Sinema yazarlarına sorulmak üzere 10 soru hazırladık. Tümüyle Ters Ninja’ya münhasır 10 ilginç soru. Maksat elbette sinema yazarlarını daha iyi tanıyabilmek… The S-Files adını verdiğimiz bu dosyaların elli altıncısını Ters Ninja ve Fikri Sinema yazarı  Tanju Baran için açıyoruz.

1- Nerede, ne şekilde, kiminle seyrettiğinizi hatırladığınız en eski film?

Bu soruya iki cevabım var, hangisi daha eski bir türlü emin olamıyorum. İlki, İskoçyalı, ikincisi de Yeraltı Canavarı. Orijinal isimlerinin Highlander ve Tremors olduğunu öğrenmemin bile 20 yıl sürdüğü bu filmleri, akraba ziyaretlerinde, bölük pörçük şekilde izleyip, uzun yıllar rüyalarıma konuk etmiştim. Kişisel sinema hafızamın temelinde bu iki eser var.

2- Sinema yazarı olmasaydınız, ne yazarı olmak isterdiniz.

Sinema yazarı olmasaydım, başka bir kültür-sanat alanında yazarlık, eleştirmenlik yapmak istemezdim, özellikle de henüz emekleme aşamasındaki kişisel sinema yazarlığı serüvenimden sonra. Ama yazar olmak isterdim, hâlâ istiyorum, Isaac Asimov, Arthur C. Clarke veya Philip K. Dick gibi bir bilimkurgu yazarı olmak isterdim. Jules Verne ile büyüyen biri olarak bilimkurgu edebiyatının ve sinemasının gönlümde yeri çok farklı, iyi bir bilimkurgu yazarı olarak anılmak harika olurdu.

3- Hayatınızın sonuna kadar tek filmle idare etmeye mahkûm edildiniz. Hangi filmi seçerdiniz?

The Good, the Bad and the Ugly‘den Pulp Fiction‘a,  Coppola‘nın Rumble Fish‘inden Bir Zamanlar Anadolu‘ya kadar birçok film aklıma gelse de, daha öznel bir seçim olsun diye, hem en az mevzubahis eserler kadar sevdiğim, hem de her çeşit duyguyu bünyesinde barındırdığı için Tomás Milián‘lı Guilo Petroni klasiği Tepepa’yı seçerdim.  Sergio Leone‘nin Duck, You Sucker filmi ise finalde kaybetti.

4- Kendinize içlerinden hayali bir arkadaş seçme şansınız olsaydı, hangisi sinema karakterinin seçerdiniz?

Korkusuz Korkak‘taki Mülayim’i seçerdim. Birkaç yıl önce veya sonra olsa, seçimim asla Mülayim olmazdı ama şu an kesinlikle Mülayim. Onun kadar kendinin ve dünyanın farkında olan, bilinç düzeyi arşa çıkmış başka bir karakter görmedim; sarkastik ve ofansif mizahıyla da her gün ayrı keyifli geçerdi.

5- Hangi sinema oyuncusunun görüntüsüne sahip olmak isterdiniz?

Paul Newman. Hem yakışıklı, hem karizmatik hem de istediği mesajı gözleri bile verebiliyor. Özellikle de Butch Cassidy ve Sundance Kid‘deki hali; bir de yaşlanınca The Verdict‘teki haline dönüşürsem benden mutlusu olmaz.

6- Hangi yönetmenle sıkı dost olmak isterdin?

Martin Scorsese ile sıkı dost olmak isterdim. Sıkıcı bir dostluğa benziyor ama yapacak bir şey yok, inanca ve Tanrı’ya dair uzun sohbetler eder, harika filmler izler, güzelce yaşlanırdık.

7- Hangi film gerçek olsun ve siz de içinde yer alın isterdiniz?

Local Hero‘daki İskoç kasabasının içinde yaşamak isterdim. Ortaçağ şatolarından birkaç bin yıl sonrasının fütüristik şehirlerine, Mars’tan uzak galaksilere kadar uzanan birçok alternatif arasında gidip geldim ama birkaç saatlik yolculukla ulaşabildiğim kendi kasabamı andıran, onun sıcaklığını ve zamansızlığını hissettiğim Local Hero‘yu seçtim, tüm vizyonsuzluğumla… Sert kayaları döven dalgalar, kırmızı telefon kulübeleri ve kendisinden uzaklaşırken kulağa çalınan Mark Knopfler tınıları eksikti kasabamda, belki budur seçimimin sebebi, belki de ruhumuzu kemiren İstanbul’dan kaçma, aileye kavuşma isteği…

8- Sinemayı sevmek için iyi bir neden söyler misiniz?

Beni sinemaya âşık eden basit bir sebep var, bizi eğitmesi, bir şeyler öğretmesi. Bildiğim çok şeyi sinemadan öğrendim, her film ayrı bir ders gibiydi: Kimine Tarantino‘nun, kimine Hitchcock‘un girdiği, bazen Tatoinne’de, bazen Everest’te geçen, kalıcı öğrenmelerle sonuçlanan dersler. Hiçbir eğitim ve öğretim kurumu, sinema kadar öğretici olamadı benim için.

9- Sinemanın en kötü özelliği, ya da en büyük zararı nedir sizce.

Bizi azınlık kılması. Sinema evreninde ilerledikçe kendi reel çevrende geriliyorsun; seninle aynı kaygıları, heyecanı, beklentiyi, arzuyu taşıyan insan sayısı azalıyor, öz çevrene yabancılaşıyorsun. Sonrasında ise nesli tükenen hayvan misali, kendinden olanı aramaya başlıyorsun. Son yıllarda sosyal medya imdadımıza yetişti çok şükür, artık birbirimizi çok kolay buluyoruz ama eğer İstanbul, İzmir, Ankara gibi merkezlerde değilsek, bu bir başınalık hissi, gerçek hayata döndüğümüz her an tekrar yakamıza yapışabiliyor.

10- Bugüne kadar gittikleriniz içerisinde en sevdiğiniz sinema hangisiydi?

Atlas. Kendisiyle tanışıklığım 10 yıl öncesine dayanıyor, üniversite yıllarımın başlangıcında tanıştığım onca sinema içerisinde “işte budur” dedirten sadece Emek ve Atlas olmuştu. Geçen sürede Emek yok oldu; Atlas ise hiç değişmedi, yenilenmedi ve konfor açısından çağın hâlâ gerisinde ama her adım attığımda kendi seyircisi önünde maça çıkan takım psikolojisine giriyorum.

HENÜZ YORUM YOK