Marlon Brando, Buster Keaton, Little Caesar (Hakan Günday – Zargana)

Hakan Günday makas

Yeni başladık. Doğrudan sinemayla ilgili olmayan kitaplardaki sinemayla ilgili bölümleri alıntılayacağız. Hem sinemayı, hem de o kitabı yad etmiş olacağız. Sizlerin de desteklerinizle bu bölüm serpilecek, güzelleşecek, hayatımızı güzelleştirecek.


Akşam saatlerinin ilk dakikalarını yaşıyordu Berlin. Kararıyordu hava. Eve gitmeliydi. Önceki geceyi bir kız arkadaşının evinde geçirdiği ve bunu haber vermediği için annesinin polisi, itfaiyeyi ve kentin bütün hastanelerini aradığını tahmin edebiliyordu. Ama umursamıyordu. Geçen hafta Nollendorfplatz’daki sinemada seyrettiği Kanlı Hücum filmindeki Marlon Brando gibi yürüyordu çünkü. Bir karar verdi.. Bu gece eve gitmeyecekti.
Sayfa 16

hakan-gunday-zargana Zargana / Hakan Günday / Doğan

Bütün işsizler gibi onlar da bir sinemaya giriyorlar. Eski filmlerin gösterildiği, sadece iki küçük salonu olan yaşlı bir sinema. Yeni olan tek şey, girişinin para atılarak açılan bir kapı tarafından kapatılması. Victor cebinden çıkardığı buruşuk kağıtları gömüyor teker teker kapının yanındaki makineye. Demir parmaklıklı kapı açılıyor. Giriyorlar içeri. Bütün işsizler gibi onlar da merak etmiyorlar seyredecekleri filmin adını. Her gece son seanstan sonra gelip salonları temizleyen ve makinelerde biriken paraları toplayan adamdan başka kimse uğramıyor aslında bu yalnız sinemaya. Birinci salona giriyorlar. Verdikleri para iki filmi yasal olarak seyretmelerine yetmese de, herkes gibi onlar da birinciden sonra ikinci salona geçmelerinin doğru olacağını konuşuyorlar. Betty gözlerini fazla kısıyor. Sanki korkuyormuş gibi. Buster Keaton’ın aptal gösterilerinden biri. Gülüyor, öpüşüyor, konuşulanları dinliyorlar. Kendileriyle hiç ilgisi olmayan bir adamın hayal hayatını seyrediyorlar. “Son” yazıyor siyah ekranda. İkinci film Edward G. Robinson’ın Little Caesar’ı. Hollywood’un seyircisini kötü adama özendirdiği ilk film. Ağır dialoglar, kavgalar, patlayan kurusıkılar… Ve küçük Sezar da ölüyor bütün insanlar gibi. Yine “Son” yazıyor ekranda. Victor’un boğazında da var o kelimeden. Zargana elindeki bıçağı düşürüyor. Betty’e bakıyor. Karanlıkta aradığı uzun kirpikli çifti arıyor. Betty’nin gözleri küçük adamı tebrik ediyor. Victor’un yırtık boğazından akanlar koltuklara bulaşıyor. Bu gece ilk kez kan temizlenecek koltuklardan. Açılan bir köprü gibi boğazı ikiye ayrılmışken kimse yaşamadığı için, Victor da birkaç kısık çığlık attıktan sonra ölüyor. Gözleri “Son” yazısında.
Sayfa 151

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin