UA-11496977-1

Bir Film Hakkında

O film hakkında yazdılar

Aslında bu yazıyı Oscar ödüllerinin dağıtılmasından birkaç hafta önce yazmıştım lâkin nasılsa Roma en iyi filmi alacak, en azından Green Book’a karşı oluşan nefret dalgası...

Usta oyunculuğu ile pek çok kişinin gönlünde taht kuran Uğur Yücel 2004 yılında Yazı Tura’yı çektiğinde ister istemez hepimiz çok heyecanlanmıştık. Tam Türkiye sinemasına yeni bir soluk mu geliyor derken Hayatımın Kadınısın ve Ejder Kapanı filmleri biraz hayal kırıklığı yaratsa da sinemaseverler Uğur Yücel’e kredi vermeye devam etti. Ta ki geçtiğimiz yıl İstanbul Film Festivali’nde gösterilen Soğuk filmine kadar. Soğuk her yönüyle talihsiz, özellikle de kadına bakışı açısından çarpık bir filmdi.

Geçtiğimiz günlerde yapılan 19. Altın Koza Film Festivali benim ve birçok sinemaseverin açısından hüsranla son buldu. Ne yazık ki, jüri adalet dağıtmak yerine, mavi boncuk dağıtmayı daha anlamlı buldu. Oysa festivalin bence uzak ara tek galibi vardı: Lal Gece. 2. Bodrum Türk Filmleri Günleri’nde Reis Çelik’le buluştuk ve 19. Altın Koza’nın sonuçlarından Hülya Avşar’ın jüri başkanlığı tartışmasına uzanan kısa bir sohbet gerçekleştirdik...

Serdar Akar filmografisinin aydınlık yüzüne baktığımızda onun küçük mekanlara sıkışmış hikayeleri beyazperdeye taşımak konusunda ne kadar iyi olduğunu görüyoruz. İşin sırrı ise elbette hikayesinin oluştuğu o minyatür coğrafyanın insanlarını, jargonunu, duygularını, ihtiraslarını iyi bilmesi ya da iyi gözlem yapıp öğrenmesi.

Hora (The Whore) Yönetmen: Reinert Kiil Senaryo: Reinert Kiil Yapım: Norveç, 2009, 89 dk. Oyuncular: Isabel Vibe, Jorgen Langhelle, Kenneth Falkenberg, Reinert Kiil, Gaute Naesheim

Bazı ülkeler vardır varlıklarından kimseyi haberdar edemezler. O ülkeleri tanımamız için bir vesilemiz yoktur. Özellikle Asya kıtasının içlerinde irili ufaklı bir çok ülke bizim için bir muammadır. Güneş oradan doğsa da bizim için ışıklar o taraftan parlamıyor. Laos da bunlardan biri. Güneydoğu Asya’da olan ülke, Tayland ve Vietnam’ın komşudur. Roket işte bu bilinmeyen küçük, yoksul Asya ülkesinde geçiyor.

film, tecrübeli ve ödüllü bir yönetmenin, Yusuf Kurçenli’nin imzasını taşıyor. Daha önce “Gramofon Avrat”, “Karartma Geceleri”, “Çözülmeler” ve “Gönderilmemiş Mektuplar” gibi filmleri yönetmişti Kurçenli.

Woody Allen’in Paris'te Gece Yarısı’ından (Midnight in Paris) bir önceki filmi olan Uzun Boylu Esmer Adam (You’ll Meet A Tall Dark Stranger) 'ülkemizde vizyona girmeyen filmler' kervanına katıldı ne yazık ki. Maç Sayısı (Match Point), Scoop ve Cassandra’nın Rüyası‘ndan (Cassandra’s Dream) sonra dördüncü kez Londra durağına uğrayan Allen, yine kendinden beklendiği gibi modern insanın mutsuzluğunu anlatmaya soyunmuş.

Her şeyden önce, Türkiye’de sinema yazınıyla uğraşanlar olarak bir özeleştiri yapmamız lazım: Yeşilçam, özellikle de popüler ve fantastik alt kolları hakkında yeterince düşünmedik, o dönemde ortaya konan eserleri küçümsedik, o eserleri yazanları, çekenleri ve o eserlerde oynayanları değersiz gördük ve belki de en kötüsü uzun yıllar bu sığ görüde ısrar ettik.

Konuğumuz köşe yazarı Mehveş Evin. Evin bir gazeteci olarak kendisini en çok etkileyen filmin 2005 yapımı İyi Geceler ve İyi Şanslar (Good Night and Good Luck) olduğunu söylüyor.

22 Mart 2016’da YouTube’da yayınlanıp şu ana kadar 6 milyondan fazla görüntülenen Code 8 adlı 10 dakikalık kısa filmin 2019 yapımı uzun metraj versiyonu...
CLOSE
CLOSE