Sıçratan Kurşunların Dansı: Ninja vs. Ninja

“Sıçratan kurşunları durdurabilecek tek bir adam vardı; Tek gamzeli kahraman, eski polis yeni CIA ajanı Norman Chu. Peki kader, bu oyunda ona yardım edecek miydi?”

Tuğba Keleş

Halk arasında bilinen tabirle ‘Allah’ın sopası yok’ sayın okuyucular. Kesme-yapıştırma üstadı Godfrey Ho’ya dahi pabucunu ters giydirebilecek bir yönetmenin fantastik ötesi filmine ışınlanıyoruz bu defa. Öyle bir yönetmen ki, çektiği tek bir filmle bütün sinema tarihini yalayıp yutmuş olduğunu ispatlamış, Imdb’de şimdiye kadar gördüğüm en düşük puanı (1.1 puan) alarak bu tarih içerisinde kendine has bir yer edinmiş bir yönetmen.

Dağlara taşlara uçan kuşlara diyerek seyretmeye başlamakta faide var bu filmi. Zira bu tür filmlerin DVD’leri içerisine yakın zamanda açıklayıcı bilgi kağıdı konulacaksa eğer, yan etkileri bölümüne muhakkak “zekâ geriliği yapma tehlikesi bulunmaktadır” ibaresi iliştirilmelidir. Hatta yeşil reçeteyle falan satılması daha makbul olur bu DVD’lerin. Tövbe Yarebbime, nasıl bir şeye bulaştım dostlar ben? Yok mu bir yardım eli falan bu tarafa uzanacak?

Yeteri kadar dövündüysem ne mutlu bana! Öyleyse filmi bu kadar acayip kılan konusuna (kötü mötü iyi bağlanmış şimdi hak yemeyelim) giriş yapabiliriz. Açılış sahnesiyle isminin hakkını veren film, önce iyilik timsali beyazlar içerisindeki siyah derili ninjanın Ninjalık talimini, hemen sonrasında da siyah derili ninjanın Hülya Koçyiğit formatıyla koşarak ulaştığı, kötülük timsali siyahlar içerisindeki beyaz derili ninjanın geyik muhabbetine seyirciyi ortak ediyor. Kendi aralarında ilkokul müsameresi derecesinde seyreden muhabbet, iyi ninjanın kötü ninjaya “Ninjalık makamını kötü şeylere kullanıyorsun” temelli nutuğu –ki kendisi sık sık kameraya bakmaktadır- ve kötü ninjanın “Evet, ninjutsuyu para çalıp çırpmak için kullanıyorum” temelli hazırcevaplılığıyla devam ediyor.

İşte yaklaşık 5 dakikalık bu bölümü sağ salim atlatabilen seyirci, filmin devamını gönül rahatlığıyla getirebilir. Zira filmin ana gövdesini oluşturan, iyi kötü ‘giriş-gelişme-sonuç’ üçlüsünü taşıyan bölüm burasıdır.

Hong Konglu aktörler arasında sahip olduğu tek gamzesi dolayısıyla favorilerim arasında yer alan Norman Chu tarafından canlandırılan eski polis yeni CIA ajanı ve Ga Lun tarafından canlandırılan Chu’nun polis olan kardeşinin, görevleri gereği bulaştıkları bombacı bir katili yakalama serüvenlerini, Hong Kong aksiyon sinemasının ilk örneklerinden biri olarak ekrana yansıtıyor işte bu bölüm.

Norman Chu, sinema kariyerine Shaw Brothers filmlerinde küçük roller alarak başlamış (The Mighty Peking Man, Black Magic vb.), oturaklı bir şekilde zirveye çıkmayı başarmış bir oyuncu. Başrolünde olduğu filmler arasında wuxia’yı fantastiklik boyutlarına, dönemin akıllara zarar görsel efektleri yardımıyla çıkaran Bastard Swordsman, Return of the Bastard Swordsman ile şiddetin, seksin ve akla gelebilecek bir çok konunun aşırılık sınırlarında işlendiği kategori 3 (CAT III) başyapıtlarından biri olan Tsui Hark’ın yönettiği We’re Going to Eat You (1981)’yu ilk elden saymak olası.

Diğer oyuncu Ga Lun hakkında pek bir şey bilmiyorum doğrusu. Bu film vesilesiyle şöyle bir kimdir nedir araştırması yaptım ve kendi açımdan tuhaf bir şeyle karşılaştım. Aslen oyuncu olan Ga Lun’un filmografisi içerisinde Golgo 13 adında tek bir filmi var.

Filmi seyretmemiş olmakla birlikte pek yabancı olmadığımı belirtmeliyim zira 2 yıl evvel, yıl içerisinde iki defa ve ayrı sahaflar olmak üzere Golgo 13 adında orijinal bir Japon mangası bulmuş, kargacık burgacık yazıları okumak için şimdi neresi olduğunu söyleyemeyeceğim, ama eminin aranızdan birçoklarının da uzun vakitlerini geçirdiği, herkesin evinin en mutena mekanlarından biri olan yerde ıkınıp sıkılmışlığım var. Golgo 13, Japonya’da manga olarak ilk defa 1969 yılında çıkmış, günümüzde hâlâ yayınlanmaya devam eden bir kiralık katil etrafında dönen aksiyon dolu bir hikâye. Manganın hemen ertesinde animeye ve ondan sonra da birkaç defa filme alınmış. Bir kere daha bir tesadüf silsilesi içerisinde Japonya’dan Hong Kong’a, oradan da yeniden Türkiye’ye bağlanacak olursam sıkı durun dostlar, filmle ilgili asıl ‘bomba’yı patlatıyorum.

Filmin Türkçe adına ilham olan sahneler; Ga Lun’un silahından çıkan sıçratan kurşunlar.

Yukarıda haddinden fazla atıp tuttuğuma bakmayın siz. Aslında ana gövde dediğim asıl bölüm 1981 tarihli Hoh Hong-Ming tarafından yönetilmiş olan Bombshell adındaki filmden başkası değil. Yaptığım yıpratıcı araştırmalar sonucu Ninja vs. Ninja adlı filmin yönetmeni her ne kadar Nick Cheung olarak görülse de , tüm bu kesme yapıştırma işinin altında sanıyorum 80’lerin ünlü Amerikalı video şirketi Ocean Shore var. Zira Nick Cheung’un mevcuttaki filmografisinde, hatırı sayılır miktarda aktör olarak yer aldığı film görünüyor, lâkin yönetmen koltuğunda göründüğü tek filmin Ninja vs. Ninja olması, abiye kurulmuş bir komplodan ibaret olabilir. Bombshell’in bombacı katili yakalama peşinde bol aksiyonlu konusunu, başta, ortada ve sonda alakasız bir şekilde bağlayarak seyirciye ufak çaplı bir Çin işkencesi yaşatan filmi, kalp sorunu olanlara ve asabiyetten muzdarip olan seyircilere kesinlikle tavsiye etmiyorum.

Bu sahnelerin filmle ilgisini merak eden okuyucu, maalesef işkenceye katlanarak filmi seyretmelidir.

Sizlerin de okuduğunuz üzere filmin konusu hakkında çok da elle tutulur bir şey yazmayışımın nedeni, ne yazsam boşuna olacağını düşünmem. O yüzden Norman Chu’dan girip, Ocean Shore’dan çıkmayı uygun gördüm, yalan değil. Tabii bir de filmin savrukluğunun üzerimde bıraktığı izi de es geçemem.

İşte böyle… Klavyenin bir sonu yok ki dostlarım, kalem gibi ucu bitsin ben de yazıyı bitireyim. Ama sanıyorum bugünlük bana ayrılan sayfanın sonuna gelmiş bulunuyorum, en azından akıl sağılığımız açısından. Çeyizimin nadide başka bir parçasını daha sizlerle paylaşmaktan gurur duyarak aranızdan ayrılırken, bu filme para ödediğimin altını çizmek isterim. Son kuruşuna kadar hak etti ama, helâl olsun!

Ninja vs. Ninja

Yönetmen: Nick Cheung

Oyuncular: Norman Chu, Ga Lun, Wison Tong

Yapım: 1987, Hong Kong, 77 dak.

 

İlk yayınlanış tarihi 24.06.2010.