BİZİ TAKİP ET...

Sitede ara...

Basın Bülteni

Suç ve Ceza Film Festivali için Son 2 Gün!

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali yarın akşam düzenlenecek kapanış töreniyle sona erecek. Festival son iki gününde söyleşiler, akademik program, film gösterimleri ve gösterim sonrası film ekiplerinin katılımıyla gerçekleşecek soru-cevap seanslarıyla devam edecek.

Özgürlük, barış, ırkçılık izlendi ve tartışıldı 

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde 30 Kasım Pazar günü Beyoğlu Sineması’nda Per Fly’ın yönettiği Hammarskjöld: Barış için Mücadele / Hammarskjöld: Fight for Peace filminin gösterimiyle başladı. Soğuk Savaş döneminde Kongo’ya barışı getirmeye çalışırken gizemli koşullar altında ölen İsveçli BM Genel Sekreteri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Dag Hammarskjöld’ün yaşamını konu alan biyografik filmin gösterimi sonrasında VisionIST kapsamında “Barış ve Özgürlük İçinde Varolma Hakkı” konulu bir söyleşi düzenlendi. Festivalde Akademik Onur Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Turgut Tarhanlı’nın konuşmacı olduğu söyleşinin moderatörlüğünü Prof. Dr. İbrahim Kaya yaptı. Söyleşide filmde anlatılan dönemin uluslararası ilişkileri, Kongo Krizi ve Hammarskjöld’ün mirası akademik bir perspektifle ele alındı.

Hammarskjöld’ün BM’nin kurumsallaşmasındaki belirleyici rolüne dikkat çekilen söyleşide 1960’ların sömürgesizleşme rüzgârı, Soğuk Savaş gerilimi ve Afrika’daki güç mücadelelerinin Hammarskjöld’ün çalışma koşullarını son derece zorlaştırdığı aktarıldı. Kongo’nun bağımsızlığının ardından Başbakan Patrice Lumumba’nın darbeyle devrilmesi ve Katanga’nın Belçika desteğiyle ayrılması dönemin temel kırılmaları arasında öne çıkarıldı. Bu süreçte Birleşmiş Milletler’in ülkedeki barışı sağlama çabalarının büyük devletlerin çıkar çekişmeleri tarafından gölgelendiği vurgulandı.  Tarhanlı ve Kaya, Hammarskjöld’ün trajik ölümüyle sonuçlanan 1961 uçak kazasının hâlen aydınlatılamamış olması üzerinde durarak, olayın bir suikast olabileceğine yönelik şüphelerin güçlendiğini belirtti. Yıllar sonra yapılan araştırmalarda yeni tanık ifadeleri ve arşiv bilgilerine ulaşılmasının bu şüpheleri desteklemesine rağmen, özellikle sömürgeci geçmişe sahip ülkelerin kritik belge ve kayıtları paylaşmakta isteksiz davranmasının soruşturmayı zorlaştırdığı ifade edildi. Konuşmada ayrıca Hammarskjöld’ün uluslararası barışın korunmasına yaptığı katkılar sayesinde Birleşmiş Milletler’in misyonunu bugüne taşıyan en önemli figürlerden biri olduğu vurgulandı. Onun, siyasi kutuplaşmalar arasında tarafsızlığı korumaya çalışırken yaşadığı yalnızlık, filmde olduğu gibi panelde de öne çıkan temalardan biri oldu. Hammarskjöld: Barış için Mücadele yarın saat 16.30’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nin Orizzonti bölümünde yapan İlahi Komedya / Divine Comedy filminin gösterimine seyirciler yoğun ilgi gösterdi. İran’da filmleri yasaklı olan yönetmen Bahram ile yapımcısı Sadaf’ın filmlerini gizlice göstermek için çıktığı yolculukta karşılaştığı engelleri ve uygulanan sansürü absürd bir mizahla anlatan filmin gösterimi sonrasında yönetmen Ali Asgari soruları yanıtladı. Söyleşiye Türkiye’den yapımcısı olan Hasan Köroğlu ile katılan Asgari sözlerine izleyiciyle teşekkür ederek başladı ve “Filmlerim her zaman İran’ın dışında daha fazla izleyiciyle buluşuyor, İran’da böyle bir imkânım olmuyor maalesef… Çok isterdim ama izin alamıyorum… Bundan bir önceki filmimden sonra çok olay yaşadım ve sekiz ay boyunca pasaportuma el konuldu ve İran dışına çıkamadım. Bunun üzerine de filmimi gizli bir şekilde özel yerlerde, izinsiz göstermeye karar verdim, izleyenlerin tepkilerini merak ediyordum. Gösterimlerimi kafelerde, arkadaşlarımın evlerinde yapmaya başladım. Bunların her birinde bazı olaylar yaşanıyordu; hepsi de çok ilginç olan olayları yazmaya başladım. Filmin fikri aslında buradan başladı. Oyuncum Bahram’ın kendisi de yönetmen, o da yaptığı filmleri göstermekte sıkıntılar yaşıyor. Benim yaşadığım, tecrübe ettiğim konular ve Bahram’ın tecrübelerinin birleşmesinden bu film ortaya çıktı. Filmin genel hikayesi gerçek ama bazı yerlere drama kattık. Bizim hikâyeleştirdiğimiz bir gerçeklik var filmde,” dedi. İlahi Komedya ikinci gösterimiyle yarın saat 19.00’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde gösterilecek. Ali Asgari, bu kez Anadolu yakasındaki izleyicilerin sorularını yanıtlamak üzere salonda olacak. 

Karlovy Vary Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan ve Türkiye’de ilk kez festival kapsamında gösterilen Bence Fliegauf’un yeni filmi Jimmy Jaguar gösterimi sonrasında filmin oyuncusu Juli Jakab salonda  izleyicilerle buluştu. Eski bir Macar çocuk şarkısında geçen, insanları ele geçiren ve suç işlemeye yönelten bir tür cin olan Jimmy Jaguar’dan ismini alan Jagu’nun gerçekliğini araştıran sahte belgesel bugün saat  saat 19.00’da Caddebostan Kültür Merkezi Sineması’nda bir kez daha beyazperdede olacak. Yakın dönem Macar sinemasının yükselen yıldızlarından Juli Jakab, filme dair “Gerçekten de bu filmi yapmak oldukça zordu. Bence daha önce birçok güzel film yapmış önemli bir yönetmen. Fakat uzunca bir süredir politik ortam yüzünden hiç destek alamıyor. Yani maddi olarak desteklenmedi, fon alamadı. Bu düşük bütçeli bir film değil; bütçesiz bir film. Bu birlikte yaptığımız ikinci filmdi ve onun gücünü, tüm bu koşullara rağmen filmlerini yapma konusundaki kararlılığını görmek çok ilham vericiydi. Bence bu tamamen sinema yapma tutkusuyla ilgili. Benim için çok anlamlıydı, hâlâ da öyle. Umarım yine birlikte çalışırız. Parasız film yapmak gerçekten özgür olduğun anlamına geliyor. Bu filmi çok özgürce yaptık. Üç yıl sürdü ve çok farklı yollardan geçti. Benim için en önemli an, hamileliğimin beklenmedik bir durum olmasıydı. Bir gün Bence’i arayıp “Hamileyim ve sürecin tam ortasındayız,” demek zorunda kaldım. Sonra hamileliğim filmin ana motiflerinden biri hâline geldi. Bu olay filmde bir dönüm noktası yarattı. Kişisel olarak benim için çok önemliydi. Bu da bir özgürlük: Hayatı takip etmesi, Bence’nin hayatla birlikte filmi yazması. Filmi korku olarak adlandırmaya başladılar ama bence bu doğru değil; içinde gerçek anlamda bir korku yok. Psikolojik gerilim, gerçek suç sahte belgesel… Ben sahte belgesel tarzını gerçekten seviyorum. Bir yazar olarak bunun çok zengin bir alan olduğunu düşünüyorum; komediye de gidebilir, gerilime de, suça da, başka yönlere de. Sinema yapmak ve estetik üretmek için çok iyi bir yöntem. Muhtemelen benim için en önemli nokta bu,” dedi.

Yönetmen António Ferreira, yapımcı Tathiani Sacilotto, başrolde yer alan usta oyuncu José Martins, senarist Tiago Cravidao ve sanat yönetmeni Rita Rego eski bir sömürge askeriyle Angola kökenli hastabakıcı arasındaki kırılgan ilişkinin içinden geçmişle yüzleşmeyi ve kefareti ele aldıkları filmleri Anıların Kokusu / The Scent of Things Remembered gösteriminde izleyiciyle buluştu. Yönetmen António Ferreira filmin başlangıcını şöyle anlattı: Bizim başlangıç noktamız filmde gördüğünüz gibi bir yaşlı adam portresi çizmekti. Portekiz’in sömürge savaşları çok da uzak değil. 60’larda başladı, 74’ün sonlarına kadar sürdü. Bir neslin hayatı bu savaşla geçti, siyahları düşman ya da terörist olarak görmeye alıştılar. Diktatörlük döneminde büyüyen insanlara ne oldu diye sorduk kendimize. Düşman olarak gördükleri siyahları onlara bakım sağlayan bir görevde karşılarında gördüklerinde ne yaparlar diye düşündük ve temelini böyle attık. Senarist Tiago Cravidao bu fikrin büyük bir tehlikeye yol açtığını söyleyerek ekledi: “Tehlike şurada yatıyor; eğer düşmanınızı tanırsanız onları sevebilirsiniz. Çünkü o nefretle büyümüşsünüz ama onları tanımaya karar veriyorsunuz ve bu da büyük bir tehlikeye yol açıyor.” Filmdeki güçlü performansıyla 2025 Şanghay Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülü kazanan film, Portekizli usta oyuncu José Martins, Kendi karakterime tamamen ters birini canlandırdım. Hem yürekten hem de gündelik hayatını devam ettirmesi açısından hem de bir bakımevine öylesine terkedilmiş biri olarak… Terkedilme travması şu anda çok önemli. Artık çocuklar yaşlıların bakımını üstlenmeyip filmde gördüğünüz bakımevlerine bırakıyorlar. Ben bu karakteri canlandırırken okuduğum sanat eserlerinden ve gündelik anılarımdan yararlandım. Ben savaşa gitmedim ama savaşa gitmiş birçok gazi tanıdım ve onların anılarından yararlandım, dedi. Anıların Kokusu bugün saat 16.30’da Caddebostan Kültür Merkezi Sineması’nda bir kez daha gösterilecek.

Pazar gününün diğer ekip katılımlı söyleşileri ise Caddebostan Kültür Merkezi Sineması’nda gerçekleşti. Sudanlı yönetmenler Anas Saeed, Rawia Alhag, Ibrahim Snoopy, Timeea Mohamed Ahmed ve Phil Cox’un imzası taşıyan hibrit belgesel Hartum/ Khartoum gösterimi sonrası filmin yapımcısı Giovanna Stopponi filme dair merak edilenleri yanıtladı. Saat 19.00’da Gözde Kural ve Afgan-İranlı yıldız Fereshte Hosseini, filmleri Cinema Jazireh’in ikinci gösterimi sonrası izleyiciyle buluştu. 

Wang Xiaoshuai izleyiciyle buluşuyor!

Festivalde bugün Beyoğlu Sineması’nda yine kaçırılmayacak bir program var. Festivalin son VisionIST etkinliği “İşgalin Hukuku mu? Hukukun İşgali mi?” başlıklı panelde son filmi Cinema Jazireh ile izleyiciyle buluşan Gözde Kural ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Arş. Gör. Deniz Baran’ın konuşmacı olacak. Panelin moderatörlüğünü İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Aslı Tunç yapacak. Panel saat 12.30’da Beyoğlu Sineması Pera Salonu’nda ücretsiz olarak düzenlenecek.

Modernleşen Çin toplumundaki sınıfsal uçurumu iki gencin aynı bisiklet üzerindeki mücadelesi üzerinden anlatan 2001 Berlin Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü Gümüş Ayı kazanan Beijing Bisikleti / Beijing Bicycle filminin Beyoğlu Sineması’nda saat 14.00’daki gösteriminde Çinli yönetmen Wang Xiaoshuai salonda olacak. Festivalden Sinema Onur Ödülü alan ve Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması jüri başkanı Wang Xiaoshuai’ye yapımcı Xuan Liu eşlik edecek.

Beyoğlu Sineması’nda 19.00 seansında ise Sazlıkta Cinayet / Reedland filminin gösterimi sonrasında Hollanda sinemasının yeni yeteneği Sven Bresser filme dair merak edilenleri yanıtlamak üzere izleyiciyle buluşacak. 1998’den bu yana Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftası’na seçilen ilk Hollanda yapımı olan film, karakter odaklı psikolojik gerilimi ve ilk oyunculuk deneyimi olan başroldeki Gerrit Knobbe’nin etkileyici performansıyla dikkat çekiyor. 

Beyoğlu Fransız Kültür Merkezi’nde bugün Uluslararası Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması filmleri gösterilecek. 16.30’da İrlandalı yönetmen Roisin Agnew’in BAFTA adayı kısa belgeseli Yasak / The BanDilan Toftik’in ilk kısa filmi Sîtav, İranlı yönetmen Farzam Tabibi’nin Vesikalık / Portrait, Finlandiyalı grafik roman sanatçısı ve animatör Hanneriina Moisseinen imzalı Çekilmemiş Fotoğraflar ve Belçikalı yönetmen Juliette Le Monnyer’in Ramallah, Filistin, Aralık 2018 / Ramallah, Palestine, December 2018 adlı kısa belgeseli perdede olacak. Dilan Toftik filmine dair merak edilenleri yanıtlamak üzere salonda olacak. Saat 19.00’da Mila Zhluktenko ve Daniel Asadi Faezi imzalı Geçmişe Bakmak / In Retrospect, Suriye kökenli Finlandiyalı yönetmen Sherwan Haji’nin yönettiği Benim Adım Umut / My Name Is Hope, Kübalı ve Brezilyalı yönetmenler Aria Sánchez ve Marina Meira imzalı Temel Eğitim / Primary Education, genç yönetmen Batınay Ünsür’ün Kırıkuzakçalar ve Faslı yönetmen Randa Maroufi’nin Maden / L’Mina filmleri gösterilecek. Gösterim sonrasında yönetmenler Sherwan Haji, Batınay Ünsür ve Temel Eğitim filminin yapımcısı Julia Marco izleyicilerin sorularını yanıtlayacak. Festivalin kısa metraj filmleri Anadolu yakasındaki izleyiciler içinse bugün ve yarın 14.00 seanslarında Caddebostan Kültür Merkezi’nde gösterilecek.

İlginizi çekebilir...

Advertisement

tersninja.com (2008-2022)

  • Bizi takip et