Ziyaret (The Visit), M. Night Shyamalan ve Ben

thevisit

Altıncı His (The Sixth Sense), Ölümsüz (Unbreakable), Köy (The Village) ve Sudaki Kız (Lady in the Water) filmlerinin yaratıcı yönetmeni M. Night Shyamalan; sürpriz finalli, baştan sona komik ve eğlenceli, aynı zamanda gerilim yüklü özgün bir hikayeyle geri döndü: Ziyaret (The Visit). Hiç tanışmadığınız anneannenizin evine bir yolculuğa hazır mısınız?

serkan-cellik Serkan Çellik

Size biraz yazar yönetmen M. Night Shyamalan’dan bahsetmek istiyorum. Doğrudan Ziyaret (The Visit) ile ilgili şeyler öğrenmek isteyenler dört paragraf sonrasına geçebilir, diğerleri lütfen benimle kalsın.

“90’larda çocuk olmak” temalı yazılar gözünüze çarpmış, hedef kitledeyseniz gülümseme ile göz yaşarması arasında gidip gelerek okumuşsunuzdur. İlk iki filmini kimsenin duymadığı Shyamalan’ın (ki hala sinema yazarları dahil birçok insanın haberi yok) üçüncü filmi Altıncı His ile Türk izleyicisinin karşısına çıktığı günü dün gibi hatırlıyorum. Ortada Mars Sinema Grubu yoktu, insanlar sinemaya patlamış mısır ve kola eşliğinde gürültü yapmaya değil film izlemeye gidiyordu ve ev sineması gelişmediğinden, iyi bir yabancı film gösterime girdiğinde olay oluyordu. Ercan Dalkılıç‘ın deyimi ile “Türk insanına sinemayı sevdiren sinema eleştirmeni” Mehmet Açar’ın sabah haberlerinde filmle ilgili görüşlerini aktardığını anımsıyorum. O zamanlar basın gösteriminin ne olduğunu bilmediğim için Açar’ın filmi sabah dokuzda izlediğini zannetmiştim. Söylediği şey şuydu; “hakkında hiç bir şey öğrenmeden izlemeye çalışın, mümkünse dedikodu yayılmadan ilk seanslardan birine gidin”. Duyduğumu yapmış ve koşarak sinemaya gitmiştim. Gerildiğimi ve özel bir şeyler olduğunu hissediyordum ama film beklediğimden daha durağandı, antraktta hayal kırıklığı içindeydim. Perde kapanmadan artık herkesin malumu olan sürprizle karşılaştığımdaysa, hayatımın en büyük şoklarından birini (yaş 16) yaşamıştım.  Çok geçmeden herkes filmi konuşmaya başladı, “i see that people” ve “Bruce Willis ölüymüş” esprileri uzun zaman yapılmaya devam etti, okullarda öğretmenler filmi izletmeye başladı ve altı dalda Oscar adaylığına uzanan bir süreç yaşandı.

decouvrez-la-bande-annonce-du-nouveau-m-night-shyamalan-the-visitM216485

Başarısının tesadüf olmadığını ertesi yıl Ölümsüz (Unbreakable) ile kanıtladı sinemacı. Çizgi romandan uyarlanmayan, çizgi roman uyarlaması görünümlü muhteşem bir süper kahraman filmi çekti. Bir yönetmenin kariyerinde belki de sadece bir kez olabilecek yetkinlikte görüntüler sundu ve final yine şok ediciydi. Sonra kullanabildiği bütçe büyüdü, Mel Gibson 25 milyon dolar verilerek kadroya alındı (bütçenin üçte biri) ve ilk tökezleme İşaretler (Signs) ile yaşandı. Neyse ki ardından sinema tarihinin hem türü, hem zamanı hem de mekanı konusunda ters köşeye yatıran tek filmi Köy (The Village) geldi ancak bu dahiyane film elindeki son kurşundu, on yıllık gerileme döneminin başlangıcı oldu. Kimselere beğendiremediği Sudaki Kız’ın (Lady in the Water) ardından Mistik Olay (The Happening) ile saçmaladı, herhangi bir memur yönetmenin çekebileceği Son Hava Bükücü (The Last Airbender) ve Dünya: Yeni Bir Başlangıç (After Earth) ile kariyerini çöpe attı.

ZİYARET (THE VISIT)

Yapımcılarından biri olduğu beş milyon dolar bütçeli Ziyaret ile karşımıza çıkan Shyamalan önce örgülü kazaktan bozma afişle dikkat çekti. Üç kurallık listede şunlar yazıyordu: İyi vakit geçirin, istediğiniz kadar yiyin, 21:30’dan sonra asla odanızdan çıkmayın! Merak ettirme işi, tamam. Sürekli yemek pişirip yemeye teşvik eden anneannenin fragmanda torununa içine girmek suretiyle fırın temizletişi akıllara Hansel ve Gretel öyküsünü getirdi. Beklentiyle oynama işi, tamam. Korku filmi izlemeye gittiğinizi düşününseniz de ilk sahnelerden itibaren hiç durmadan gülüyorsunuz yani tür konusunda yanıltma işi de tamam. Shyamalan tüm hünerleriyle karşımızda.

the-visit

Yönetmen klasik anlatım şekillerine yüz vermeyip, genç bir kızın ailesinin belgeselini yapma isteği fikrinden yola çıkarak amatör ev filmi formatında tasarlamış Ziyaret’i. Film, sahte belgesel ya da bir sahnesi dışında buluntu film değil. Becca adlı karakter annesinin çektiği acıları hafifletmek için hiç görmediği anneannesinin evinde geçirdiği süreyi sinemasal bir deneyime dönüştürmeye çabalıyor ve bizim izlediğimiz de baştan sona Becca’nın kurgusuna denk düşüyor. Başkarakter sinema aşığı olunca, senaryo da sinematik referanslar için açık alan haline gelmiş. Örneğin genç bir kızın acıları sinemayla yenebileceğini düşünmesi çok değerli. Film izlemek ya da yapmak, bir çoğumuz için hayatla başa çıkma şekli değil mi?

visit

Sudaki Kız’dan hatırladığımız kadarıyla Shyamalan eleştirmenlerden nefret ediyor ve sinema sektörüyle de ciddi problemleri var. Etik ve film yapım süreci üzerine her fırsatta fikir beyan etmiş yeni senaryosunda ve kimsenin tahmin etmeyeceği kadar eğlenceli olmayı başarmış, deneyimli bir komedi yazarı kadar iyi iş çıkarmış dokundurmalarıyla. Zaten korku filmi çekmek istemediğini beyan etmişti, senarist olarak risk alıp kendini tek türe hapsetmemiş böylece. Hele de bunu herkes onu yermek için tetikte beklerken yapmış olması takdir edilesi.

ziyaret

Çocuk oyuncular, özellikle de Ed Oxenbould muazzam. Yaşlıların korku öğesi olarak kullanılması, cinli perili filmlerden geçilmeyen tür için sevindirici. Üstelik politik olarak da doğru, haddini aşan cümleler kurmuyor. Ziyaret ile ilgili kötü bir şey söylemek pek mümkün değil. Eksiği ne derseniz de, deliliği diyebiliriz. Biraz daha dağıtıp ortalığı, üçüncü perdesini şahlandırsaydı, Shyamalan’ın muhteşem üçlüsünün yanına adını yazdırabilirdi. Şimdilik yetmez ama evet demekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.

posterZiyaret (The Visit)

Yönetmen: M. Night Shyamalan

Senaryo: M. Night Shyamalan

Oyuncular: Olivia DeJonge, Ed Oxenbould, Deanna Dunagan

2015 / ABD / 94 dk.