Kısa süre içinde ikinci kez bir İtalyan başyapıtının Hollywood versiyonuyla karşı karşıyayız sevgili okurlar! Giuseppe Tornatore filmi “Stanno Tutti Bene”nin yeniden çevrimi olan “Everybody’s Fine/ Herkesin Keyfi Yerinde”nin ardından, şimdi de Federico Fellini’nin efsane filmi “Otto e Mezzo/ Sekiz Buçuk”dan esinlenen “Nine” sinemalarımızda. Ancak bu kez denklem biraz daha farklı ve karmaşık…

Fecir Alptekin

Fellini, 1963 yılında kendisine En İyi Yabancı Film dalında üçüncü kez Oscar ödülünü kazandıran (ilki Sonsuz Sokaklar, ikincisi Cabiria’nın Geceleri ve dördüncüsü Amarcord ile gelir) Sekiz Buçuk ile, bir yönetmenin yaratıcılık buhranını siyah beyaz bir dünyada ve daha önce benzeri görülmemiş Barok bir anlatımla beyazperdeye aktarmıştır. Değerli Rekin Teksoy’un Sinema Tarihi’nden bir alıntıyla; İtalyan yazar Dino Buzzati, filmi “Bir dahinin mastürbasyonu” olarak tanımlar. Sekiz Buçuk, Fellini’nin o güne dek yaptığı filmlerin sayısını yansıtmaktadır (Usta, Lattuda ile çektiği ilk filmi, L’amore in Citta ve Boccaccio 70’i yarımşar film sayar).

Sekiz Buçuk, 1980’lerin başında oyun yazarı Mario Fratti tarafından “Altı Tutkulu Kadın” adıyla oyunlaştırılır. Fratti, oyunun baş karakteri olan yönetmene, iki büyük usta Visconti ve Fellini’nin isimlerini birleştirerek Guido Contini adını vermiştir. Daha sonra oyun, Arthur Kopit’in metni ve Maury Yeston’un müzikleriyle Broadway sahnelerine taşınır. Ve yıllar sonra, Michael Tolkin ile Anthony Minghella tarafından senaryolaştırılıp, yönetmen koreograf Rob Marshall tarafından bir müzikal filme dönüştürülür. Zira Marshall, kendisine 2002’de bolca Oscar kazandıran “Chicago”nun ardından benzeri bir projenin hayalini kurmaktadır.

Gün bugün olur ve yıllar önce Marcello Mastroianni’nin canlandırdığı, yaratıcılık bunalımı yaşayan yönetmen Guido Contini rolü Nine’da Daniel Day-Lewis’e teslim edilir. Yönetmenin bilinçaltı süreçlerinde karşısına çıkan, geçmişine dair kadınları ise Penelope Cruz, Marion Cotillard, Nicole Kidman, Judi Dench, Sophia Loren, Kate Hudson ve Fergie canlandırırlar. İlk filmde olduğu gibi “Nine”da da düşünceler, düşler, gerçekler, anılar iç içe geçer ve bu çerçevede yönetmenin çelişkileri, korkuları ve kaygıları sorgulanır. Peki ilk filmin başarısına ulaşılabilir mi? Ne yazık ki, hayır…

Fellini’nin yarattığı fantastik bilinçaltı dünyanın karşısında, Nine’ın çok daha hafif ve yönetmenin güncel yaşantılarının içinde kaldığını söyleyebiliriz. Bırakın başyapıtla karşılaştırmayı, eğlencelik kontenjanından değerlendirip aynı derinliği aramasak da, Nine’a yine de kendi başına başarılı bir müzikal film denemez sevgili okurlar.

Nine, içine “reklam arası” edasında şarkıların ve dansların serpiştirildiği tatsız bir belgesel gibi geldi bana… Birbirine mantıklı geçişlerle bağlanmaktan çok, peşi sıra yamalanmış gibi duran bir diyaloglar ve şovlar paketi! İzleyici olarak bir müzikalden başlıca beklentilerimiz, kuşkusuz ortaya koyulan duygunun bizlere şarkıyla geçmesinin sağlanması ve etkileyici görselliktir. Burada ise ne şarkılar, ne danslar ruhumuzda bir heyecan yaratmıyor ve belleğimizde hiçbir iz bırakmıyor. Filmin müzikal anlamda en iyileri Fergi’nin “Be Italian” ve Kate Hudson’ın – her ne kadar rolünün geneli için aynı şeyi söyleyemesek de- “Cinema Italiano” performansları.

Evet oyunculara bir göz atarsak, Daniel Day-Lewis’in bildik yeteneğinden çok uzak, Nicole Kidman’ın eğreti ve Mario Cotillard’ın da yabancı basındaki tüm övgülere rağmen fazla abartılı bir performans sergilediğini söyleyebiliriz. Judi Dench ve Sophia Loren’i nerede olursa olsun görmek güzel… Ve filmdeki rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar adayları arasına giren Penelope Cruz ortalamanın üzerinde iş çıkarıyor. Ek bilgi olarak, filmin En İyi Sanat Yönetimi ve En İyi Kostüm dallarında da Oscar beklediğini söyleyelim.

Her şeye rağmen bunca sevilen oyuncuyu bir arada görmek zevktir derseniz, tercih sizin. Ama Nine’ın unutulmaz müzikaller arasına girmeyeceği de kesin…

5 YORUMLAR

  1. giovanni Scognamillo ustanın facebookta yaptığı yorumu almak istedim buraya:

    "merhaba, bir düzeltme Fellini'nin Lattuada ile çektiği ilk film Luci del Varieta'dır (Varyete Işıkları)…bu gidişle ben bir olası sinemadan vazgeçeceğim yaşıma uygun olarak salt klasikleri izleyeceğim…8 1/2 ilkin müzikal oldu şimdi de yeni çevirimi çekiliyor, Zola'dan bir Vampir çıkıyor, Wolfman eskisini aratıyor, Stano tutti bene Amerikan soslu oluyor, Vampirler artık kan içmekten vazgeçmek üzere…yok bu kadarı fazla…"

  2. "Nine.. Bir muhteşem şov!..

    EĞER koltuğunuza gömülüp bir muhteşem şov izlemek hoşunuza gidiyorsa Dokuz'u (Nine) sakın kaçırmayın.."

    Hıncal Uluç aynen böyle yazmış. Kime inanacağım:))

    Daniel Day Lewis için seyredilmez mi bu film? Seyredilir.

    Hemen seyredeceğim:))

  3. Film biraz oscarlar için hazırlanmış ve o şekilde pazarlanmıştı ve fragmanını ilk izlediğim zamanı hatırlıyorum, bilgisayar ekranına bakakalmıştm. Müteveffa Anthony Minghella eli değmiş bir senaryo ve "motor!" diyen kişinin de Rob Marshall olduğunu öğrenince ağzımın suları aktı durdu. Bence filmdeki koreografiler de zayıftı ki benim favroilerim Fergie ve Marion Cotillard'a ait olanlar.

    Sahi Kate Hudson bu filmde niye var?

  4. Açık söylemek gerekirse Chicago benzeri bir film… hatta biraz gerisinde bir kopya… ama zaten çıta o kadar yüksek ki; Chicago gerisinde bile olsa bence çok iyi bir şov. bazı sahnelerde harika bir gülümseme yüzünüze yansıyor olacak ve Penelope C. gerçekten iyi bir oyuncu olduğunu yine gösteriyor… her sinema severin izlemesi gereken bir müzikal bence..

CEVAPLA