Yiğit Özgür

Lordlar Kamarası‘nda gördüm dayanamadım, arakladım… Onlar da, Yiğit Özgür de affetsin…

15 YORUMLAR

  1. Eski bir mevzuyu hatırlattı bu bana, paylaşayım sizinle:

    CNBC-e'nin sevilen dizilerinden "Angel'ın bir bölümünde dizinin kahramanları kendi kendine giden bir otomobile biniyorlar. Spike, bu durum ile ilgili bir zamanların unutulmaz dizisi "Kara Şimşek"e (Knight Rider) gönderme yaparak bir espri patlatıyor. Alt yazıda "Knight Rider" için bulunan karşılığı görünce gülmekten kırılıyorum; "Atlı Şövalye".

    Belli ki çeviri yapanın tevellütü yeterli değil "Kara Şimşek"i bilmeye ama bu işin son kontrolünü yapacak yetkin bir kişi de mi yok?

    DIGITURK'ün sinema kanallarından Prime Max'te İtalya Başbakanı Aldo Moro'nun kaçırılıp öldürülmesiyle ilgili bir film oynuyor; "Beş Ay Meydanı". Filmin dublaj versiyonunda dünyanın en bilindik terör gruplarından olan Kızıl Tugaylar'ın "Kırmızı Ekip" diye çevrildiğini görünce bu kez yalnızca üzülüyorum, işin komik yanı filmin altyazılı versiyonunda bu hatanın yapılmamış olması. Hatalar bununla da sınırlı değil. Francesco adlı karakter zaman zaman "Francesca" oluyor filmde. Türkçe'ye uyarlarsak, Nuri adındaki birine "Nuriye" demek gibi bir şey bu. Film boyunca başrol oyuncusunun mesleği ise devamlı değişiyor. Önce "yargıç" diye sesleniyorlar kendisine, sonra "savcı"… Ve İtalyanca konuşmalardan bazılarını tercüme etmeyi unutmalarını da listeye ekleyebiliriz.

  2. Dün Ödül Töreni'nin reklamı oynarken eşim sordu: " Golden Globe ödüllerini seyredecek misin gece?"

    Hınzırlığım üstümde, "Türkçe tercüme yapacak olsalar izlerdim," dedim. "Yalnızca simultane tercüme varmış."

    Hanım bir an dondu, sonra "Sen de simultanece bilmiyorsun, tabi!" dedi de, havada kalmadı espri.

    Şu CNBC-e'yi seviyorum ama bu beyaz Türklük durumunu en azından dil anlamında biraz aşmalılar artık bence.

  3. CNBC-e'nin Angel ve Buffy The Vampire Slayer başta olmak üzere, yabancı dizi ve filmlere yaptığı bu hakaret, başka hiçbir ülkede görülemez herhalde! Profesyonel çevirmenlere yaptıracakları işin haklı karşılığını ödemek yerine; hasbelkader özel kolejde okumuş veletlere üç otuz paraya çeviri yaptırırlarsa; yabancı dillere hakim olanlar da ağızlarını bırakıp başka bir organlarıyla gülerler.

    CNBC-e'nin bu basit tavrı, büyükbabamın bir lafını aklıma getiriyor: "Pahalıdır vardır hikmeti, ucuzdur vardır illeti".

    Farklı olduğu(!) iddiasıyla ortaya atlayıp, gittikçe avamlaşan CNBC-e bir yana; Türkiye'de çıkmış pekçok yabancı film dvdsinin altyazıları ve varsa seslendirmeleri de berbat!

    Bu nedenle, yabancı lisanı olanlara, Amazon.com veya ShopAnimeDVD.com gibi adreslerden alışveriş yaparak, Türkçe altyazı ya da seslendirme felaketleriyle sinirlerini bozmamalarını öneririm.

  4. Turntable'da genelde "döner masa" şeklinde çevriliyor dilimize nedense.

    Ama bu durum sadece filmlerle sınırlı kalmıyor tabii. Bir magazin programında Kenan Doğulu'nun tişörtüyle ilgili bir haber çıkmıştı zamanında (hep belgesel izlerim aslında ama kanalı değiştirirken işte öle denk yani ıhım)

    Dış ses "Kenan Doğulu giydiği tişörtle son dönem aşklarına meşaz verdi" falan diyor sürekli. Dış sese göre "Kadın yok, ağlamak yok" diyorumuş tişörtte.

    Tişörtte "No woman, no cry" yazıyordu.

  5. Ayrıca şöyle bir durum da var.

    Lost'un sezon DVD'lerini getiren firma altyazıları olduğu gibi genelde dizileri interntetten indiren insanlar için altyazı hizmeti veren divxplanetten almış. Hatta "Sun" isimli karakterin birkaç yerde yanlışlıkla "güneş" diye çevrilmesini bile düzeltmemişler. (Bu siteyi zamanında "illegal içerik" dağıtıyor diye kapatmak için az uğraşmadıklarını da hatırlatmak isterim.)

  6. Af ne kelime, memnuniyetle.

    "No woman no cry" zaten genel anlamda genis bir kitle tarafindan yanlis kullanilan bir öbek. Kadin dogru söylemis, Kenan Dogulu hakkaten mesaz vermeye calismistir onla.

  7. bazı çeviriler, sırf çevrildikleri için (traji)komik oluyor. misal: bırakın ismini, konusunu bile hatırlamadığım bir filmde kadın adama "siyah etiket ister misin?" diye soruyor. durduk yerde adam siyah etiketi n'apsın diye düşünürken anlıyorum; bahsedilen "black label" viski…

    bazı çeviriler bürokratik/ideolojik baskılardan dolayı bilerek yanlış yapılıyor: aziz üstel bir televizyon programında anlatmıştı. geniş film arşivi olan bir çevirmendir kendisi, bazılarınız "otomatik portakal" romanının çevirmeni olduğunu biliyordur belki. neyse, TRT'ye bir film çevirmekteymiş kendisi. fimin bir sahnesinde karakter atina'ya uçakla gelip "vay, bu atina ne güzel, ne mükemmel bir yermiş" minvalinde sözler sarf ediyormuş. o sıralar yunanistan'la aramız (genelde olduğu gibi) çok bozuk olduğundan, aziz üstel sırf bu nedenle bu güzel filmin yayına sokulmayacağını düşünmüş (haksız da sayılmaz). çeviride değişiklik yapmış, film televizyonda yayımlanmış. karakter uçaktan inince atina havaalanından koca şehre bakıp "bu portekiz ne kadar güzel, ne mükemmel bir yermiş" diyormuş.

  8. Yanlış çeviri değil ama , Zhang Yimou' nun Parlayan Hançerler filminin Türkiyedeki sinema gösterimi bu altyazı/seslendirme olayında tektir zannımca. Türkiyenin gerisinde nasıldı bilemiyorum ama, benim gittiğim salonda bu Çin yapımı film, Fransızca seslendirmeli olarak oynuyordu.Seyirci olarak zaten pek alışık olmadığımız Çin filmi olayında fransızca konuşmalar duymak hakkaten allak bullak edici bir deneyimdi. Türkçe altyazıyı takip etmeye çalışmakta cabası diyeveğim ama gerisine bakamadım zaten, biletleri değiştirip yandaki salona geçtik.

  9. Bakınız bütün bunların temelinde yatan güdü, TV kanalının, izleyicinin anlayarak film izleme hakkından çok, işin maddi yönünü düşünmesidir. Piyasada dublaj/altyazı çevirisini gerçekten hakkıyla yapan insanlar var iken, TV kanalının, 3 kuruşa çeviri yapan -Goddess Artemis'in ifadesiyle- kolej mezunu çocukları tercih etmesinin sonucudur bunlar. Tabii kötü çeviri yapmanın doğrudan -sadece- kolej mezunu olmakla bir ilgisi bulunmadığını da belirtelim. Sonuçta çevirmen merak edip 10 saniye harcayarak "kızıl tugaylar"ın ne olduğunu google'dan araştırsaydı, o ismin doğrusuna ulaşırdı. Bu işin bir boyutu; her ne kadar kendisine teslim edilen çeviyiri kontrol etmeden filme bastığı için hatanın büyük kısmı TV kanalında olsa da, çevirmenin de biraz kendini bilmesi gerekiyor. Bilmiyorsa biri doğruyu anlatmalı. TV'de izlediğim filmlerde gördüğüm çeviri hatalarını kanala e-posta ile bildirerek ben bu görevi yerine getirmeye çalışıyorum.

  10. bir dolu para verip aldığım "saving private ryan"'ın kutu seti versiyonunda, film boyunca "özel ryan" "hadiyin" gibi şeyleri görünce dumur olmuştum. o çeviriyi yapıp da hava atan kim ise kafasına "özel ryan" düşsün!

    "forrest gump" için "orman gampı" gibi bir çeviri ne kadar komikse ve gerçeklikten uzaksa, bu filmdeki "özel ryan" da o derecede tarjik ama gerçek…

  11. @ doktor jivago:

    "hasbelkader özel kolejde okumuş veletler" derken, Galatasaray Lisesi ya da Üsküdar Amerikan gibi köklü eğitim kurumlarından değil; en fazla 10 yıllık geçmişi olan, ne idüğü belirsiz Ahmet Mehmet Özel Okulu'ndan -sözümona kolejinden- babasının parasının zoruyla mezun olup, cv'lerine İngilizce "iyi derecede" yazanları kasdediyorum. Yanlış anlaşılmak istemem.

    Buradaki iyi-kötü çeviri muhabbetinden yola çıkarak yazdığım bir yazım: Kendimi Hiçliğe Bırakıyorum: Haiku

  12. bende bununla çok karşılaştım.Mesela Banliyo 13 filmini pek çoğunuz izlemişsinizdir.Aranızda elbette cd den alt yazılı izleyenlerde vardır bende bu filmi hem alt yazılı hemde dublajlı olarak izledim.Alt yazılı ve dublajlının arasında dağlar kadar fark var.Benim cd den izlediğimin dublajı iyi sayılabilirdi aslında ama bir kaç hafta önce bu filmi televizyonda verdi ve dublajı bence kesinlikle berbattı.Filmdeki karakterlerin adıyla bile oynamışlar örnek olarak Damien ismindeki oyuncuyu Damian diye okuyorlar yani bunun Türkçe karşılığı ise Ahmet adlı birine Ahmat demek gibi bir şey.Yani bence sonuç olarak ülkemizde ki filmlerin ilk olarak dublajı daha sonra ise isimleri ile değişiklikler yapmayı bırakmaları gerekiyor bence.Bu isim değişikliği ile ilgili olarak geçenlerde bir film izledim filmin adı “500 days of Summer” (Summer ile 500 gün) ama çok basit bir örnek olarak bu filme “aşkın 500 günü” adını vermişler.

  13. Next filminde ajan feris, bilardo masasında kris cansına; hiç bir iyilik cezasız kalmaz diyor. Sanıyorum, hiç bir iyilik karşılıksız kalmaz demek istemiştir.
    Nükleer bombanın yerleştirileceği yeri öğrenmek için; aceba bana nereye yerleştirileceğini söylemeni istiyorum şeklinde devrik bir cümle kuruyor.

CEVAPLA