Üç defin: The Three Burials of Melquiades Estradakaranlık ninja

Bir yalnızlıklar tragedyası ve ahir zaman western’i olan Üç Defin, iki kovboyun derin ama maço dostluğunu sergileyerek sanki biraz da Brokeback Dağı’na nazire yapıyor ve “gerçek kovboylar yoğurdu böyle yer” diyor. (19 Ağustos 2006)

Aktör Tommy Lee Jones, Guillermo Arriaga’dan bir senaryo yazmasını ister; Texas ve Kuzey Chihuahua arasındaki bölgede geçsin ve başrol benim için biçilmiş kaftan olsun. Arriaga öyle sıradan bir senarist değil, Paramparça Aşklar ve Köpekler ile 21 Gram gibi iki olağanüstü film onun kaleminden çıkmıştı. O civarda bir çiftlikte yaşayan Jones bu filmi yöreye bir vefa borcu olarak görüyormuş. Öykünün merkezini oluşturan trajedinin etrafındaki karakterlerin üstüne inşa edilen Üç Defin bu şekilde ortaya çıkmış.

Meksikalı kaçak bir göçmen olan Melquiades’in cesedi Teksas topraklarında Meksika sınırına yakın bir noktada bulunur. Vurulmuştur. Bezgin kanun adamları bu olayı araştırmak konusunda hayli isteksizken, Melquiades’in dostu Pete işin peşini bırakmaz. Katilin bir sınır devriyesi olduğunu öğrendiğinde harekete geçer ve onu kaçırır. Melquiades’i mezarından çıkarırlar ve cesetle birlikte at sırtında Meksika’ya geçerler. Söz verdiği gibi dostunu köyüne, ailesine geri götürecektir. Üç Defin’i ahir zaman westerni olarak da değerlendirebiliriz. O zaman konusu ve “old school” baş karakteri itibarıyla bize biraz Eastwood’un Affedilmeyen’ini hatırlattığını söyleyebiliriz. O film de kovboyların “dostluk” düsturuyla ilgiliydi. Teksaslı Tommy Lee Jones gerçekten kovboyların maço imajını sarsan Brokeback Dağı’na bir misilleme yapma niyetinde miydi, emin değilim. Ama iki kovboyun maço hatlı dostluğunu filme taşıyarak bunu ister istemez yapmış oluyor.

brokeback dağı ve üç defin

Arriaga’nın metni şu ana kadar seyrettiklerimiz içinde en zayıfı. Yine içi tıka basa dolu karakterler yaratmış olsa da, hikayesini etkileyici diyaloglar ve filmin tepe noktalarını oluşturan insani anlarla bezese de ve Jones bu natüralist metinden kusursuza yakın bir film çıkarmış olsa da, bu böyle. Üç Defin, Paramparça’nın enerjisine ve hipnotik etkisine, 21 Gram’ınsa derinliğine ve oyunculuk karizmasına (Tommy Lee Jones hariç!) ve her iki filmin de sürükleyiciliğine sahip değil. Ama elimizde karşılaştırma yapabileceğimiz bu iki mükemmel film olmasa, övgülere boğacağımız bir film. Klişelere yer vermemesiyle, seyirciyi tavlamak için geliştirilen genel sinema temayüllerine prim vermemesiyle, hayatın fotoğrafını net, rötuşsuz ve yanlışsız çekmesiyle, kimi unutulmaz sahneleriyle… En önemlisi de keskin melankolisiyle. Melankolinin kaynağı ise tüm filme işleyen yalnızlık duygusu. Bu duygu sanki görünmez bir mengene misali hikayenin tüm bireylerini eziyor. Filmdeki coğrafya ve mekan kullanımları hep bu yalnızlık duygusuna vurgu yapmayı, bu haleti ruhiyeyi besleyip seyirciye bulaştırmayı amaçlıyor. Natüralist yaklaşımın bir diğer göstergesi en gösterilmeyi hak etmeyen ayrıntıların filme taşınması. (Cesedin devamlı göz önünde olması gibi.) Durağanlık, doğal gidişatı sekteye uğratacak dramatik gelişmelerin olmaması, olayların düz bir zaman çizgisi doğrultusunda değil de gelişigüzel sıralanması genel seyircinin gözünü korkutacak diğer özellikler. Üç Defin, gizemli hatta ketum bir film. Karakterlerinin sırlarını vermekte hayli isteksiz. Bu ketumluk bu kadar soru işareti bıraktığı için geride belki de bir  yetersizlik olarak görülmeli.

Üç Defin
The Three Burials of Melquiades Estrada
Yönetmen: Tommy Lee Jones
Oyuncular: Tommy Lee Jones, Barry Pepper, Julio Cedillo, Dwight Yoakam
Eleştiri notu: 5/3.5
Seyir notu: 5/3

1 YORUM

  1. zamanında izlemiş pek beğenmiştim bu -bence- mükemmel filmi.. hakkında yazdığım yazıdan bazı notları buraya ekleyeyim dedim izninizle:

    -sınırı yasadışı geçen meksikalıların sınır muhafızlarıyla olan kovalamacaları.. amerikalıların, elinden kaçırdıklarına, “ülkenin yeni çilek toplayıcılara ihtiyacı var” bahanesiyle/gerçeğiyle göz yumması..

    -küçük sınır köyünde, -bizim bildiğimiz- iki kişiyle kendini aldatmasını görmemezlikten gelen yaşlı lokantacının ‘kaşar’ karısının, şartlar elverdikçe radikalleşen küçük muhafazakar dünyası.. ve bu kadının aşkına inanan ‘kovboy’ pete’in acı gerçeği meksika’dan öğrenmesi..

    -genç sınır devriyesi mike’ın odunsal kabalığı nedeniyle kendini yalnız hisseden ve canı sıkılan, bu yüzden de bir “hayat kadını gibi” onu aldatan, dünyalar güzeli karısı..

    -karısıyla olan ‘masumane’ ilişkisini bilmeden, mike’ın, meksikalı estrada’yı hem de istemeden salakça öldürmesi.. ve bir kez aceleyle gömdüğü adamı, son kez hem de meksika’da gömmesi.. ve de iki defin arasında geçirdiği -olumlu olduğunu düşündüğüm- metazori metamorfoz..

    evet evet.. yeniden hatırladım şimdi, şahaneydi ya!.

    ben o zamanlar nedense atlamışım sanırım ama filme işleyen yalnızlık duygusuna sen pek güzel vurgu yapmışsın patron..
    hele o tek dileği, ölüp kurtulmak olan yaşlı kör adam, yalnızlığın en somut hali olsa gerek..

CEVAPLA