Bir Film Hakkında

O film hakkında yazdılar

Coen Biraderlerin filmografisini 17 takımlı bir lig olarak düşünürsek 30. haftada karşımıza şöyle bir tablo çıkacaktır: Barton Fink şampiyonluğunu ilan etmiş, O Brother, Where Art Thou? ve The Big Lebowski Şampiyonlar Ligi’ni garantilemiş, son Şampiyonlar Ligi bileti ve Avrupa Kupası’na katılım için No Country for Old Men, Inside Llewyn Davis, Miller's Crossing ve Blood Simple amansız bir mücadeleye girişmiş; Fargo, Raising Arizona, A Serious Man ve The Man Who Wasn’t There yükselme veya düşme derdi olmadan vakit dolduruyor.

Aslında bu yazıyı Oscar ödüllerinin dağıtılmasından birkaç hafta önce yazmıştım lâkin nasılsa Roma en iyi filmi alacak, en azından Green Book’a karşı oluşan nefret dalgası...

29. İstanbul Film Festivali kapsamında, Akbank Galaları bölümünde gösterilen “Büyük Hata”(Chloe, 2009), Kanadalı Ermeni asıllı yönetmen Atom Egoyan imzasını taşıyor. Egoyan, 2002 yılında çektiği “Ararat” filmiyle ülkemizde bolca tartışılmış, filmi Ermeni Soykırımı tartışmalarının malzemesi olmuştu.

Bu tabloya, yüzde sekseni ve en iyi olarak seçileni ilk film olan bir festivalde, ayrıca En İyi İlk Film kategorisi eklenmesinin tuhaflığını ekleyerek, sözü Güzelliğin On Par’ Etmez'in yönetmenine bırakalım:

J.J. Abrahams’ın yönettiği Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru özellikle Benedict Cumberbatch’ın oyunculuğu ile parıldıyor ancak ilk filme oranla Uzay Yolu hayranlarını çok da mutlu etmeme ihtimali var.

Forest, Barbarella’yı yaratırken o dönemin seks idolü Brigitte Bardot’dan ilham almıştı. De Laurentiis ise tercihini o zamanki karısından, Jane Fonda’dan yana kullandı. Yönetmen koltuğuna da Roger Vadim oturdu.

Türkiye sinemasına, 100’lük film listelerinde her zaman yer bulacak bir film kazandırmış olsaydım ve bir zaman sonra Hollywood benden aynı filmi bir de Amerikan...

Damdaki Kemancı Fiddler on the Roof Yönetmen: Norman Jewison Senaryo: Sholom Aleichem(kitap), Joseph Stein(uyarlama) Oyuncular: Topol, Norma Crane, Leonard Frey, Molly Picon, Paul Michael Glaser Yapım: ABD, 1971, 181 dk.

Tarantino’nun dediği gibi Amerikan sinemasının en iyi filmi mi tartışılır! Misal, yazarınıza göre özgür adam imgeleminde Tarantino’nun Django’su Vanishing Point’ten daha aladır. Lakin sinema...

Hayatın kendisi devasa bir mezarlıktan ibaret ve biz de onun içinde yaşayan ölülersek, var mıdır bu virüsün bir “anti”si? Bu mezarlıktan kaçmak ya da o mezarlığı bir yaşam alanına çevirmek mümkün müdür?

Serdar Akar filmografisinin aydınlık yüzüne baktığımızda onun küçük mekanlara sıkışmış hikayeleri beyazperdeye taşımak konusunda ne kadar iyi olduğunu görüyoruz. İşin sırrı ise elbette hikayesinin oluştuğu o minyatür coğrafyanın insanlarını, jargonunu, duygularını, ihtiraslarını iyi bilmesi ya da iyi gözlem yapıp öğrenmesi.
Ad