Son Veda (Okuribito): Uğurlama Sonatı

Kundo Koyama’nın, Shinmon Aoki’nin 1996 tarihli Coffinman: The Journal of a Buddhist Mortician adlı otobiyografik eserini baz alarak yazdığı senaryodan, Yojiro Takita yönetmenliğinde beyazperdeye aktarılan Son Veda, 2009 yılında ‘Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı’nı büyük bir sürpriz yaparak ülkesine götüren aynı zamanda Japonya’da 10 dalda birden Akademi ödülü kazanmış bir başyapıt…

  Ercan Dalkılıç

Kariyerine –ne gariptir!- soft porno filmler çekerek başlayan yönetmen Yojiro Takita’nın, son dönem modern Japon sinemasının en nadide örneklerinden birine imza attığı Son Veda (Okuribito) özetle ifade etmek gerekirse ‘ölüm üzerine’ bir güzelleme. Fakat bu, ne Yaşamak (Ikiru) gibi bir karakterin son günlerine odaklanan, ne de After Life (Wandâfuru Raifu) gibi öte dünyayı metaforlayan bir Japon sineması örneği. Hatta sinema tarihindeki ölümü anatema edinen bütün filmlerden daha ayrıksı bir yapıt diyebiliriz Son Veda için.

Filmimizin başkarakteri Daigo, (Masahiro Motoki) sınırlı yeteneklerinin farkında olmasına rağmen ideallerinin peşinde koşmuş ve sonunda orta halli bir orkestraya çellist olmayı başarmıştır. Fakat bir süre sonra, maddi nedenler yüzünden orkestranın dağıtılması üzerine idealizmin para etmeyeceğini –aynı zamanda sistemin fiziki değer üretmeyen hiçbir varlığa dolayısıyla aydın ve sanatçıya da ihtiyacı olmadığı gerçeğini de- kavrayan Daigo, eşini de yanına alarak taşraya geri dönüş yapar. Gazetede gördüğü ‘gidişlere yardımcı olacak’ eleman arayan iş ilanı Daigo’nun hayatını değiştirecektir…

Daigo’nun tesadüfî olarak bir “nokanshi” (önemli bir Japon geleneği olan ‘tabutlayıcılık / tabuta koymadan önce ölü bedenlerin törensel hazırlıkları üzerinde çalışma’ işini icra eden kişi) olmasını ve sonrasında yaşadıklarını dramatize etmeden anlatmayı başarmış yönetmen Yojiro Takita. En küçük figürasyonlar dahil bütün karakterlerin geçmişi ve geleceğiyle eklemlendiği dramatik yapının omurgası gayet sağlam. Daigo’nun işsiz kalıp taşraya dönüş yapması ya da kat karşılığı bir kültürün temsili olan hamamın müteahhide peşkeş çekilmek istenmesi gibi soysal/toplumsal olguların hikâyenin kırılma noktalarında yer almakla beraber ‘bir işaret fişeği’ görevini üstlendikleri görülüyor.

Japon aile yapısının ahlaki çöküşüne, matem evlerinin ahalisi üzerinden eleştiri getiren Son Veda‘nın, maddeye dayalı yaşam biçimine karşı maneviyatı kutsadığı ifade edilebilir rahatlıkla. Bu açıdan bakıldığında; filmin oluşturduğu düşünce yapısının, ölümü sürekli hayatın dışına iten, onu bir son olarak gören dogmatik algıyı tersyüz ettiği apaçık ortada. Ölü bedenleri bir ceset olarak değil, bir misafir olarak gören, gerekli ehemmiyeti ve ihtimamı gösterdikten sonra olanca zarafetiyle sonsuzluğa uğurlayan bir sanat Daigo için tabutlayıcılık uğraşı, salt bir meslek olmaktan çok ötede.

Masahiro Motoki’nin, Daigo karakterinde ortaya koyduğu performans gerçekten takdire şayan. Bu karaktere can vermek için bir tabutlayıcı ustasının yanında çalışan ve gerçek törenlere katılan aktör, metod oyunculuğunun bütün gereklerini hafiyen yerine getirmiş.

Kharo(o)n ya da Charon

Grek mitolojisindeki ‘kharon’a denk düşen bir karakter olarak Daigo, babasının evi terk etmesinden yıllar sonra, kaybettiği inancını yine bir köprüde sorgulamaktadır. Bu bağlamda, orkinos balıklarının akıma karşı yüzerek ölümü içselleştirdikleri sahnelerin –evrimsel olarak yaratıldığı maddeye tekrar dönüş yapma amacı aynen Diago’nun var olmak için taşraya dönüşü gibi- Freudyen bir tespite yataklık ettiği söylenebilir. Filmin metaforik altyapısının, yüzeyde akan hikayeyi bastırmak suretiyle William Blake misali kendi öznel mitini kurduğunu söylemek de hatalı olmaz sanıyorum.

Kim-Ki Duk’un Uzakdoğu sineması üzerindeki etkisi malum. Son Veda‘da da bu etkinin izlerini görmek sürpriz olmadı açıkçası. Yojiro Takita, atmosfer yaratma ve renk kullanımı bakımından Yay, (The Bowl) -bu kaleme enstrüman vasıtasıyla yapılan göndermeyi de ekleyelim- ve İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış… (Spring, Summer, Fall and Spring) filmlerini çok iyi etüd etmiş. Bu filmlerdeki teknik işçiliği çeşitleyerek ortaya orjinal bir dil çıkarmak her yönetmenin harcı değil.

Beethoven‘ın 9. Senfonisi ve Bach’ın kulakların pasını silen melodilerine ek olarak, Miyazaki’nin, ülkemizde vizyona giren son filmi Gake No Ue No Ponyo‘nun da müziklerini yapan kadrolu müzisyeni Joe Hisaishi’nin filme ayrı bir ambiyans kattığını eklemek lazım. Son Veda, mutlaka duyumsanması gereken eşsiz bir deneyim.

Son Veda (Okuribito)

[xrr rating=5/5]

Yönetmen: Yôjirô Takita

Senaryo: Kundô Koyama

Oyuncular: Masahiro Motoki, Ryôko Hirosue, Tsutomu Yamazaki

Yapım: 2008 /Japonya / 130 dk.