Kimse kayıp olduğunu bilmiyorsa, seni nasıl bulabilirler ki!

 Kurt Kapanı Wolf CreekDVDsever Ninja

Turizm Bakanlıkları’nı çileden çıkaran korku filmleri vardır. Tabiri caizse “tatilin katile dönüştüğü” filmlerdir bunlar. Kurt Kapanı da onlardan biri. Diğer özelliği ise bize, türü ne olursa olsun iyi bir filmin söyleyecek birkaç sözü olduğunu göstermesi…

Kurt Kapanı
Wolf Creek
Yönetmen: Greg McLein
Oyuncular: Cassandra Macgrath, John Jarret

Avustralya’nın ıssız kesimlerinde “turistik” gezerken yolları bir caniyle kesişen ikisi kız üç şehir insanının dehşetengiz hikayesini anlatıyor film. Konu hakkında bundan fazlasını bilmeniz filmden alacağınız keyfi kaçırmaktan başka bir işe yaramaz. Çünkü film öyle çok klasik bir janr matematiğine sahip değil. Nerede korkacağınızın, nerede gerileceğinizin, nerede rahatlayacağınızın peşinen size söylendiği ya da anlaşıldığı değil; ne kadar az şey bilirseniz, hakkınızda o kadar hayırlısı olacak türden bir film Kurt Kapanı.

Kurt Kapanı Wolf Creek
Aynı zamanda senaryoya da imza atan yönetmen McLean bu ilk filminin hikayesini gerçek vakalardan derlediği parçaları birleştirerek oluşturmuş. İnternette sörf yapıp, çektiği film hakkındaki değerlendirmeleri okurken McLean için üzüldüm. Sinema severlerin ve eleştirmenlerin çoğunluğu nefret etmişler filminden. Demediklerini bırakmamışlar aşağılamak için. Ben ise elinde kalem artı kamera, cebinde üç kuruş parayla çekilen bu filmi o kadar başarısız bulmadım.

Filmi sevmeyen sinema severlere diyeceğim yok, onların başına geleni tahmin edebiliyorum. 13. Cuma, Cadılar Bayramı ya da Texas Chainsaw Massacre gibi bir korku filmi, bir ‘slasher’ gibi pazarlandığı için Kurt Kapanı’na belli beklentilerle gitmişler. Ama gerek tempo gerekse hikaye gidişatı anlamında standart bir tür filminin özelliklerini taşımayan Kurt Kapanı onları doğal olarak hayal kırıklığına uğratmış. Siz de aynı hataya düşmeyin sakın. Wolf Creek’e bir korku filmi seyretmek için değil, hayatımızın içinde benzerlerini gördüğümüz korkunç bir olayın öyküsünü dinlemek için izleyin. Ve filmin düşük zeka düzeyindeki slasher’lar gibi size servis yapmasını beklemeden öykünün içindeki dehşeti kendiniz keşfedin. Bir tarihte Beylikdüzü’nde tecavüz edilip, bıçaklanıp, boğulup, yakılan 13 yaşındaki Nigar’ın ya da asansörde kimliği belirsiz kişiler tarafından dövülüp komaya sokulan Yeşim’in ve gazetelerin üçüncü sayfa sütunları arasına sıkışıp kalan talihsiz kurbanların trajik hikayelerinin bir yansıması bu film.

Hikayenin doğası gereği kimi korku filmi klişeleri ister istemez çıkıyor karşınıza filmde. Ama bu klişeler sahte değil, gerçek hayatta her zaman karşınıza çıkabilecek türden klişeler. Bu yüzden yönetmenin Kurt Kapanı’nda kurduğu sert gerçekçi atmosferi de bozmuyorlar. Bu gerçekçilik, filmde sayısı fazla olmayan gerilimli ve korkunç sahnelerin şiddetini ikiye üçe katlayıp canınıza okuyor. Ama filmin başlarında sıkılmanıza, “niye yönetmen bunları gösteriyor şimdi demenize” yol açan da aynı gerçekçilik. Tavsiyem bu bölümlerde sabırlı olmanız, filme emek vermeden filmden bir şey almaya alışık bir sinema sever gibi davranmamanız. Daha da önemlisi sıkıcı gibi gözüken bu bölümlerde Avustralya coğrafyasının ürkütücülüğünü ve öldürücülüğünü algılamaya çalışmalısınız. Aslında evrenle, dünyayla hatta bir kıtayla karşılaştırıldığında ne kadar önemsiz ve küçük olduğunuzun farkına varmalısınız. Filmin ruhuyla bütünleşmeniz bu kavrayıştan geçiyor çünkü.
Kurt Kapanı Wolf Creek
Yok, Avustralya’nın uçsuz bucaksız coğrafyası ya da minicik bir göktaşının yol açtığı kanyon gereken etkiyi göstermediyse üstünüzde, meraklanmayın, birazdan sahne alacak canimiz bu konuda size daha direkt mesajlar verecek. Dolayısıyla o mesajı almamanız mümkün değil. Ama şunu da aklınızdan çıkarmayın lütfen, caniden aldığınızı sandığınız bu mesaj aslında biraz önce görmezden geldiğiniz vahşi Avustralya’nın kendisinden geliyor. Cani, insanı hiçe indiren bu ölümcül kıtanın (belki de hep birlikte içine ettiğimiz o güzelim doğanın çirkin yüzünün) bir sembolü sadece.

Hepsini bırakın, filmdeki bar sahnesindeki ve sonrasındaki birkaç dakikalık psikolojik gerilim bile iyi bir yönetmenin takipçileri için arkasında bıraktığı bir kumaş parçası – tabi görebilenler için.

Tatil değil bunlar, katil!

The ruins

Lanetli Topraklar / The Ruins
Yön: Carter Smith
Tatillerini Meksika’da geçiren gençler arkeolojik kalıntıları ararken tarih öncesi bir kabus buluyorlar.

Açık Deniz / Open Water
Yön: Chris Kentis
Karayipler’de hayallerinin tatilini yapan çift, “scuba diving” sonrası okyanusun ortasında unutulunca… gerisini söylemeye dilim varmıyor.

The Hostel
Hostel
Yön: Eli Roth

Sırt çantalarıyla Avrupa turuna çıkan genç Amerikalılar o her yere rahatlıkla girmelerini sağlayan pasaportları ve özgüvenleriyle methini duydukları Slovakya’daki kaplıcalı pansiyona giderler. Mamafih bu pansiyonun animasyon anlayışı biraz farklı ve kanlıdır. Üstelik katılım mecburidir.

Nehrin Dişleri / Rogue
Yön: Greg McLean

Amerikalı gezi yazarının yolu bu kez Avustralya’daki timsahlı bir nehre düşüyor. Ama o da ne? Timsahlardan biri biraz aşırı büyümüş, üstelik karnı da çok acıkmış!

Kanlı Mesai / Severance
Yön: Christopher Smith

Büyük bir silah firması başarılı satış elemanlarını Doğu Avrupa’ya hafta sonu tatiline gönderir. Ama ormandaki tesisin yerine başka bir yere giden “ayın talihsiz elemanları” bir kısım sadist savaş suçlusunun kurbanı olacaklardır.

Tepenin Gözleri / Hills Have Eyes

Tepenin Gözleri / Hills Have Eyes
Yön: Alexandre Aja

Mutlu Amerikan ailesi karavanlarıyla çıktıkları kıta turunu tamamlamak üzeredirler. Ama Arizona Çölü civarlarında yamyam mutantlardan ölümcül bir komut alırlar: Kıta dur!

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin