BİZİ TAKİP ET...

Sitede ara...

Aklımızı, ruhumuzu, kalbimiz sarsan/titreten ve ruhumuzu heyecanlandıran çok az metinle karşılaşıyoruz artık. “Sizlere bir kitap okudum hayatım değişti” diyecek ruh halim yok! Ama bir kitap okudum ve aklım karıştı diyebilecek bir ruh halindeyim. Adı: Cinbaz.** Yazarı: Ege Görgün.

Cinbaz

Ege Görgün’ün Cinbaz’ı üstüne: Edebiyat hayatı eşsiz kılar*

Aklımızı, ruhumuzu, kalbimiz sarsan/titreten ve ruhumuzu heyecanlandıran çok az metinle karşılaşıyoruz artık. “Sizlere bir kitap okudum hayatım değişti” diyecek ruh halim yok! Ama bir kitap okudum ve aklım karıştı diyebilecek bir ruh halindeyim. Adı: Cinbaz.** Yazarı: Ege Görgün.

kotuluk2

Genç Adam: Bunca ölüm. Seni rahatsız etmiyor mu?
Tecrübeli Adam: İnsanoğlunun gerçek doğasını anladığında rahatsız olmuyorsun.
Genç Adam: Neymiş insanın gerçek doğası?
Genç Adam: Kötülük!
Cinbaz, sy.130

Wim Wenders’in, Berlin Üzerindeki Gökyüzü filmindeki, Damien ve Marion’un yer altında Nick Cave konserinde yıllar sonra karşılaşıp birinin, diğerine söylediği şu cümle biter: “Belki de hastalık zamanın kendisidir.” Modern hayatın kurguları gündelik hayatta özne ol(a)mayan bireyin gündelik hayatını daha da karmaşık bir hale getirmiştir durumda. Benjamin buna ‘kadersizlik paydası’ adını verdiği andan itibaren yeryüzünde değişen bir algı yok! Neden yok? İnsanlık tarihi halen o tarihin öznesi olamadığından bir tür kakofoni yaşıyor.

Ertekin-Akpınar Ertekin Akpınar

Aklımızı, ruhumuzu, kalbimiz sarsan/titreten ve ruhumuzu heyecanlandıran çok az metinle karşılaşıyoruz artık. “Sizlere bir kitap okudum hayatım değişti” diyecek ruh halim yok! Ama bir kitap okudum ve aklım karıştı diyebilecek bir ruh halindeyim. Adı: Cinbaz.** Yazarı: Ege Görgün.

cinbaz2Peşinen söyleyeyim; Ege’yi tanırım. Sohbetlerinin tadı doyumsuzdur. Sinema konusunda konuşmak zihin açıcıdır. Çizgiroman konusuna hakim olan biri değilim ama o konu da yazdıklarını her zaman keyif olarak okumuşumdur. Ama bu güne kadar bir tek öyküsünü okumamıştım. Ta ki Cinbaz kitabını bana imzalayıp gönderene kadar. Bir çırpıda okudum. Bir daha dönüp okudum. Neden iki defa okuyup, üçüncü defa okumaya başladığımı biraz anlatmak isterim.

Bu yazının ekseni tamamen kitapla konuşma/konuşabilme isteğimden kaynaklanıyor. Asla kitabı anlatmak, tanıtmak ilişkisi taşımıyor. Neden tanımıyor? Şundan; Cinbaz’ın anlatır/aktarmaya çalışır veya dünyasını tanımlamaya girişirseniz bir o kadar kitabın içerisindeki tuzaklara düşersiniz. Kitaptaki öyküler boyunca satır aralarındaki gidiş/gelişleri bir trapezci edasıyla görmezseniz yazar sizi açtığı derin bir kuyunun içerisine yuvarlayabilir! Çünkü bütün bir kitap boyunca dikkatli bir okurun asla ıskalayamayacağı bir kurgu düzeni var. Her öykü de kurgu finale doğru gittikçe okuyucusunu boşluğa bırakacağı tuzaklarla kurulu bir kapana doğru yürüyor.

Peşinen şunu söylemek isterim: Benim bu noktada yazdıklarımın sadece kitaba küçük bir giriş hatta bir dipnot niteliğinde görülmesi gerektiğini de şimdiden söylemeliyim. Devam edeyim; Cinbaz’ı okuduğunuz zaman göreceksiniz ki, kitap kolay anlatılacak/özetlenecek veya üzerine bir şeyler söylenecek bir metin değil. Bu cümle size çok iddialı gelebilir ama bir adım daha atıp şunu söyleyeyim: Cinbaz’ın kendisi iddialı olmasının bile çok ötesinde ÖZEL BİR ÖYKÜ KİTABIDIR. Nokta.

İYİLERİN ISKALANMIŞ HAYATLARI

Cinbaz kitabını okurken beni en çok sarsan şey şu oldu: Dünyayı hüzünlü ve hayatı duygulu bir biçimde kavrama isteği. Ya da insanlığın öz’üne temas etmiş olması. Bu çok nadir bulunuyor. Ben buna sanatçının etik ve estetik tavrı diyorum.

Ege Görgün, Cinbaz kitabında aslında okuyucusuna şunu söylüyor: Size hiçbir şey vaat etmiyorum ama bir çırpıda her şeyden vazgeçebilirsiniz. İşte tam da burada Görgün’ün yalın edebi dil’i on bir öykü boyunca yazının başında Benjamin’den söz ettiğim “kadersizlik payda”sında birleşiyorlar. Öykülerdeki o kadersizlik paydasının vurgusuysa iyilerin ıskalanmış hayatlarında gizli kalıyor.

Şuraya gelmek istiyorum; Yazar, kitabında bulunan bütün öykülerin kahramanlarının hareket alanlarını/anlarını bir satranç oyunundaki hamleler gibi kullanıyor. Öyle iyi hamleler görüyorsunuz ki bu duygu okuruna zeki bir kurgunun varlığını ve akıcılığını hissettiriyor. Kısacası Cinbaz, sıkıntısını, arayışlarını, rengini, ruhunu oldukça çarpıcı bir dil ile anlatan bir kitap.

Bir de Cinbaz: Sinemanın ta kendisine yaptığı göndermeler var ki tek kelimeyle ruhumu mest etti. Onun için şimdi üçüncü defa okuyorum. Evet, “belki de hastalık zamanın kendisidir.”

* Yazının başlığı, Ege Görgün’ün kurucusu olduğu www.tersninja.com un sloganı olan: “Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı eşsiz kalır” sloganından üretilmiştir.
** Cinbaz, Ege Görgün, Marjinal Kitap, Ocak 2013, 167 sy.
Bu yazı Passage dergisinden alıntılanmıştır.

Bunları da beğenebilirsiniz...

Liste

80'ler dendiğinde akla ilk gelen şey o dönemin şarkıları olsa gerek. O dönemin bir başka alameti farikası da tüm yurdu saran Betamax, sonrasında da...

Bana Onun Portre-sini Getirin

Tarık Akan’ın, Ediz Hun’un, Hülya Koçyiğit’in, Necla Nazır’ın, Oya Aydoğan’ın, Selda Alkor’un, Tamer Yiğit’in, Süleyman Turan’ın, Gülşen Bubikoğlu’nun, Ajda Pekkan’nın… Bu isimler ilk kez...

Liste

Sırf o güzel şarkıları bir kez daha anmak adına yaptığımız Tüm Zamanların En İyi 15 Türkçe Rock Şarkısı araştırmasının bir parçası oldular.

Misafir-le Görüşme

Kompleksleriyle barışık, onlarla yaşamayı öğrenen Yaşar Alptekin, 19 yaşında yenmiş dudak kompleksini. Adana’da bir defilede kadını biri “Ne güzel dudakları var, aşka davet ediyor,”...

Copyright © 2008 - 2026 Ters Ninja

  • Bizi takip et