Sinema ve müzik

Yeni X-Men serisi üçüncü film X-Men: Apocalypse ile devam ediyor. Bin bir surat Mystique (Jennifer Lawrence), şeytani deha Magneto (Michael Fassbender) ve herkesin profesörü Xavier (James McAvoy) dolu Days Of Future Past sonrasında, 80li yıllarda, üçlünün birbirinden koptuğu bir noktada başlıyor film. Ve bir efsanenin, ilk mutantlardan biri olan En Sabah Nur’un, ya da diğer ismiyle Apocalypse’in uykusundan uyanmasıyla devam ediyor.

X-Men-ApocalypseFilmin başlarında değişen hayatlara tanıklık ediyoruz. Mystique’in öteki mutantları insanların ellerinden kurtardığı, Xavier’ın okulunu kurup Scott yani geleceğin Cyclops’unu, Jean’i ve daha birçok genç mutantı eğittiği bu yeni hayatlarda Erik Lehnsherr’i de eşi ve kızıyla sakin bir hayat sürerken görüyoruz. Ancak talihsiz bir kaza sonucu Apocalypse’in uyanmasıyla bütün bu düzenler yeniden bozuluyor ve old gang farklı nedenlerle tekrar aynı ortamda buluyor.

X-Men: Apocalypse 144 dakikalık süresine rağmen X-Men filmleri içinde en yalın hikayeye sahip olan denebilir. Zira ilk bir saatlik bölüm tümüyle yeni karakterleri tanıtmaya ve sondaki savaşın zeminini hazırlamaya yönelik yapısıyla hikayenin gelişimine katkı yapmadan geçip gidiyor. Öyle ki ilk altmış dakikanın sonunda hayal kırıklığı duymaya başlıyor izleyici. Ancak herkesin esnediği, sabırların tükendiği o anda yönetmen Bryan Singer joker hakkını kullanmaya karar verip Days Of Future Past’in en sevilen sahnelerinden birini farklı bir konseptte yeniden yaratıyor (Sürprizi bozmak istemiyorum). Oldukça keyifli, eğlenceli bu sahnenin ardından filmin en çok beklenen ismi, Marvel evreninin vazgeçilmez oyuncusu Hugh Jackman sahneye çıkıyor ve film yarım saat süren bu suni teneffüsle hayata dönüyor. Sonrasında da herkesin malumu, her X-Men filminin olmazsa olmazı epik bir savaş yaşanıyor ve film sona eriyor.

Evan-Peters-Teases-X-Men-Apocalypse-Quicksilver-SceneX-Men sever birçok kişi aksini düşünebilir, ancak bana kalırsa Apocalypse, Days Of Future Past’in bir tık üstünde. Hikayesinin karmaşık olmaması ve yeni karakterlerin hikayeye adaptasyonunun yanı sıra olağandışı görsel efektlerle ayrı bir yerde durmayı başarıyor. Sondaki savaş beklenenin altında kalsa da film boyunca varlığını sürdüren o basit ancak önemli soru belki de bu etkiyi yaratıyor. Sorunun cevabını alamasak da artık böyle bir heyecan yaşayacağımızı bilmek bile ayrı bir keyif. Filmin akışıyla hiçbir alakası olmayan bu sorunun cevabını aldığımızda, daha doğrusu gerçekler gün yüzüne çıktığında neler olabileceğini düşünmeden edemiyor insan, en azından ben. Ama şunu da ayrıca belirtmek gerekir ki o eski aksiyonundan uzak X-Men serisi. Aksiyonun yerini twistlerle başka hikayelerden parçalarla doldurmaya çalışıyor, ne kadar başarıyor onu da söylemek biraz zor. Ancak kadınların yavaş yavaş erkeklerin önüne geçtiği ve Marvel evrenindeki cisiyetçiliğin azalmaya başladığını, hikayelerin de mantık çerçevesinde geliştiğini görüyor olmak mutluluk verici.

X-Men-Apocalypse-Trailer-1-Cyclops
Not: Post-Credits yani credits sonrası bir sahne olduğunu da belirteyim, sonuna dek beklemeyi unutmayın! Bekleyemeyenler için söyleyeyim, Mister Sinister.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA