UA-11496977-1

Bir Film Hakkında

O film hakkında yazdılar

Pandorum Yönetmen: Christian Alvart Senaryo: Travis Milloy Yapım: ABD, Almanya, 2009, 108 dk. Oyuncular: Dennis Quaid, Ben Foster, Cam Gigandet, Antje Traue

Herkesin unutamadığı ya da son sözünü söyleyemediği bir sevgilisi olmuştur. Deniz Seviyesi bunun üzerine kurulmuş bir hikaye...

Christian Petzold'un son filmi Phoenix'i, adının içerdiği gönderme sebebiyle bir küllerinden doğma hikâyesi olarak okunmak çok doğal. Evet, Phoenix bir küllerinden doğma hikâyesi gerçekten de ama asıl odak noktasından bahsederken şu soruyu akla getirmek gerekiyor; "Bu yeniden doğum sonucu ortaya çıkan birey, nasıl yeniden doğdu; Küllerine baka baka mı, yeni dünyanın ateşine atıla atıla mı?"

2007 tarihli Stellet Licht (Sessiz Işık) Meksikalı yönetmen Carlos Reygadas'ın 3. uzun metrajlı filmi. Film, Meksika kırsalında yaşayan "mennonite" adı verilen, kökleri 15. yüzyıl Almanya'sına kadar giden protestan bir dini azınlığı mercek altına alıyor.

Yine yönetmenine göre “vaktinden önce çekilen” ve vakitsiz öten horoz misali sessizliğe sürüklenen filmdeki Tatum karakterinin, Amy Dunne ya da Louis Bloom’a ilham verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Halkaya; bu alanda bir başka doruğu temsil eden Barry Levinson’ın Wag the Dog’unun işbitirici medya uzmanlarını ve Yeni Türkiye’nin “dönüşlerini” gözyaşartıcı bir hızla gerçekleştiren kalemşörlerini, açık oturumların bilirkişilerini de ekleyebilirsiniz tabii…

Metehan Şereflioğlu 6. kısa metrajlı filmi Her Şey Yolunda’yı bir pazar akşamı, bir grup sinemasevere BKM Mutfak’ta “Artık uzun metraj çekmek istiyorum” diyerek gösterdi ve önceki...

Yönetmenin özgün çizimlerine dayanan karakterlerin damgasını vurduğu; Winona Ryder, Martin Short, Catherine O’Hara ve Martin Landau’lu seslendirme kadrosuyla Frankenweenie, ana karakterin bir çocuk olduğu siyah-beyaz ve üç boyutlu stop motion bir filmde ölüm temasına eğilmesiyle dikkat çekiyor.

Başlangıç’ı festivaldi, tatildi derken oldukça geç izledim. Umarım siz de izlemişsinizdir artık. Çünkü filmin sırlarını saklamaya çalışmayacağım. Bu saatten sonra gerekli değil gibi görünüyor. Bir de filmi izlemediyseniz zaten bu yazıyı okumasanız da olur.

Faust, Aleksandr Sokurov’un 'Gücün Doğası' adlı serisinin -serinin diğer filmleri: Moloch, Boğa (Telets) ve Güneş (Solntse)- son halkası. Sokurov, Venedik Film Festivali’nden Altın Aslan’la dönen filmde, adından anlaşılacağı üzere ünlü Alman yazar Goethe’nin Faust’unun modern bir yorumunu sunuyor. 19. yüzyılda geçen film, bilginin ve gücün peşindeki Dr. Faust’un, ruhunu şeytana satışı üzerinden, insan doğasının ‘dizginlenemeyen açlık’ını mercek altına almış.

Hepimiz liberalizm, milliyetçilik, sosyalizm, İslamcılık vb. büyük anlatıların ve iddiaların öyle veya böyle gölgesinde yaşıyor, insanlık tarihine bilinçli-bilinçsiz müdahil oluyoruz. Bu fikirsel fay hatlarına...

Belki Haneke'nin son filminin ismi Fedakârlık ve bu filmin ismi Aşk olmalıydı. Hatta Istvan Szabo'nun (söz konusu iki filmin yanına yakışmasa da) Kapı'sına Sadakat ismi verilerek birbirine görünmez iplerle bağlı bir üçleme ortaya çıktığı bile düşünülebilir.
CLOSE
CLOSE