Komünizm gelecek, sizi yiyecek, o yemezse Dracula kanınızı emecek!

ihanet yılları

Paranoyanın pençesindeki bir toplumun tükettiği sinemacılara ve “ucuz” tür sinemasının nadide örneklerine dair iki kitap…

İhanet Yılları
Amerika’ya Karşı Eylemleri Araştırma Komitesi’nin Tutanakları

Derleyen: Ülkü Tamer
+1 kitap

Amerikan halkı paranoyayla yönetilmeye ve yaşamaya yaşamaya alışık bir millet. Nasıl ki 11 Eylül olaylarının ardından hükümetin ve medyanın da azimli pompalamalarıyla öcü haline getirilen İslami Terör, El Kaide, Bin Ladin gibi kavramların gölgesinde yaşıyorlar, 1940’lı yıllarda da Soğuk Savaş’ın rantını yiyenler tarafından her daim canlı tutulan komünizm korkusunu yüreklerinde günün her saati hissediyorlardı. Senatör McCarthy önderliğinde yaratılan bu atmosfer sinemanın mabedi Hollywood’un da üstüne çökmüştü.

Televizyonların ciddi bir rakip görüntüsü vermesiyle 1940’lı yılların sonuna doğru Hollywood’da düşmeye başlayan film sayısı, önemli bir krizin habercisiydi. Bu kriz 1947 sorgulamalarına kadar sürdü. Yazarlar, yönetmenler, oyuncular komünist oldukları gerekçesiyle komite önüne çıkıp ifade veriyorlardı. Senatörlerden oluşan mahkeme heyetleri “Hollywood’da Kara Liste Kampanyası” oluşturmaya başlamışlardı. Anti – Amerikancı faaliyetleri Tespit Komitesi Genel Sekreteri J. Parnell Thomas tarafından sürdürülen bu faaliyetler 1951’de ikinci mahkemenin souçlanmasıyla iki yüz kişinin Amerikan sinemasından uzaklaştırılmasına neden oldu. Hollywood’un pek çok ünlü siması Elia Kazan ve Ayn Rand gibi paçayı kurtarmak için arkadaşlarını ya da tanımadıkları insanları komünist olarak ispiyonlanmaktan kaçınmadı.

O yıllarda Joseph Losey filmlerini değişik isimlerle çevirmeye başlamıştı. Birçok senarist ‘kara liste’deydi. Dashiell Hammett artık zorunlu dedektif romanları yazmaya başlamıştı. Tam bu noktada Arthur Miller, Cadı Kazanı‘nı yazmaya karar vermişti. Hollywood film üretimini yavaşlama yöntemine başvurdu: 1951’de 361 film çevrilikten bu rakam, 1955’te 241 filme kadar düştü. Hollywood tam anlamıyla bir, ‘daralma’ yaşıyordu. Her yıl en az bir film yapan yönetmenler şimdi ‘asıl’ filmin bir parçası olmuş ve sessizce bu kıyıma tanık oluyorlardı. Lillian Hellman yıllar sonra bu dönemi anlattığı kitabının adını Şarlatanlar Dönemi koyacaktı.

Yazar, şair, çevirmen Ülkü Tamer’in derlediği mahkeme tutanaklarının daha önce de kitap olarak yayımlanmıştı. Daha bir özet niteliğindeki bu kitapta Gary Cooper, Ronald Reagan, Bertolt Brecht, Jose Ferrer, Arthur Miller gibi ünlülerin ifadeleri yer alıyor.

geceyarısı filmleri

Gece Yarısı Filmleri
Kaya Özkaracalar
+1 Kitap

Geceyarısı Sineması, fanzinden biraz daha hallice, underground bir dergi olmasına rağmen muhteviyatıyla eşsiz olma özelliğine sahip bir sinema dergisiydi. Bu derginin mimarı Kaya Özkaracalar ve onun tür sinemasına adanmış tayfası başka hiçbir sinema dergisinde bulamayacağınız bilgileri (ve keyifleri) korku, bilimkurgu, Spaghetti Western, B tipi aksiyon gibi ucuz olarak adledilen türlerin hayranlarıyla paylaşıyorlardı. Geceyarısı Sineması artık yok ama onun reenkarnesi olarak görülebilecek bu kitap bizimle. Ve Özkaraca bu kitap aracılığıyla bir kez daha, İtalyan korku sinemasının öncüsü Riccardo Freda; kült filmleriyle müstesna Roger Corman ve onun genç takipçisi Michele Soavi; gotik korku filmlerinin ustası Antonio Margheriti;, ‘öteki’ korku filmlerinin yaratıcısı Lucio Fulci; karanlık asi diva Asia Argento; siyah eldivenli sihirbaz Dario Argento gibi isimlerin izini sürerek korkunun, gerilimin ve vahşetin damarlarında geziniyor.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin