Bu Hafta Ne İzlesem? -18-

Merhaba,

Ertelenip parçalara bölünen 39. İstanbul Film Festivali sonunda tamamlanıyor, hem de Filmekimi’ni içine alarak. Ulusal Belgesel Yarışması ve Filmekimi Galaları İstanbul’da iki salonda gösterilirken, Altın Lale için yarışan filmler ve programın kalanı çevrimiçi olarak her yerden izlenebilecek. Program burada, biletler yarın 10:30’dan itibaren satışta.

Disney+ üzerinden ABD’de 30 dolara izlenmeye açılan Mulan yapımcısına, dünya çapında sinemalarda gösterilen Tenet’ten daha çok kar getirdi ve çevrimiçi bilet satışına güven artarken büyük filmlerin vizyon tarihleri biraz daha ertelendi.

Pandemide film izlemenin en güvenli yolu olmaya devam eden dijital platformlarda bu hafta ne var ne yok, sizin için derledik. İyi seyirler.

Netflix

Yaklaşan Cadılar Bayramı nedeniyle Netflix’in gelecek programı korku, gerilim ve tematik komedilerle dolu. Hepsinden bahsetmemiz mümkün değil ancak ilgilenenlerin gerçekten bayram edeceğini söyleyebiliriz.

Sex and the City dizisinin yaratıcısı Darren Star’ın yeni projesi Emily in Paris; Şikago’dan Paris’e giden genç bir kadının iş, aşk ve arkadaşlık ilişkileri arasında bocalamasını konu ediyor. Büyüleyici Paris sokakları, güzel kadınlar, yakışıklı erkekler ve akıp giden eğlenceli bir hikâyeye teslim olmak istemez misiniz? Lily Collins başrolde, yarın yayında.

Netflix İtalya Orijinali Lanetli Bağlar / Il Legame, nişanlısının annesini ziyarete giden bir kadının savaşmak zorunda kaldığı laneti konu ediyor. Bakalım film, eskisi kadar popüler olmayan İtalyan korku sinemasına taze kan olacak mı?

Hayatımda yeterince salgın yok diyenler için Rus belgesel yönetmeni Pavel Kostomarov’un ölümcül bir virüsün Moskova’yı altüst etmesini anlattığı dizisi To the Lake / Epidemiya çarşamba günü yayında olacak.

En son Uncut Gems’te hayran olduğumuz Adam Sandler’ın yeni komedisi Hubie’nin Cadılar Bayramı / Hubie Halloween de çarşamba izlenebilecek. Film, iyi kalpli korkak bir adamın, pek de popüler olmadığı kasabasını korumak için yaptıklarını konu ediyor.

MUBI

Evdeki festival MUBI yine dopdolu.

Bugün izleyebileceğiniz, François Ozon’un Altın Palmiye için yarışmış Genç ve Güzel’i, seks işçisi olarak çalışmaya başlayan 17 yaşında bir kadının sıra dışı büyüme hikayesini anlatıyor.

Eliza Capai’ye Berlinale’de ödül getiren Sıra Sende, hükümete karşı çıkan genç Brezilyalıları konu eden kışkırtıcı bir belgesel. Ülkelerindeki ekonomik ve sosyal krizi protesto eden öğrencilerin 2013-2018 yılları arasında yürüttüğü harekete tanık olmamızı sağlıyor. Yarın.

Türkiye sinemasının mihenk taşlarından biri olarak etkileyiciliğini ve güncelliğini her daim koruyan Ömer Lütfi Akad‘ın Göç Üçlemesi, köyden kente göçün hız kazandığı ve sosyolojik dengelerin kökünden sarsıldığı 70’li yıllar Türkiye’sini masaya yatıran, ders kabilinden izlenebilecek enfes bir seri. Gelin (1973) ve Diyet’in (1974) ortancası olan Düğün (1973), Urfa’dan İstanbul’a göçen ve öncülündeki küçük sermayedarların aksine mücadeleye sıfırdan başlayan bir aileyi ve onların İstanbul’da tutunma çabasını odağa alıyor. Üç filmin de başrolünde yer alan Hülya Koçyiğit‘in gövde gösterisi yaptığı Düğün, cumartesi MUBI’de.

Venedik’ten ödüllü Postacı’nın Beyaz Geceleri unutulmuş bir Rus köyünde yaşananlara odaklanıyor. Anakarayla tek bağlantısı botla gidip gelen bir postacı olan, teknoloji ve modern yaşamdan azade köylülerin hayatını anlatan filmde köylüler de kendilerini oynamış. Pazar.

Altın Leopar için yarışmış Güney Terminali pazartesi günü yayında.

James McAvoy’un bipolar, bağımlı ve yozlaşmış bir polisi oynadığı delifişek Irvine Welsh uyarlaması Pislik ise salı günü MUBI’de.

Platformu bir ay ücretsiz denemek isterseniz, bu e-postayı Twitter kullanıcı adınızla birlikte MUBI yazarak cevaplamanız yeterli.

BluTV

Mısır kökenli Amerikalı komedyen Ramy Youssef’in yaratıp, bir kısmını yönetip, başrolde oynadığı ve oldukça kişisel görünen dizisi Ramy; iyi bir Müslüman olmakla, New Jerseyli bir bekar olmak arasında sıkışıp kalan bir adamın yaşadıklarını anlatıyor. Erkek oyuncu dalında Altın Küre’ye uzandığı performansıyla sürüklediği Hulu yapımı ilk iki sezonuyla BluTV’de, devamı da yolda.

20 küsur yıldır Amerikan televizyonlarında izlediğimiz özgür-şehirli-genç problemlerini Müslüman parantezinde yeniden ele alan dizi aslında son dönemde sıkça rastladığımız bir komedi izleğini takip ediyor. Hannah Gadsby, Hasan Minhaj ya da Aziz Ansari gibi o da parçası olduğu azınlığın, çoğunluk tarafından nasıl göründüğünü inceleyerek tabuları yıkmayı deniyor. Instagram hesabından dizisinin yeni sezonunu “Ramazan’dan sonra” diye tanıtan dindar bir oyuncunun alkol, uyuşturucu, zina, eşcinsellik ve dinine uymayan bilumum gerçekle teması üzerine şekillendirdiği şovu ilgiyi hak ediyor.

YouTube

Avantajix sayesinde keşfettiğimiz bir YouTube kanalını sizinle paylaşmak istiyoruz. DUST, bilimkurgu türünde kısa filmlere yer veren bir kanal ve çekici web sitesi üzerinden de kendi orijinal yapımları dahil birçok içeriğe ulaşabiliyorsunuz. Türün hayranıysanız kaybolmanız mümkün, nereden başlayayım derseniz The OceanMaker’ı öneririz. Tüm denizlerin yok, geriye kalan tek su kaynağının bulutlar olduğu bir gelecekte, cesur bir pilotun gökyüzü korsanlarıyla mücadelesini anlatıyor.

Vimeo

Karantina günlerinde bazı sinemacılar evde kalanlara destek olmak için filmlerini ücretsiz erişime açmıştı. O zamanki yoğunluk ve stresle bir kısmını atlamış olabileceğinizi düşünerek Vimeo’da hala şifresiz gösterilen üç filmi hatırlatmak istedik. Filmlerin ortak özelliği yönetmenlerinin ilk uzun metrajları olması ve festivallerde ödüle layık görülmeleri. Bu açıdan da sinemayla ilgilenenlerin ilgisini çekeceklerini düşünüyoruz. İyi seyirler.

1- Barış Atay Eksik (2015)
2- Emre Yeksan Körfez (2017)
3- Ramin Matin Canavarlar Sofrası (2011)

Bir Yönetmenin Anatomisi

Spaghetti westernlerin efsane yönetmeni Sergio Sollima‘nın oğlu Stefano, babasından devraldığı mirasın altından alnının akıyla çıkacağını daha kariyerinin başında ispatlayan, önü açık bir yönetmen. Filmografisi de İtalya denince akla ilk gelen temalarla örülü. Futbol holiganlarının birbirleriyle ve polislerle olan mücadelesini ele alan A.C.A.B (2012) ve Berlusconi hükümetinin raydan çıkışını mafya-siyaset-futbol üçgeni üzerinden aktaran Suburra’dan (2018) sonra Denis Villeneuve‘ün Sicorio‘suna yazılan devam öyküsü Day of the Soldado‘nun (2018) yönetmen koltuğuna oturarak hak ettiği şekilde büyük denize açılmış durumda. Suç sinemasını sevenlerin Stefano Sollima‘yı listelerine almasında yarar var.

Her Hafta Bir Klasik İzle

Nevi şahsına münhasır tarzıyla nam salan Nicholas Roeg‘in tek başına çektiği ilk film olan Walkabout (1971), Avustralya’nın vahşi doğasında hayatta kalmaya çalışan iki kardeşin zorlu mücadelesine odaklanan, sarsıcı ve güçlü bir yolculuk öyküsü. İnsanın sosyal ve doğal çevresine karşı verdiği savaşı hafızalara kazınacak bir üslupla aktaran Roeg‘in getirdiği eleştirilerin haklılığı ise her geçen yıl artıyor. Walkabout‘u izledikten sonra Roeg‘in Mike Jagger, David Bowie ve Art Garfunkel gibi rock starların da yer aldığı ayrıksı filmografisine göz atma isteğiyle dolup taşacağınıza ise eminiz.

Ayrıca…

Tenet’in kurgucusu Jennifer Lame ile özel bir röportaj.

Ekim ayında sizi TV’de hangi yeni yapımların beklediğini öğrenebileceğiniz bir video ve bir fotoğraf galerisi.

Bu haftalık da bu kadar. Katkılarından dolayı Tanju Baran ve MUBI Türkiye’ye teşekkür ederiz.

E-bültenimizin faydalı olduğunu düşünüyorsanız, dijital teşekkür kartı satın alarak katkıda bulunabilirsiniz. Paym.es altyapısıyla 10TL, 25TL, 50TL, 75TL ya da 100TL destek vermek için sayılara tıklamanız yeterli.

Görüş ve önerilerinizi bu e-postayı yanıtlayarak ya da Ters Ninja sosyal medya hesaplarından bize iletebilirsiniz. Haftaya görüşmek dileğiyle.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin