Bu Hafta Ne İzlesem? -15-

Merhaba,

1920’lerde ABD’de sinema bileti 15 cent’miş ve AMC pandemi sonrası sinemalarını açtığı ilk gün biletlerini bu fiyattan satmış. İlgi büyük olmuş ve salonlar dolmuş ancak sonrası o kadar parlak olmadı. Gözler kurtarıcı olarak eylül ayının ilk pazartesine denk gelen İşçi Bayramı tatilinde ülkesinde vizyon görecek Tenet’e çevrilmişti ancak film Dunkirk’ün açılış hasılatının yarısına bile ulaşamadı.

Ülkemizde bugün bir, yarın yedi film gösterime girecek ama seyirci sayıları hala çok düşük, üstelik Tenet ve Mulan dışındaki filmler sosyal medyada da karşılık bulamıyor. Aksine, Charlie Kaufman’ın her şeyi bitirmeyi düşünüyorum’u hakkında üretilen teoriler ve yönetmenin açıklamalarıyla birlikte gündem yaratarak, dijital platformlardaki filmlerin sinema salonlarındakilerden daha fazla ilgi görmeye devam edeceğinin yeni göstergesi oldu.

 

Netflix

Rekabet iyice artmış ve sinemaların promosyon bilet yasaklandığı için eli kolu bağlanmışken, Netflix abone olmayanlara ücretsiz içerik sunmaya başlayarak daha da çok insana ulaşma yoluna girdi. Buraya tıklayarak detayları öğrenebilir, Stranger Things, Elite, Birdbox ve The Two Popes gibi beğenilen içerikleri yasal ve ücretsiz şekilde abone bile olmadan izleyebilirsiniz.

Berlin’de yarışmış Sundance ödüllü Minnoşlar‘da (Mignonnes) iki büyük festivalin göremediğini görüp sözde pedofili oyununu bozan RTÜK, dün yayınlanması gereken filmin platformdan kaldırılmasını sağladı. Haftanın sansüre takılmayan içerikleriyse şöyle:

1- Beren Saat’li Göbeklitepe fantezisi Atiye’nin ikinci sezonu ve Charlie’nin Melekleri ile tanıdığımız McG’nin beklentilerimizin ötesinde sevdiğimiz Bebek Bakıcısı (2017) filminin devamı Katil Kraliçe bugün,

2- The Conjuring evrenini genişleten filmlerden, devamını da seneye izleyeceğimiz, rahibeli korku Dehşetin Yüzü (The Nun) yarın,

3- Lady Gaga’ya Oscar getiren Bir Yıldız Doğuyor pazar,

4- Chris Hemsworth ile Michael Shannon’u bir araya getiren ve 11 Eylül sonrası Taliban’ı alaşağı etmek için Afganistan’a giden askerleri anlatan 12 Strong pazartesi,

5- Her hafta bir filmini izler olduğumuz Robert Pattinson’un Tom Holland ile oynadığı, Christine’in (2016) yönetmeninin yeni filmi The Devil All the Time çarşamba,

6- Geçirdiği kaza sonucu yürüme yetisini kaybeden bir sağlık personelinin kız arkadaşıyla ilgili paranoyak düşünceleri üzerine kurulu İspanyol gerilimi Paramedik de yine çarşamba günü yayında olacak.

MUBI

MUBI programında bu hafta da boş yok.

Polisiye, korku, gerilim, fantastik gibi birçok alt türü bünyesinde eriten, hiç düşmeyen temposu, çarpıcı görselliği, başarılı yönetmenliğiyle ön plana çıkan ve gösterildiği ülkelerde ses getiren The Wailing yarın platformdaki yerini alacak. Bol katmanlı filmdeki tüm kilitlerin anahtarıysa burada.

Hala izlemeyen varsa, Tom Tykwer’in nabzınızı epey yükseltecek sıra dışı suç filmi Koş Lola Koş cumartesi MUBI’de olacak.

İkinci uzun metrajı, Scarlett Johansson’lu bilim kurgu Under the Skin ile eleştirmenlerden bir kez daha iyi notlar alarak yeni projesi beklenen yönetmenler arasına giren Jonathan Glazer video klip deneyimlerinden yararlandığı bir kısa filmle çıkageldi. İlginç konusunu başarılı dans performanslarıyla destekleyen 10 dakikalık müzikal Strazburg 1518 pazar miskinliğinizin ilacı olabilir.

İran asıllı ve bir kez Oscar‘a aday gösterilmiş yönetmen Barbet Schroeder’in Amnezi adlı filmi İbiza’ya taşınıp Almanca konuşmayı bırakan, Alman içkisi içmeyen ya da otomobili kullanmayan Alman bir kadının, tanıştığı genç DJ sayesinde geçmişini sorgulamaya başlamasını konu ediyor. Depresif bir film olduğunu düşünmeyin diye, ikilinin yolculuğuna tekno müziğin eşlik ettiğini de ekleyelim. Salı günü izlenebilir.

Ödüllü yerli filmlere zaafı olanlar içinse İstanbul Film Festivali‘nde En İyi Film seçilen ve orta sınıf bir ailenin kucağında bulduğu zorunlu misafirleriyle kurduğu ilişki üzerinden iyilik kavramını masaya yatıran Borç çarşamba günü izlenebiliyor olacak.

Özenle seçilmiş filmleri Akıllı TV’nizden izleyebilir ya da mobil cihazınıza indirip yanınızda götürebilirsiniz. Hemen denemek için bu e-postayı MUBI yazarak cevaplayan ilk 10 kişiden biri olun ve bir aylık üyelik kazanın.

BluTV

Londra suç dünyasını anlatan ve şiddet dozuyla konuşulan Gangs of London’dan bir önceki vurdulu kırdılı, mafyatik ve maliyetli Sky dizisi ZeroZeroZero, yurt dışında olduğu gibi Amazon Prime’a beklerken BluTV’ye geldi. Yönetmenlerinin önceki işleri True Detective ve Sicario’nun devam filmi Day of the Soldado olunca da kaçınılmaz olarak radarımıza girdi.

76. Venedik Film Festivalinde ilk iki bölümü için özel gösterim yapılan dizi, eski güç ve saygınlığına kavuşmak isteyen yaşlı bir mafya babasının düzenlediği kıtalararası uyuşturucu sevkiyatını konu ediyor. İtalya’nın Calabria bölgesinden Meksika ve elbette Amerika’ya uzanan hikâye Narcos ile konunun uzmanı olan seyircilerin yüksek lisans tezi olmaya aday.

Bu hafta, bu e-postayı BluTV yazıp cevaplayan 10. okuyucumuza 1 aylık üyelik hediye ediyoruz.

IMDb Pro

IMDb 44 yaşında hayatını kaybeden Black Panther yıldızı Chadwick Boseman anısına 38 fotoğraflık bir galeri yayınladı.

Le Cinéma Club

Toronto ve New York Festivallerinde gösterilip MoMA’nın kalıcı koleksiyonuna seçilen kısa belgesel Dislocation Blues bu hafta platformun ücretsiz sunduğu film.

NFB.CA

Manhattan’da gökdelen yapımında çalışan Kahnawakeli Mohawk Yerlilerinin yaşamını anlatan 14 dakikalık belgesel High Steel’i bu hafta ücretsiz izleyebilirsiniz.

Cervantes Enstitüsü güz dönemi çevrimiçi film gösterimlerine başladı. Deniz Bize Uzaktan Bakıyor adlı 2017 yapımı belgesel; Güney İspanya’nın kumulları arasında birlikte yaşayan, arkeolog ve maceraperestlerin bir yüzyıldan fazla süredir izlerini bulmaya çalıştığı, zar zor görünen az sayıda adamın gerçekliğini eski ve unutulmuş bir medeniyetin efsanesi üzerinden anlatıyor. Yarın saat 21:00’den itibaren 48 saat boyunca ücretsiz izleyebilirsiniz.

Haftanın Kısası

Andrei Tarkovsky‘nin Mühürlenmiş Zaman kitabında sinemada ritim duygusu üzerine konuşurken örnek verdiği Le dormeur (1974), ormanlık bir alanda ve adeta donmuş bir zaman içinde yol alıyormuş hissi uyandıran, dokuz dakikalık tek plandan ibaret enfes bir kısa film. Oyunculuktan asistanlığa, oradan yönetmenliğe geçen ve çektiği kısa filmlerle önemli bir külliyat yaratan Pascal Aubier‘in sinemasına giriş için de ideal bir eser.

Her Hafta Bir Klasik İzle

Charlie Chaplin‘in The Great Dictator‘u (1940) gibi savaş yıllarında çekilen ve Nazi Almanya’sı tarafından işgal edilen Polonya’daki bir tiyatro kumpanyasının olağanüstü serüvenine odaklanan To Be or Not to Be (1942), faşizm eleştirisini politik hicivle, mizahı romantizmle harmanlayan enfes bir kara komedi. Sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden Ernest Lubitsch‘in imzasını taşıyan bu film, paltosundan çıkardığı nice eserin yanında zor zamanlarda sanatın ve mizahın nasıl bir silaha dönüştüğünü de yaratıcı şekilde gözler önüne seriyor.

Bu haftalık da bu kadar. Katkılarından dolayı Tanju Baran ve MUBI Türkiye’ye teşekkür ederiz.

E-bültenimizin faydalı olduğunu düşünüyorsanız, dijital teşekkür kartı satın alarak katkıda bulunabilirsiniz. Paym.es altyapısıyla 10TL, 25TL, 50TL, 75TL ya da 100TL destek vermek için sayılara tıklamanız yeterli.

Görüş ve önerilerinizi bu e-postayı yanıtlayarak ya da Ters Ninja sosyal medya hesaplarından bize iletebilirsiniz. Haftaya görüşmek dileğiyle.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin