Büyülü Rüzgar’ın büyüsü: İlyas Erkul ve çizgi romanlar a.k.a. Çizgi Roman 2009-2010

Bugün size bir çizgi roman kahramanını tanıtacağım. Hem de canlı kanlı, içimizde yaşayan bir çizgi roman kahramanı bu. İlyas Erkul tüm hayatını çizgi romanlara adamış bir adam.  Kadıköy’de çizgi roman satan Büyülü Rüzgar adlı dükkanın sahibi. Dolayısıyla piyasanın nabzını tutan bir  pozisyonda olduğu için, kendisi aynı zamanda çizgi romanın 2009 ve 2010’daki seyriyle ilgili soru sorabileceğimiz en uygun kişi.

İlyas Erkul’u 90’lı yılların ilk yarısından beri tanırım. Yıllardır çizgi romanlarımı ondan alırım. Önce Beyazıt meydanındaki, sonra Kadıköy’deki yer tezgahından, şimdi de Kadıköy Pasajı’ndaki Büyülü Rüzgar adlı dükkanından… Beraber büyüdük desem yeridir. Ben, İlyas ve onun işi…  Benim gibi pek çok dost-müşterisi vardır İlyas’ın. Gider çayımızı içeriz, sohbetimizi ederiz, alacağımız kitabı alırız ve  çıkarız. Her zaman alışveriş ettiğimizi söyleyemem ama çay ve sohbet standarttır. Gidin bir merhaba deyip kendinizi tanıtın (çekingenseniz selamımızı söyleyin!) , sohbete girişin, bir bakmışsınız siz daha ne olduğunu anlamadan çayınız gelmiş önünüze.  Denemesi bedava!

İlyas’ın dükkanı yalnızca bir ticarethane değildir. Orası dostların bir araya geldiği bir buluşma noktasıdır. Çizgi roman dediysek, çoluk çocuk gelmesin gözünüzün önüne… Ortak noktaları çizgi roman olan,  aynı kafada birini bulunca kendilerini çocukluğuna dönmüş hisseden koca koca adamlar bahsettiklerim. İlyas’ın dükkanı buluşma noktası olduğu kadar bir kaçış noktasıdır da bu anlamda. Bütün hafta sıkıcı bir işle, bazen sıkıcı bir eşle bazen yalnızlığın ta kendisiyle boğuşan; dünyanın hay huyundan bıkmış ruhların biraz nefes aldığı, enerji depoladığı, mutlu olduğu bir nokta. Oraya gittiğinizde Zagor‘un ya da Martin Mystere‘nin son macerasında başına gelenleri konuşan; yeni çıkan bir çizgi romanın kalitesi konusunda hararetli bir tartışmaya girişmiş; misketlerini birbirire gösterip hava atan iki küçük çocuk gibi evlerindeki  çizgi romanlarını tokuşturan gençler, abiler, amcalar, sık olmasa da bayanlar bulabilirsiniz. Ama size yalan söylemeyeceğim: orada rastlayacağınız bayanlar çoğunlukla ya çocuğuna kitap almak için, ya 120 binince kez orda “ders kitabı” satılıp satılmadığını sormak için ordadır, ya da ordan başka bir yere gidecekleri için  sıkıcı bir arkadaşıyla yaptığı sıkıcı bir konuşmayı bir türlü nihayete erdirmeyen  sevgilisini/kocasını asık bir suratla beklemektedir. Her seferinde peşinize takılan bir sevgiliden mi muzdaripsiniz… İki kere Büyülü Rüzgar’a getirin onu, bakın bir daha Kadıköy’e geliyor mu sizinle? (İlyas yine de tüm misafirperverliğini öyleleri için de sergiler.)

Şimdi var mıdır bilmiyorum ama Beyazıt Meydanı’nda kitapçılar ve bit pazarcıları olurdu eskiden. Üniversite de okurken kasetlerimin ve kitaplarımın çoğunu oradan alırdım. Hafta sonları ise izdiham halini alırdı bu olay. Kitapçılar hücum ederdi meydana.

Bugün 38  yaşında olan İlyas çizgi roman satmaya işte ilk kez o ortamda başlamış.  Benim İstanbul’a gelmemden 1 yıl önce, 1989’da satmış ilk çizgi romanını. Daha 17 yaşındaymış. Aslında çizgi roman satıcılığı konusunda ona açık ara fark atıyorum. Ben Çınarcık’ta tezgah açıp çizgi roman sattığımda taş çatlasa 1980 falandı. (Yine üniversitede okurken eskiden Kadıköy’de pazarları kurulan sahaf çarşısında yere bir şey serip kasetlerimi satmıştım. )

İlyas da uzun süre pazar günleri tezgah açtı Kadıköy’de. Özellikle hava güzel olduğunda bayram yerine dönerdi Kadıköy benim için o pazar sayesinde. Sol partili belediyemiz kaldırdı o pazarı. Oysa biz sol partiler insanlar kitap okusun ister bilirdik. O tezgah sahiplerinin bir kısmı dükkanlara geçti (kitaplar pahalandı tabi) , sahaflığı zaten bir hobi olarak sürdüren diğer bir kısım işe bu işi tamamen bıraktı. İlyas da uzun yıllardır hayalini kurduğu dükkanına geçti bu vesileyle.

Artık sorulara geçelim isterseniz…

2009 yılı çizgiroman yayıncıları, satıcıları ve okurları için nasıl geçti sence? 2010 için beklentilerin neler?

Bence yayıncılar için genelleme yapmak doğru değil. 2009’un NTV, Everest ve Hoz Comics gibi yayınevlerinin atılım yaptığı bır sene olduğunu; Lal ve Oğlak yayıncılığın ise yerinde saydığını söyleyebiliriz. Kendim için ciro anlamında 2008’i aradığımı söyleyebilirim. Tüm satıcılar için de bir şey diyemem ama diğer arkadaşların benden farklı olduğunu sanmam. 2009’un en kârlı çıkanı herhalde okuyucular oldu. Çeşit çok arttı ama onlar da 2010’da 2009’u bir anlamda arayacaklar gibi, çünkü o kadar çok yayın bekliyorum ki hangisini alsak dıye epey kararsız kalacaklar kanımca. Şaka bir yana… Eğer söylentıler doğru çıkar da gerçekten bu kadar yayın çıkarılırsa 2010 süper olur.

2009’da öne çıkan çizgi romanlar hangileriydi?


Birçok güzel güzel yayın çıktı ama bana göre ülkede devrim nıteliği yaratan olay NTV’nin klasiklere girmesi, bunların tanıtımlarına TV’de lgeniş yer ayırmaları, 10’ar bin trajla çıkmaları… Son 20 yılda alışık olmadığımız şeylerdi bunlar. Tekrar tekrar 4-5 baskı yapmaları çizgi roman piyasasına inanılmaz hareket sağladı.

Siyah-beyaz okurlarıyla, Amerikan comics okurları arasında gözüne çarpan farklar nelerdir?


En önemli fark jenerasyon farkı benim gördüğüm. Çünkü eski kuşaklar bizim neslimiz ve bizden öncekiler ağırlıklı olarak siyah beyaz yayınları tercih ederken, yeni kuşaklar biraz da sinema ve TV’lerin etkisi ıle comics’lere yöneliyorlar. Bunu da yadırgamamak lazım, her kuşakta değişik bir çizgi roman tercihi olması normal.

Kendini bir tüccar, bir satıcı olarak görüyor musun? Çünkü dükkanın bir işyerinden çok dostların buluştuğu yere benziyor….

Aslında ben hem bır tüccar, hem satıcı, hem hobisini gerçekleştiren biriyim. Bir yandan da hiçbiriyim yani hem hepsinden var, hem de yok tadında. Ana amaç çizgi romanı  sevdirmek, onu okuyucuya ulaştırabilmek için sıcak bir ortam hazırlamak,  arada da geçimimi sağlayabilmek ama para her zaman sonra gelir. Kendimi çok şanslı görüyorum çünkü gelen dostların geneli hatta ezici coğunluğu güzel insanlar. Sohbetlerinden bir şeyler ögrenebildiğim keyif aldığım insanlar ki bunu parayla alamazsınız.

Sence çizgi romanın en büyük sorunu nedir şu an için?

Sanırım en büyük sorun alternatifleri. (PC-TV-Cep Telefonu) ama daha da büyügü insanımızın okumayı bir ihtiyaç olarak görmemeleri. Yemek, içmek ya da az evvel saydığım alternatiflerin bulunduğu ihtiyaç listesine koymamaları. Koyanların çoğunun ancak listenin son sırasısını ayırması. Bizim ve bizden önceki nesillerde çizgi roman okurlarının yaş ortalaması 7-20 arası iken şu an 25’in üstünde. Maalesef bu şu demek oluyor, halyihazırda eğıtim gören 15 milyonun üzerindeki ilkögretim ve lise ögrencisinin aklına,  okumak denince sadece ders kitabı okumak geliyor. (Aralarında okuyan da var ama istisnalar kaideyi bozmaz.) Bunun da bazı sebepleri var ama gelecekte taban oluşturacak bu kitleye okumanın bir ihtiyaç olduğu aşılanmassa işimiz çok zor.

Klasiklerin çizgi roman uyarlamaları furyası başladı. Ne düşünüyorsunuz? Uzun vadede çizgi romana katkısı olacak mı bunun?


Bunlar hala eğitim gören 15 milyon genç için muhteşem bir fırsat. Umarım alır okurlar ve bunları kendilerini geliştirmek için bir  basamak olarak kullanırlar. Bunun neticesinde çizgi roman sektörü de eski Altın Çağı’na döner.

Büyülü Rüzgar’dan aradığınız her türlü eski ve yeni çizgi romanı bulabilirsiniz. Üstelik yeni çizgi romanları piyasadaki fiyatından daha hesaplı satın alabilirsiniz. İsterseniz Ters Ninja’nın selamını da götürürün derim ben, çayınız da garanti olur o zaman. İstanbul dışındaysanız da, üzülmeyin, Büyülü Rüzgar’ın güvenilir bir kargo gönderim hizmeti var. Çayınızı da artık, evde çizgi romanınızı okurken içersiniz o zaman.

Büyülü Rüzgar
Cafer Ağa Mah. Neşet Ömer Sk. Kadıköy İş Merkezi No:10 / 1 (Zemin Kat) Kadıköy İst.
Tel: 0216 345 14 06 GSM: 0505 4416218 / 0535 252 76 82
buyuluruzgar@mynet.com

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin