Rekin Teksoy yoğun bakımda…

Sinema yazınımızın öncü kalemlerinden, Modern Zamanlar Sinema Dergisi’nin yayın danışmanı ve aralarında Decameron ile İlahi Komedya‘nın da bulunduğu pek çok klasiğin usta çevirmeni Rekin Teksoy, Antalya’da “organ yetmezliği” teşhisiyle yoğun bakıma alındı.

  Tuncer Çetinkaya

1928 yılında İstanbul’da doğan yazarımız, Roma Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra; Yön, Sosyal Adalet, Ataç dergilerinde sinema yazılarına başladı. Ramazan Arkın‘ın sahibi olduğu ve o ana dek alanındaki en kapsamlı eser olan Sinema Ansiklopedisi‘nin yayın yönetmenliğini ve yazarlığını yaptı (1975). “Bugüne kadar Türkiye’de yazılmış ve yayınlanmış en kapsamlı sinema kitabı” olan Sinema Tarihi’nin de yazarı olan Teksoy, Sinematek Derneği yönetiminde görev alıp, bir ara ikinci başkanlık görevinde de bulunmuştu. On yılı aşkın bir süre boyunca TRT 2 televizyonunda sinema ve edebiyat programları yapan ve yirmi yıl boyunca İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Sinema dersleri veren Rekin Teksoy, Decameron ve İlahi Komedya çevirisiyle İtalya Cumhurbaşkanı Kültür Şövalyesi sanına da değer görülmüştü.

Teksoy, geçtiğimiz günlerde yayımlanan 26. Modern Zamanlar’da, Sinematek’i “sinemamıza şaşı bakmakla” suçlayan kimi yazarlara “Zihinsel Şaşılık” adlı yazıda yanıt vermiş, yine dergi için gerçekleştirdiği bir söyleşide sinema tarihçisi ve yazarı üzerine çok önemli tanımlamalarda bulunmuştu: “Şimdi şöyle bir anlayış gelişti son zamanlarda: “Tarihçi tarafsız olmalıdır!” Bu tanımlamaya katılmıyorum. Bir sinema tarihçisi nasıl tarafsız olabilir? Seçtiği filmler onun yönünü, dünya görüşünü vurgular. Nitekim bir başka sinema yazarı, bu kapsamdaki bir kitabı hazırlarken başka örneklerden yola çıkabilir. Dolayısıyla bizde ya da sinema yazınında eksik olan, yazarın dünyasının ve görüşlerinin vurgulanmaması. Biliyorsunuz, sinema tarihini Pasolini’nin Marilyn Monroe’nun intiharının ardından yazdığı ağıt – şiirle bitirdim; çünkü kapitalist sinema anlayışını teşhir eden bir şiirdir ve benim sinemaya ve dünyaya bakış açımı vurgulayacak niteliktedir. Biliyorsunuz, 1960’larda bir ütopya gördük hepimiz; ülkede ve dünyada büyük dönüşümler olacağına, bambaşka bir dünya kurulacağına inandık. Bütün mücadelemiz ve heyecanımız buna göre şekillendi. Yalnız sinemaya değil, hayata ve insanlığa dair bakışımın altında bu dönemin izi büyüktür. Bu inançlarım bugün de değişmedi. Emek-sermaye çelişkisi ortadan kalkmadığı sürece de değişmeyecek. İzlediğim filmlerden okuduğum kitaplara ve yaptığım çevirilere kadar, belirleyici olan dünya görüşümdür.”

Değerli yazarımıza acil şifalar diliyor ve en kısa zamanda sağlığına kavuşup o güzelim Türkçesiyle yeni yazılar kaleme almasını istiyoruz.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin