BİZİ TAKİP ET...

Sitede ara...

Öne Çıkanlar

Kul sıkışmayınca, melek yetişmezmiş! (Angel-A)

Angel-a

“En fazla 10 film çekeceğim,” diyen Luc Besson’un onuncu filmi Angel-A. Şahsen Besson olsam, böyle bir film ile jübilemi yapmak istemezdim. (Temmuz 2006)

Her fırsatta Besson’u överim. Fransız sinemasını “mainstream”e çektiği için ondan nefret edenlere inat… Arkasında Le Dernier Combat, Leon, Derinlik Sarhoşluğu, Metro, Beşinci Element ve Nikita gibi harika filmler bırakan bu yaratıcı yönetmen, bu eserlerinde ortaya koyduğu orijinal fikirlerle, oyunculardan randıman alma ve çocukluğundan beri süregelen çizgi roman müptelalığının ona miras bıraktığı serüven kurgusu/duygusunu filme sirayet ettirme gibi melekeleriyle benim gözümde Spielberg’e eşdeğer bir dehaya sahip olduğunu kanıtlamış bir ustadır.

Besson’un onuncu, lafının arkasında duran biriyse sonuncu filmi Angel-A, Andre’nin hikayesini anlatıyor. Dibe çökmüş ve “looser” tabiatına bakarak konuşursak, borçlu olduğu insanlar yüzünden pek de uzun sürmeyeceğe benzeyen hayatı boyunca da buradan kurtulma umudu olmayan bir Parisli. Yüzme bilmeyen Andre kendini Seine nehrinin kirlilik oranı yüksek sularına atmaya karar verdiğinde bu mecazi ifade (dibe çökme) gerçeklik kazanmak üzeredir. Ama gökten zembille indirilmiş gibi bir anda yanı başında biten kadın onun sorunlarını teker teker çözmeye başladığında Andre bir kez daha hayata sarılmayı başarır.

Besson’un siyah beyaz çektiği film ister istemez bizi önce “acaba nedamet mi getiriyor?” sorusuyla baş başa bırakıyor. Acaba popüler iş yapmak adına her türlü Fransız sinema alışkanlığını paspas eden bu adam olay yerini eski Fransız filmlerine selam çakarak mı terk ediyor? Ya da başladığı gibi bitirmek arzusuyla Le Dernier Combat’la başlayan çemberi mi kapatıyor.

Teknik ve görsel açıdan ele alındığında kusur bulamayacağınız, her yönetmen adayının hayalini kurduğu bir film Angel-A. Besson’dan da daha azını beklemek zaten mümkün değil. Ama giriş spotumuzda ipuçlarını gördüğünüz hayal kırıklığımın faili, filmin hikayesi. Besson’un kariyer çemberini tamamlamak için nasıl böylesi sıradan bir hikayeyi tercih ettiği tarafımca anlaşılamadı. Hikayenin ayrıntılarında ondan görmeye alıştığımız sıra dışılıkları, orijinal fikirleri buluruz diye film boyunca umutlandırdım kendimi. Ama yok. Nasıl başladıysa öyle bitti film. Estetik hünerle resimlenmiş Paris’i bir kez daha görmek, “yaratık” sınıfına giren Rie Rasmussen’i kesmek, dünyanın en sempatik aktörlerinden olan Debbouze’yi izlemek, pırıltısız ama iyi bir film seyretmek için seyredilebilir. Bencileyin Bessonseverler mutlaka gitsin derim, ama beklentilerini biraz törpüleyerek mümkünse…

Angel-A
Yönetmen: Luc Besson
Oyuncular: Jamel Debbouze, Rie Rasmussen, Gilbert Melki
Eleştiri notu: 5/3.5
Seyir notu:5/3.5

Bunları da beğenebilirsiniz...

Liste

80'ler dendiğinde akla ilk gelen şey o dönemin şarkıları olsa gerek. O dönemin bir başka alameti farikası da tüm yurdu saran Betamax, sonrasında da...

Bana Onun Portre-sini Getirin

Tarık Akan’ın, Ediz Hun’un, Hülya Koçyiğit’in, Necla Nazır’ın, Oya Aydoğan’ın, Selda Alkor’un, Tamer Yiğit’in, Süleyman Turan’ın, Gülşen Bubikoğlu’nun, Ajda Pekkan’nın… Bu isimler ilk kez...

Liste

Sırf o güzel şarkıları bir kez daha anmak adına yaptığımız Tüm Zamanların En İyi 15 Türkçe Rock Şarkısı araştırmasının bir parçası oldular.

Misafir-le Görüşme

Kompleksleriyle barışık, onlarla yaşamayı öğrenen Yaşar Alptekin, 19 yaşında yenmiş dudak kompleksini. Adana’da bir defilede kadını biri “Ne güzel dudakları var, aşka davet ediyor,”...

Copyright © 2008 - 2026 Ters Ninja

  • Bizi takip et