Ömer Lütfi Akad gitti, Vesikalı Yarim kaldı yadigâr… (ve daha pek çok film)

Film Arası Sinema Dergisi Türk Sineması’nın büyük ustası Ömer Lütfi Akad’a özel bir sayı hazırlayıp ustanın önemli yapıtlarından olan Vesikalı Yârim filminin neden çok sevildiğini yönetmen, eleştirmen ve yazarlara sormuştu. Sanki ustanın gideceğini hissetmişlerdi. Ben de derginin o sayısı için kendimce şöyle ifade etmiştim hissiyatımı ve fikriyatımı. O satırlarla veda edelim Ömer Lütfi Akad’a…

Klişelerden medet uman, ticari kaygılar sebebiyle melodramları hayatın daha içinden gerçekçi hikayelere tercih eden Yeşilçam’da, Ömer Lütfi Akad prestijli bir markaydı. Kariyerini bir adım öteye götürmek isteyen yıldızlar için bir basamaktı onun bir filminde oynamak. (Metin Erksan’ın misyonu da buydu .) Bu yıldızlardan biri de Türkan Şoray’dı mesela. Yaptığı işin “sanat” olduğuna, iyi bir oyuncu olduğu konusunda kendini ikna etmek için önüne koyduğu hedef buydu:
“Lütfi Akad’a ulaşmam lazımdı. Nasıl yaptım hatırlamıyorum, kendimi Lütfi Akad’a duyurdum. Sonra onunla film yapmaya başladım. O benim için sinema yaşamımda bir dönüm noktası oldu.”
(Türkan Şoray ile Yüzyüze – Feridun Andaç – Dharma)
Lütfi Akad filminde oynadıktan sonra özgüven geldi Şoray’a. Bu filmlerle aldığı ödüller değil, Akad’tan alınan onaydı bu özgüvenin kaynağı.
Akad’ın filmlerin ticari Yeşilçam filmlerine kıyaslamayı Vesikalı Yarim filmi üstünden yapalım. Pavyonda makyajlı, takılı, parfümlü dolaşan Sabiha, eve gittiklerinde en doğal haliyle çıkar Halil’in karşısına. Halil şaşırır. Akad’ın filmleri de böyle şaşırtırdı insanları işte. Hikayelerin, karakterlerin, diyalogların (görece) sahiciliğiydi bu etkiyi yaratan. Ancak bugünün bazı filmlerinde olduğu gibi “bir sanat filmi snobluğu” da yoktu onun filmlerinde. Seyirciye de ulaşıyor, eleştirmene söyleyecek söz bırakmıyordu. Şarkılı müzik kullanımında biraz ifrada kaçıldığını düşünsem de Vesikalı Yarim de bu dengeyi iyi kurmuş bir film işte. Ancak Vesikali Yarim’in bir Lütfi Akad filmi olduğunun alametifarikası finalidir. Ki o final, göz önündeki hikayenin arkasında bambaşka bir hikaye olduğunu ve biz inişli çıkışlı bir aşk hikayesi izlerken asıl dramın arka planda yaşandığını gösteririr bize. Gözümüzün yaşına bakmadan… Ayaklarımız istemeye istemeye yere basar yeniden. Tıpkı filmin iki ana karakteri Halil ve Sabiha’nın ayakları gibi…

Dergide büyük ustaya dair önemli yazılara yer verilmiş. Yönetmen Aydın Sayman’ın kaleme aldığı ‘Lütfi Akad’ın Kalemi Başka Kalemlere Benzemez!’ başlıklı yazı Usta’nın ifade gücüne vurgu yaparken, eleştirmen Burçak Evren ‘Ustasız Usta; Lütfi Akad’ isimli makalesi ile Akad’ın üslubuna dair geniş bir değerlendirme yapıyor. Dergide ayrıca yönetmen Murat Saraçoğlu, yazarlar Necip Tosun, Gülcan Tezcan, Erhan Işık, Suat Köçer, Gülşah Maraşlı da Lütfi Akad’ın sinemasına farklı pencerelerden yorumlar getiriyor.

Benim dışımda görüş bildirenler ise Ülkü Erakalın, Selma Köksal, Sadi Çilingir, Kerem Akça, Yıldız Ramazanoğlu ve Nihan Kaya olmuş. Bu isimlerin değerli görüşlerini ve kaleme alınan diğer makaleleri okumak için mutlaka bir Film Arası dergisi alınız.

Not: Kısa tuttuğum bu görüşümde Vesikalı Yârim’in senaristi Safa Önal’ın adını anmadığım için kendisinden bizzat özür diledim.
Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin