Benni dokuz yaşında bir kız çocuğu. Okula gitmek istemiyor, saldırgan, küfür ediyor, uyumsuz, erişkinlerin yüzüne tükürüyor, yaşıtlarının oyuncaklarını kırıyor, herkesten nefret ettiğini söylüyor… Annesi hariç. Oyunbozan (Systemsprenger, 2019) 118 dakikalık bir film ve Benni film boyunca aynı davranışları tekrarlayıp duruyor, sadece annesine karşı kibar ve ulaşamadığı tek insan da o.

Oyunbozan’ın başkarakteri Benni ile bir koruyucu aileden diğerine, bir gözetmenden bir kliniğin gözetimine sürüklenirken tanışıyoruz. Uzunca bir süre hasta olduğuna inanmamız için ipuçları sunuluyor. Kimseyle anlaşamayan, yardım ellerini geri çeviren, her şey çok güzel gidiyor görünürken birdenbire öfkesine yenilip ortalığı birbirine katan ve onu korumak isteyenlerden mütemadiyen kaçan hasta bir ruh olarak tanıtılıyor küçük kız. Onunla gerçekten bağ kuran ve hayatlarında yer alsın isteyen iki kişiye bile kötülük ediyor. İlk teşhis süperegosunun gelişmediği, toplumu ve kurallarını, birlikte yaşamanın gerekliliklerini anlayamadığı şeklinde rahatlıkla konabilir. Fakat benim de seyirci olarak filmin sonuna kadar gözden kaçırdığım bir nokta var ki, bir süre sonra fark ettim, Benni annesinin onunla ilgilenmesini istiyor ve bunu asla elde edemiyor. Sorun annesinin sevgilisi olarak sunuluyor uzun süre ya da annesiyle bir araya gelememesinin sebebi kendi davranışlarıymış gibi anlatılıyor ancak bu faktörler ortadan kalktığında annesi arkasına saklanacak başka yalanlar buluyor ve kızını yine istemiyor. Annesi tarafından istenmeyen Benni de ne kadar iyi olurlarsa olsunlar kimseyi yanında istemiyor. Yüzüyle ilgili travması dışında hastalığının anneden kaynaklanan psikolojik altyapısı yokmuş gibi davranılıyor ama var, sorun anne.

Nora Fingscheidt ilk uzun metrajında küçük oyuncusundan fiziksel mücadeleye girmek sayılabilecek Benni rolünde harika bir performans elde etmiş. Diğer oyuncular da küçük kıza ayak uydurmayı biliyor ve Fingscheidt’in kamerası hep doğru yerden bakıyor. Ancak, ilk film olduğundan mıdır bilmem, kâğıt üzerinde hikayesine gereğinden fazla önem vermiş, sıkça tekrara düşerek filminin sarkmasına sebep olmuş. Nerden baksanız atıldığında anlamı eksiltmeyecek birçok sahne var. Bir de finale itirazım var, son kaçma girişimini fazla romantize ediyor; kollarını açmayı ve uçağı özgürlükle özdeşleştirip, arkasına takılan kalabalığın koşuşunu basit bir haylaz çocuk kovalamacası gibi resmediyor. Oysa bir önceki kaçma girişimi neredeyse Benni’nin ölümüne neden oluyordu, kendi yazmasına rağmen unutmuş gibi, bunu pozitif bir davranışmış gibi sunuyor.

Sonuç olarak; Oyunbozan bir iki sıkıntısı dışında eli yüzü düzgün, konusunu başarıyla anlatan ve özellikle Almanya’daki sistemin imrendiren detaylarını göz önüne sermesiyle değerli bir ilk film.

HENÜZ YORUM YOK