Yeni yüz, yeni heyecan, eski hikaye: Man of Steel

man-of-steel2

Jerry Siegel ve Joe Shuster tarafından yaratılan ve çizgi roman tarihine ilk önemli süper kahraman olarak geçen Superman’in beyazperdedeki son yolculuğu başladı. “Bizi kurtaracak olan kendi kollarımızdır” şiarının dalga dalga yayıldığı bir dönemde gündeme gelen filmin izleyiciden göreceği ilgiyi merakla beklerken, Çelik Adam’ın popüler kültürde bıraktığı izleri masaya yatırmaya çalışacağız.

tuncer2 Tuncer Çetinkaya

Öyküyü bilirsiniz; Jor-El, gezegeni Kripton’un infilak etmesine saatler kala, babası tarafından Dünya’ya gönderilir ve zaman içinde -başta Metropolis olmak superman-comicsüzere- tüm dünyanın sevgilisi haline gelir. Karakterin yaratım sürecini yakından incelediğimizde ise karşımıza başka bir tablo çıkar: Özellikle Soğuk Savaş yıllarında komünizm paranoyasını körüklemek adına bolca karşılaşacağımız “düşman uzaylı” bakışından o da etkilenmiş ve dünyayı istila etmek üzere gezegenimize gelen kötü bir karakter olması planlanmıştır. Ne var ki bu haliyle satması mümkün görünmeyen Superman, beş yıla yayılan bir hazırlık sürecinin ardından bildik özelliklerine kavuşur. Bu, kahramanımızı dünya dışından gelen ilk dost varlıklardan biri yapmaktadır aynı zamanda.

Büyük Bunalım ile 2. Dünya Savaşı arasındaki dönemde gündeme gelen Çelik Adam; ABD bayrağından ödünç alınan kostümü, zekâsı, hızı ve dayanıklılığıyla kötülere meydan okurken, konjonktürün de etkisiyle hızla yükselecektir, ama…

Şu ünlü kriptonit taşı sayılmazsa zayıf noktası olmayan Superman’ın başlangıçta hiçbir derdi yoktur. Smallville’de şekillenen yolculuk, Clark Kent sayesinde mizahi bir boyutu da içine alırken, “üstün adam”, kutsal Amerikan ideolojisinin değirmenine bolca su taşır durur.

kryptonite_superman

Tehlike çanları, ilk olarak benzer bir bakıştan hareketle yaratılmış diğer süper kahramanların gelişiyle başlar. Kaptan Amerika’nın rol çalma sevdasını bir kenara bıraksak da, Batman’in silueti Gotham’da belirmeye başlamıştır. Asıl öldürücü darbe ise, yaşamında hataya yer olmayan Çelik Adam’ın antitezi olarak kurgulanmış Örümcek Adam’ın gelişiyle başlar. Takvimler 60’ları göstermektedir artık; devir, ülkenin yüksek menfaatleri adına savaşan süper adamların değil, antikahramanlarındır. Yaşamın anlamını sorgulayan, üzerinde sıradan insanın zaaflarını barındıran yeni maskelilerle başlayan bu süreç, Superman’i adım adım malum sona yaklaştıracaktır.

supermenSuperman’in beyazperde macerası, muhafazakâr kovboy Ronald Reagan’ın ufukta belirmesine yakın, sinemada yaşanan büyük kırılmaların ortasında başlar. 60’ların özgürlükçü söyleminin etkileri kırılmaya başlamış, sığ (sağ) bir yorum Hollywood’a damgasını vurmaya yüz tutmuştur. Öfkelerini sisteme yönelten asilerin gözden kayboluşunun ardından, Amerikan Rüyası’nı mümkün kılan yeni kuşağın ve Vietnam başta olmak üzere resmî söylemin peşine takılan üstün adamların sözcüsü olur Superman. Ama bir farkla: Richard Donner’ın yorumu, teknolojik gelişmelerin de yansımasıyla gayet görkemli olmuş, Çelik Adam, aslına uygun bir bakışla yansımıştır sinemaya.

Mario Puzo’nun öyküsünün yanı sıra, Christopher Reeve’in performansıyla akılda kalan ilk Superman’i, Richard Lester’ın devam filmi takip eder. (Bu filmin, Donner tarafından gerçekleştirilen DVD kurgusunun çok daha başarılı olduğunu hatırlatalım.)

superman-singer

Sinema tarihinde en şaşırtıcı devam filmleri arasında Lester’ın üçüncü ve Sidney J. Furie’nin dördüncü Superman filmlerinin bulunduğunu belirtmek sanırız yanlış olmaz. Bu filmlerde mizahın dozu kaçmış, soğuk kahramanın üzerine bol gelen bir elbise geçirilmiştir. Hayli kitsch ve Yeşilçam işi Süpermenler’le rekabet halinde olan bu filmler dönüşün yollarına tuğla örerken, yeni bir Superman filmi için neredeyse 20 yıl beklenmesi gerekecektir: Bu süre, facianın unutulmasını anca mümkün kılmıştır! 2006 yapımı Bryan Singer imzalı filmin, ilk iki Superman filmine saygı duruşu anlamını taşımakla birlikte, içerdiği dinsel bakış şaşırtıcıdır.

man-of-steel

Bu ara dönem denemesinin ardından gündeme gelen yeni yapımın yaratıcıları arasında Batman’e -özellikle Joel Schumacher depreminin ardından- itibarını iade eden Christopher Nolan bulunmakta. “Mitolojinin köklerine yolculuk anlamına gelen ve Zack Snyder tarafından yönetilen Man of Steel, etkileyici oyuncu kadrosuyla ilk “dost uzaylı”nın sinemadaki kötü kaderini değiştirebilecek mi?” sorusuna gelecek olursak; Singer ara döneminden sonra çıtayı aşan bir film olarak nitelendirebileceğimiz yapımın, ana karakterdeki noksanlıkları aksiyonla “gürültüye getirmeye çalıştığını” söyleyebiliriz. Katıksız iyinin yaşadığı çelişkilerin köklerine inmenin Batman kadar kolay olamaması gerçeği dışında, mutlak kötünün açılımı konusunda da vasat bir görüntü çıkaran filmin, teknik yaklaşımıyla yeni bir doruğa işaret ettiğini söyleyebiliriz.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin