yatiyor bulundu.
Bu kotu mudur simdi? Vampirler de ailemizin bir parcasi gibi oldu. Acikcasi olmasaydi daha iyiydi. "Sacred" kalmasi gereken bazi hususlar vardir ki altinda yatan kavrami devre disi birakip yakisiklilik, ask, mesk yuzunden populer olmamalidir.
Bir de..Son bir sey..Sinema elestirilerini okuyup yorum yazacak kadar nitelikli insanlarim, ukalalik yapmak istemem ancak "Twilight coooooook guzeeeeel Edward da cok yakisiiiiiikliiiiiiiiiiii, sensin kiiiiiiiiiiiiiiiiiiiz!" gibi yorumlar yazmayin be gozunu sevdiklerim!
Interview with the Vampire, Vampire Hunter D vb dolu filmlerdi. Ancak Twiligh Serisi degil.
wampirella valla en güzel yorum senin yorumun da bişi unutmuşsun o da YENİ AY alacakaranlıktan daha güzel
bence alacakaranlık süper kaç kere izledigimi ben bilebilmiyorum bi okadarda izlerim 2.serisinide dört gözle bekliyorum arşivimdem hiç çıkmayacak.
Ben alacakaranlık ı izlemedim,aslında kendime bir vampir filmleri arşivi yapmak için bakınırken rastladım.ama yapılan yorumlar alacakaranlığın çok iyi olduğunu yazsada içimden bir ses izleme dedi .(yorumlardan ,izleyenlerin kurduğu cümlelerden dolayı) o yüzden izlemeyi düşünmüyorum .beni çok etkileyen " quuen of the damned " ı tavsiye etmek için yazmak istedim sadece.mükemmeldi bence.romantizim vardı ama yeteri kadardı,bende arkadaşa katılıyorum fazla da romantikleştirmeyelim ,aileden biri olmasın vampirler yahu. underworld serisi,blade serisi,dracula 2000 iyi filmlerdi bence.ama en iyisi "queen of the damned" 2 gece üst üste izledim artık düşünün.bu benim beğenim tabi.müzik sever biri olduğum içinde benim dinlediğim müzik tarzında müziklerinde filmde bol bol olması daha da çekici yaptı tabi beni.soundtrack i de çok güzeldi.iyi filmden anlayanlar(alacakaranlıkı çok iyi bulanlar hariç)izlesin derim ki mutlaka izlemişlerdir zaten..
sana katılıyorum semra guzel bı film
tabiikide lanetliler kraliçesi dostum
şüphesiz ''Alacakaranlık'' diyorum.ama kitabında çok daha ayrıntılı hoş ve sürükleyici anlatılmış….
okumanızı tavsiye ederim tabiki de devam serisini de.
ben 3 günde okudum bu bile fazla bir zaman çünkü 2 gün üst üste sınavım vardı ona rağmen sıkılmadan okudum…
alcakaranlık
yeni ay hepsi çok güzel ama en güzeli EDWARD 'ım
alacakaranlık güzel bir film bella ve edward ön plana çıkmasına rağmen alice de bence filmde harika kurt adamlar ise görsel efekt olarak filme ayrı bir tad ve heyecan katmış korkudan ziyade duygsallık ağır basmış ailecek izlenebileceği konusunda bile iddalıyım. cullen ailesi ilgi çekici bir yanları var. ve tabi klasik iyilerle kötülerin savaşı, tavsiye ederim
alacakaranlık hytmda izlediğim en harika film.Aşk ve heyecan var başka birçok vampir filmine gittim alacakaranlık ve yeniay da aldıgım tadı alamadm.
bence en iyi film alacakaranlık çok izledim dahada izliyorum edwardı çok begeniyorum sevgilisi bellayı da begeniyorum ikisi yakışıyor bella vanpir olsa filim daha iyi olur 1i 2yi izledim haziranda da 3ü çıkacak bekliyorum
Alacakaranlık saçma sapan bir film, kim ne derse desin bi gram sevmedim, benim düşüncem bu.
Vampirle Görüşme gibi güzel bir film varken Alacakaranlık gibi ucuz filmlere dönüp bakmam bile.Kimse bana savunmasın bu filmi.
Ve kimse yorumuma yorum yapmasın başta dediğim gibi bu benim düşüncem kimseyi ilgilendirmez.
alaca karanlık diyorum,aşkın var olduğunu düşünüp eşime hergün biraz daha aşık oluyorum.filmi beşkere izledim,bi beşkere daha izlerim.
chan wook park – thirst de var kaliteli bir örnek olarak
katılıyorum thirst çok daha iyi bir film twilight a göre romantizmse romantizm bunda da var:D
arkadaşlar önemli olan filmin romantiği korkusu aksiyonu bilim kurgusu komedisi gerilimi değil. bunu bilmeyen salaktır. önemli olan filmden size göre çok güzel bir anlamı olmasıdır. bu yüzden sadece twilight yada twilight saga filminin konusu güzeldi. ne thirst ne drakula ne karanlıklar ülkesi sadece alacakaranlık 1 ve alacakaranlık yeni ay 2 güzeldi.. kimse benle laf yarışına girmesinnnn…….. yazan ve yöneten destekleyen SAMED ORHAN
ben alacakaranlık serisine bayildm 6 günde bitirdim
DÜNYANIN EN MUHTEŞEM YAKIŞIKLI ERKEKLERİ İDİ VE BELLA DAN ÇOK GICIK OLUYORUM VE EDWER DAN ÇOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOK HOŞLANIYORUM
Ne rezalet! Nedir bu twilight çılgınlığı!!!
ya arkadaslar bende alacakaranlıgı ızledım ama kızların edwarda bayılmasına anlam veremedım tamam hepımızın ıstedıgı oyle romantık bırı ama olmazkı adam bı cagırsa butun kızlar yoluna dokulecek neredeyse…kımse bunu yanlıs anlamasın ama sunu bılıyorum kı yatarken hepınız onun gıbı sevgılınız esınız yada arkadasınız olsun ıstıyosunuz ama gercege donun o cocuk gercek degıl…ve kıtap fılımden cok cok ustun…
alacakaranlık serisi çok güzel fakat gençlerimiz olumsuz etkileniyor. bütün kızlar bir edward peşine düşmüş vampir sevgili arıyor. çok komik. .
'vamPiRLeRLe qöRüsme' qeRcekTen qüZeL..
ama Su ana kaDaR izLEdiqim en ii vaRpiR fiLmLeRi baŞınDa;
1)The VamPiRe diaRies
2)True Blood
3)BLood:The LaSt VampiRe
TwiLing meSelesi iSe apayRı: BenCe aDece qenÇ kıZLaRın edwaRd ve jaCop'a duyDuqu hayRanLık Söz konuSu..
Stephone mayeR oLdukça iyi biR vamPir roman yaZaRı, aLaCakaRanLık SeRisi oLdukCa qüZeL ama FiLm peK iÇ açıCı deqiL..!
TeşekküRLeR !
Nasıl bir yazı şeklidir bu ya? Bu genç kuşak beni her gün yeni bir dumura uğratıyor. Dumurun en bilinen siması oldum artık sayelerinde…
bence alacakaranlık efsaneleri(twilight saga) çk gzl efsaneleri: twilight(alacakaranlık),new moon(yeni ay),eclipse(tutulma),breaking dawn(şafak vakti),midnight sun(gece yarısı güneşi),forever down(sonsuza dek). mesala midnight sun(gece yarısı güneşi) nden bir bölüm:
Ölü, donmuş bir kalp kırılabilir miydi? Benimki kırılacak gibi hissediyordum.
“Edward” dedi Bella.
Kapalı gözlerine bakarak donakaldım.
Uyanıp beni burada yakalamış mıydı?
Uyuyor gibi gözüküyordu, yine de sesi çok berraktı.
Sessizce içini çekti ve sonra huzursuzca döndü.
Hala uyuyordu ve rüya görüyordu.
“Edward” diye mırıldandı yavaşça.
Rüyasında beni görüyordu.
Ölü, donmuş bir kalp tekrar atabilir miydi? Benimki atacak gibi hissediyordum.
“Kal” diye içini çekti.”Gitme. Lütfen, gitme”
Beni rüyasında görüyordu ve kabus bile değildi.
Onunla kalmamı istiyordu.
Beni saran duygulara isim vermek için uğraştım; ama onları anlatabilecek kadar güçlü kelimeler yoktu.
Uzun bir süre, içlerinde boğuldum.
Yüzeye çıktığımda, önceden olduğum adam değildim.
Hayatım bitmeyen, değişmeyen bir geceydi.
Her zaman, gereksinim olarak, benim için gece olmalıydı.
O zaman şu anda,gecemin yarısında,güneşin doğuyor olması nasıl mümkün olabilirdi
çk gzl twilight ı new moon izledim tutulmayı okuyom manyak gzl beni çkl etkiledi
Alacakaranlık filimini çok beğendim ve edwarda bayıldım onun gibi bir sevgilimin olmasını çok isterim
Bana bi arki önerdi bayıldım herkesin izlemesini tavsiye edrm hele edward warya ya bayılıom adama ya keşke böyle bi sevgilim olsa Allahtan başka ne istrm ki bella gerçek hayattada evli edwardla onun yernde olmyı nasl istrm warya cnm bnm pc nin ekranında hep onlarn fotoları war sürekli onlarla ilgili araştırma yapıom yakında edwardın ve falan tişörtlrnden alcm yatak nevresimim onların resimleryle olack nese bndn bu kadar sizinde bu filmi izlemenizi tavsiye ederim serisinin hepsini izleyin herkese iiiigünler, gecelr,akşamlar,sabahlar her nese işte………..)))))))))))))
ya nedir takmıs sınız alacakaranlık ha alacakaranlık tamam güzel bir film ama bukadarda abartılmaz kii ama siz buna güzel diyosanız öylese siz daha film görmemişsiniz
walla bn alackaranlık serisinin üstüne film tanımam spr bişi yhaaaaaa:D:D
bella seni çok kıskanıyorum edvırd seni çok seviyorum alacakaranlık ve yeni ay çok güzeldi hiç bir filmini kaçırmayacağım ve senin en güzel hayranın benim beni unutma seni çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk seviyorum
edward gay bundan haberiniz yokmu
bence çook güzel edward çook yakışıklı bide benim annem poniw te oturuyor ben de forks ta alacakanlı ğın çekim yerini gördümm
edward yani robertpattinson benim abim
yahu gardaslar az biraz delikanlı olun ne bu cıvık laflar ya bilemem o fim gozel bilmem su büyle hayatı anlatan bir film izleyin belki kal biniz biraz yumusar len:)) mesela islamiyetin fdogusu
kitaplara ve filmlere kız filmi ve ya kız kitabı değil diye bir şey olamaz… bu sadece gereksiz bi basma kalıp bence..
let the one ın. güzel. ultra vilolet : bu filme bayılıyorum. kesilikle ve ısrarla tavsiye ederim :)
ayrıca twilight diorum n basşında başka bişi demiyorum…x)) ayrıca bu twilight çılgınlığı, erkeklerin olumsuzlıuklarından kaynaklanıyo..
erkekler domuzluk yapıyo bazen… ne bilim ne duygusallar, ne karşısındaki insanı düşünürler.. hiç bişi.. edward ı örnek görmeliler… bir kız da edward gibi bi sevgilisi olmasını istemezmiki? tabiki ister. sevgilisinin onun gibi bakmasını ister.. büyük bi aşkla sevmesini ister.. ama malesef böyleleri çok az… VE BU FİLMİN BU YÜZDEN TUTULMASI TESADÜF DEĞİL..
"Let the right one in" konu ve işlenişi bakımından çok iyi bir filmdir. Bir de dinlemeye doyamadığım bir film müziği yapmışlar.
alacakaranlık, yeni ay, tutulma ve şafak vakti kitapları ve filmleri mutlaka okuyun izleyin çok sürükleyici bir vampirin yapamayacagı çok şeyi edward bella ya yapıyo tavsiye ederim haa bu arada yeni kitap gelecek geceyarısı güneşi bu kitapta edward ın bakış açısından kesinlikle okuyun byyyyyyyyy
Ben filmlere göz atarken rastladım bu yorum sayfasına TrueBlood adlı diziden hiç bahsedilmemiş Bende sizlere onu tavsiye ediyorum…2 sezonunu da izledim Zengin içerikli keyifli bir vampir dizisi…İyi Seyirler…
bence alacakaranlık harika ötesi bir film çünkü insanları büyülüyen bir aşk hikayesi yeni bölümü haziranın 30 da çıkıçakmış ssabırsızlıkla bekliyorum alacakaranlığın çıkmasını dört gözle berliyorum
slm alacakaranlık kız filmi falan degil lütfen yapmayın ya ktabı 10 yılın en iyi kitabı seçildi filmi patlama yaptı yani tek kızlar seyretmiyor filmi bence alacakaranlık, yeni ay, tutulma ve şafak vakti diyorum canlarım kitaplarını tavsiye ederim
alacakaranlığı şimdi 1 saat sonra sinema tv de izliycem çok mutluyum…
bnc een iyi vampir filmi(dizi aslında ama neyse) true blood
twillight'ın neresini seviyolar anlayamıyorum..Tamam konu çok güzel..hatta kitap da güzel..Ama filme uyarlanması berbat ötesi olmuş…oyuncularda da iş yok.Hele o Edward tam odun surat..Saten en kötü oyuncuda seçilmedi mi:/ … Bence filmde efektler…oyuncuların filme kattığı duygu daha da güçlü olabilirdi…
evtt haklısınn böcükcük bende hiç sevmiom twilightı
kitaplarını okudum. kitapları neyse de filmleri berbattı. Kuzimde benle hem fikirr… daha doğrusu nerdeyse tüm arkilerim…
yaaaq een ii vampir filmi the vampıre dıarıes ve twillight
yani dizi olarak
Şahsen ben romantik vampirlerden sıkıldım bu son dizi ve filmlerden sonra. Bu film ve dizilerde oynayan vahşi vampirler kötü karakter, romatik oğlanlarımız ise iyi. Vampir asimilasyonuna hayır….
Hepsi güzel de, “Queen of the Damned”ı tercih ediyorum..
Yazıda filme önyargıyla yaklaşılmış. Ayrıca bir eleştirmenin ‘kız filmi’ diye bir tabir kullanması ne kadar doğru, tartışılır. -Bu da filmin kaç yaşa hitap ettiğini kafadan ortaya koyuyor zaten. cümlesini de. Ne yani yurtdışında ya da ülkemizde bu filme 3, 4, hatta 5 yıldız veren eleştirmenler ‘küçük ergen’ler mi? Hayır, koca koca insanlar… Demek ki ortada ‘sinemasal’ bir anlayış var. Dediğim gibi bir önyargı mevcut ama yinede klasik olarak ‘zevk ve renk’ diyoruz.
Bence vampir filmi türüne yenilik şarttı, hem türün mezara gömülmemesi açısından, hem de hep aynı şeylerin ısıtılıp ısıtılıp önümüze getirilmesi insanı sıkar malum.
Bu film işte bu türü yeniden canlandıran bir film. Sinemasal açıdan bakarsak; vampir-aşk-gerilim-80′lerin gençlik filmi türlerini ustaca harmanlayan ve vampir külliyatını, kalıplarını tersyüz eden bozucu ve yenilikçi bir film modeline sahip. Üstelik bunlara, gayet estetiksel gözüken ve mavi-gri tonlarının hakim olduğu ‘yenilikçi’ bir görsel çalışmada eklenince (özellikle beyzbol bölümü çok iyi verilmiş), 2000′lerin vampir filmi anlayışını değiştiren modern ve orijinal bir ‘aşk’ filmi ortaya çıkıyor. Salt vampir filmi olarak değerlendirmemek gerek yani, ya da vampir filmlerinin sadece, karakterlerine ağızdan dolu dolu kan fışkırtan filmler olması gerektiğini düşünmemek… Bu arada filmin nostaljik bir hava taşıyan mükemmel müziklerini de unutmayalım.
Ama, Twilight serisinin arkasından gelen onlarca ‘klon’a elbette bende ‘ergenler için hazırlanmış ticari bir tuzak’ olarak bakıyorum…
Not olarak belirteyim, Låt den Rätte Komma In filmi de 2000′lerde bu ‘yenilikçi’ anlayışın içine giren bir diğer film. Blade’i ise tam olarak bu kategorinin içine koymuyorum ama yinede türün iyilerinden biri.
Her neyse, bari bende vampir filmleri listemi yazayım,
1. Nosferatu
2. The Lost Boys
3. The Hunger
4. Twilight
5. Låt den Rätte Komma In
6. Interview with the Vampire: The Vampire Chronicles
7. Near Dark
8. Blade 2
9. Blade
10. Vampyr – 1932
Bu arada listenin ilk sırasında ki Nosferatu 1922 tarihli olanı.
Sevgili Ozzy,
Sinema eleştirme adabı üzerinden gelen eleştirilerden çok sıkıldım. ters ninja’nın herhangi bir yerinde bu sitedeki yazılar sinema eleştirmenleri tarafından yazılıyor diye ibare mi var? Sinema yazarını kabul ederim, ama şahsen kendi adıma bu sitede sinema eleştirmeni olmanın kısıtlamalarından hür yazmayı tercih ediyorum. Ben böyle eğleniyor ve mutlu oluyorum, kendimi böyle ifade ediyorum. Bu seni mutlu etmiyorsa beni, bizi okumama özgürlüğüne sahipsin. Fikrini söyleme konusunda da serbestsin. Ama bunu yaparken kafanda bize bir titr yakıştırıp eleştirini onun üstüne kurma lütfen.
Ayrıca bir film tümüyle 14-15 yaşlarındaki kızlarının ilgisini çekecek bir tüketim nesnesi şeklinde tasarlanmasına değil, benim buna en hak ettiği tarifi yakıştırmama mı takılıyorsun. Kusura bakmayın, bir filmi beni ciddiye aldığı ölçüde ciddiye alabilirim.
Sayın Landlord;
Kafamda size ya da bu sitenin yazarlarına bir ‘titr’ yakıştırdığım yok. Sinema eleştirisi ya da sinema eleştirmenliği teknik ve akademik konulardır. Eleştirmenlerinde filmlere aynı şekilde yaklaşmaları, yazılarını bu anlayış üzerinden kurmaları gerekir. Yani bunu ben söylemiyorum, işin özüdür bu. En azından ‘analizleri’ sayesinde seyircinin göremediği noktaları görmeleri gerekir, ‘film ne demek istiyor?’ meselesine fazla takılı kalmadan… Ayrıca herhangi bir dalında ‘kız filmi’, ‘kız kitabı’ diye bir kategori olmadığını düşündüğüm için yazdım.
Ama bilgi verdiğiniz iyi oldu, (açıkçası böyle düşündüğünüzü yeni öğrenmiş oldum) madem siz kendinize ‘sinema eleştirmeni’ sıfatını sitenizde uygun görmüyorsunuz, daha çok bir ‘sinemasever’ sıfatıyla yazılar yazıyorsunuz, bundan sonra yazılarınızı bunu bilerek okurum. Böyle bir konuşmaya da gerek kalmaz. Bu sizin kendi tercihiniz sonuçta, dediğiniz gibi…
Bu arada filme sizin yaklaştığınız şekilde yaklaşmadığımı önceki yorumum da belirtmiştim. Sinemasal ve teknik açıdan yenilikçi ve başarılı buldum filmi. Tüketim nesnesi meselesine gelince, hangi Hollywood filmi bu amaçla yapılmıyor ki? Daha doğrusu ‘sinema sanatı’nı ve ‘Hollywood filmleri’ni birlikte anabilmemiz artık mümkün mü? Değil elbette…
Twilight, eleştirmenlerin öve öve bitiremediği ama benim film yerine bile koymadığım ticari filmlerin babası ‘Avatar’dan çok daha masum bir yerde duruyor bence…
Konu anlaşıldığına göre, iyi günler dilerim…
Bir kelime eksik, herhangi bir ‘sanat’ dalında olacak o.
Uzatmak için değil, biribirimizi daha iyi anlamak için… Karşımda tartışmaya değer biri olduğunu fark ettiğim için devam ediyorum…
Aslında yalnızca burada değil her yerde bir sinemasever olarak yazma gayretindeyim. Sinema eleştirisi yapıp yapmadığım, veyahut sinema eleştirmeni olup olmadığım sanki bana benim dışımda bir konuymuş gibi geliyor. Hiçbir zaman şöyle ağzımı doldracak şekilde “film eleştirmeniyim” demedim. Sinema yazarı olduğumu ise gururlanarak ifşa ettim, yine ederim.
Kız filmi diye bir kategori yok belki ama bana artık olabilirmiş gibi geliyor. Çocuk filmi oluyorsa, teenage filmi oluyorsa, onların altından oklar çıkarıp birinin ucuna koyabiliriz mesela: Teenage Girlish (Slang’de Kız Filmi). Muhtemelen Chick Flick diye de bir kategori yoktu eskiden, hatırlatırım…
http://www.filmsite.org/greatchickflicks.html
Evet, bu konuyu irdelemekte bende yarar görüyorum.
Chick Flick çok başka bir mesele aslında. O listede Rebecca, hatta Rabbit-Proof Fence bile var. Herhalde ilk defa bu tarz bir listeye sokulmuştur bu filmler. Empire dergisi ‘en iyi duş sahneleri’ gibi bir liste yapmıştı bir ara, o liste gibi bu da filmler hakkında bilgi vermekten ziyade, daha doğrusu filmlerle alakası olmaktan çok teğet geçen, ‘alternatifin alternatifi’ olma çabasında bir liste gibi duruyor. Noel’de ‘noel filmleri’ listeleri yaparlar Amerikalı eleştirmenler, ondan daha da gereksiz bir ayrım gibi duruyor.
Tam olarak bir ‘alt tür’de diyemeyiz bu tabir için.
Ama sizin yazıda kullandığınız ‘kız filmi’ tabiri sanki filmi küçümseyen, eseri ‘cinsiyet’ sahibi yapan ya da ‘sadece kızlar beğenebilir gibi’ bir anlam taşıyan bir tabir. Filmi beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, herkesin kıstasları ve görüşleri farklı olduğu için saygı duymak gerekir… Ben zaten beğenmemeniz üzerine değilde bunun için yazdığımı belirtmiştim, ‘eleştirmenlik’ sıfatı üzerinden. Ama sizde bunu açıkladığınıza göre benim için sorun kalmamıştı.
Bu tabirlere fazla takılı kalmadan, önce bir ‘sinema filmi’ çıkmış mı, film sinemasal ve teknik açıdan nasıl bir anlayış benimsemiş gibi daha önemli özelliklere bakılması gerektiğini düşünüyorum.
Ayrıca, madem ‘Chick Flick’e girdik, Twilight bir Chick Flick değil bence, ‘yenilikçi’ tavrı olmasaydı bile yine böyle düşünürdüm. Olabilirdi de, bu bir filmin kötü olabileceğini göstermez (tabii ısmarlama, basmakalıp ve çöp ‘sulu romantik komedi’lerden bende nefret ederim orası ayrı, geneli 30′lu yaşlardaki bayanların tatmini için ‘üretilirler’)… Öyle olsaydı, E.T.’ye ‘çocuk filmi’, ‘aile filmi’, ‘Thelma and Louise’e ‘kadın filmi’ diye burun kıvırmak gerekirdi, sinemasal özelliklerinin önüne set çekerdik… Ya da sinema tarihinde bu tarz önem yer tutan filmlere. Godard, Antonioni, Resnais, ya da Reha Erdem filmlerine ‘entel filmi’ etiketini yapıştırıp hüküm giydirenler gibi…
Dediğim gibi benim için önemli olan, elle tutulur bir ‘sinema filmi’ yaratılmış mı?
Yani ‘önce sinema’. Filmleri etiketlemeyi de sevmem bu yüzden. Hatta en ‘ticari’ gözüken filme bile önyargıyla değil saygıyla yaklaşılması gerektiği kanısındayım. Nereden ne çıkacağı belli olmuyor bazen…
Ama sonuç olarak klasik bir şekilde, beğeni, kıstas, zevk, renk farkı diyelim… Kimi zaman işe yarıyor nasıl olsa. )
Sinema yazarlığı ya da eleştirmenlik konusuna gelirsek, herkesin kendi tercihi, çeşitlilik iyidir her zaman… Ama bazen en dip sınırı aşanlar bile oluyor, özellikle ‘özet yazıcılar’ bir an önce temizlenmeli. 9 paragraflık bir yazıda 8 paragraf filmin özetini anlatıp, 1 paragrafta ‘mutlaka izlenmeli’ gibi basmakalıp tabirler kullanan eleştirmenler bile var ama isim vermek istemiyorum.
Sinemasal özellikleri bırakıp salt sosyolojik, politik ve ideolojik açıdan da görüşlerini beyan edenler var, bunlarda ‘sinema camiasına’ ve bu mesleğe zarar veriyor bence. Ama en önemlisi, görüşün hakkıyla anlatılması için yazının ‘teknik’i, tutarlılığı, yazılış biçimi ve çorba yapmadan eleştirinin hangi türünün kullanıldığının belirgin olması. Bu devirde hepsini hakkıyla yapan iki elin parmaklarını geçmez herhalde, yurtdışı dahil… İşin diğer yüzüne bakınca; belli bir sinema kültürünün oluşması içinde sizin gibi yazarların ya da bu tarz sitelerin çoğalması lazım.
Neyse, bayağı derine girdik sanırım, bu son konu hakkında da sayfalarca tartışılabilir, en iyisi kısa kesmek :).
Not olarak şunu belirteyim; sitede gezinirken Kerem Akça’nın Twilight yazısına rastladım. Sonra SİYAD’ın sitesine girip filmin yıldız tablosuna baktım. Will Lawrence’de filmi bol bol övmüştü Empire’da. Yani sizce hepsi ‘chick flick’ tutkunları mı? :)
İyi günler dilerim…
O kafaların çıkacağını bilseydim gülme işareti koymazdım bu arada.
o konuda hemfikir olduğumuz için smiley’lerin ayarını değiştirdim. bunu daha önce neden yapmadığım ise ayrı bir konu…
alacakaranlık tabiki bir efsane ama dizi olarakta trueblood baya saçma geldi bana.. tavsiyem THE VAMPİRE DİARİES (dizidir)… izleyin pişman olmayacaksınız.. başlarda alacakaranlık gibi gelebilir ama ilerleyen sahneleri alacakanlıktan bile öte!!!
bence en iyisi alacakaranlık ile vampir günlükleri…***…
ya ben alacakaranlık’ın bütün filmlerini seviyorum
vampir olmayı çok isterdim.Parmağım kanadığı zaman kendi kanımı içiyorum.gerçek…
yuhh artık bu kadar güzel bir flim bu kadarda kötülenmez izlyen anlar izlemeynde çenesini kapatıp izlesin izliycekse
the vampires diaries da harikadır amabn damonna hastayım:)
ya ben rtomantik vampir jude morgan ın kitabını okudum filimi yokmuuuuu
sizi çok severek izliyorum. sizinle keşke tanışabilsem.
Yorum Yazın