Shut In: İyisiyle kötüsüyle gerilimden vazgeçemeyenler için…

Bilenler bilir, korku sinemasına karşı her daim mesafeli olmuşumdur. Öyle ki korku ve gerilim türündeki filmlere gitmeden önce fragman izlememeye, filmden kareler görmemeye veya konusu dahil olmak üzere film hakkında bilgi içeren metinler okumamaya özen göstermişimdir. Zira diğer birçok türün aksine korku ve gerilim türlerindeki filmlere dair bir önyargı taşırım ve filmi izlememek için bahaneler kendimce bahaneler bulmaya çabalarım. Dolayısıyla bu türün örneklerini izleyebilmek ve bu türü yakından tanıyabilmek için salona girdiğimde ne ile karşılaşacağıma dair hiçbir fikrim olmamasını isterim.

Gerilim türündeki Shut In filmini izlemek için salona girdiğimde neyle karşılaşacağıma dair bir fikrim yoktu. Başrolde Naomi Watts’ın yer alıyor olması dışında film hakkında hiçbir bilgi sahibi değildim. Ne konusunu okudum, ne posterine batkım ne de fragmanını izledim. Uzun süredir gerilim ve korku türlerinde bir film görmemiş olmanın verdiği bir merakla koltuktaki yerimi aldım.

Yönetmenliğini daha ziyade televizyon projelerinde yer almış olan Farren Blackburn’ün üstlendiği Christina Hodson’ın ilk senaristlik deneyimi olan Shut In, ıssız ormanın ortasındaki evde yaşayan Portman ailesinin konu alıyor. Bir klinik psikolog olan Mary (Naomi Watts), eşinin de desteğiyle üvey oğlu Stephen’ı (Charlie Heaton) yatılı okula göndermeye karar verir. Ancak babasıyla, gitmeyi hiç istemediği yatılı okula doğru yola çıkan Stephen geçirdikleri trafik kazası sonunda yatağa mahkum olur. Artık bir eşi olmayan Mary ise bir ömür bakıma muhtaç Stephen ile yaşamaya mecbur kalmıştır. Ancak onun fiziksel durumdan ziyade ruhsal bunalımından rahatsız olan Mary, sonunda Stephen’ı bir bakım evine yatırmaya karar verir. Ondan ayrılmayı karar verdiği sırada çıkan fırtına sebebiyle ise Mary ormanın ortasındaki evinde üvey oğluyla mahsur kalır. Bir yandan da hastası olan küçük Tom’un (Jacob Tremblay) kaybolmasından duyduğu acıyı yatıştırmaya çabalayan Mary, kısa zaman içinde gerçeklerle yüzleşeceğindense haberdar değildir.

Psikolojik bir dram olarak başlayan Shut In filminin en büyük sorunu, bu yolda devam etmek yerine fantastik bir tarafa yönelerek farklı bir sona doğru bir ilerliyor. Gerçeklikten uzaklaşıp fantezi yönüne sürüklenirken de mantığı dışarıda bırakıyor. Haliyle de ilk 15 dakikada vaat ettiklerinin aksinde bir noktada son bularak izleyiciyi hayal kırıklığına uğratıyor.

Açık konuşmak gerekirse Shut In filmi izleyicinin damağında tat bırakacak filmlerden biri değil. Filmdeki gerilimli atmosferi yaratanın yalnızca ses efektleri olması ise türün severleri açısından büyük hayal kırıklığı. Gerek senaryosu, gerek akıllara durgunluk veren mantık hatalarıyla Shut In’in tek tesellisi ise vizyonda kendine rakip olacak başka korku/gerilim filminin olmaması. Sakin geçen vizyon haftasında iyisiyle kötüsüyle gerilim türünde bir yapım görmek isteyenlerin tercih edeceği filmin izleyiciyi tatmin etmeyeceği ise aşikar.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA