Vizyon Dışı 5 Film Önerisi: Video Oyunlarına Bir Bakış

Geçen hafta Landlord’un da bahsettiği üzere, seyrettiğimiz ama uzun uzun değerlendirmeler yazamadığımız vizyon dışı filmleri tanıtmaya devam ediyoruz. Bu hafta tanıtacağım filmlerin ortak bir bağlamı var, bu nedenle bir makale yazısını hak ediyorlar. Ama böylesi bir yazının üstesinden uzun süre gelemeyeceğimi düşünürsek, bununla da yetinebilirim.

Deniz Akhan

Bilgisayar oyunları bugün devasa bir endüstri. Teknolojik gelişmeler sayesinde yakında sanal gerçekliğe doğru adım adım gidiyoruz. İlk video (arcade) oyunlarını düşünce zamanın çok hızlı aktığını fark edebiliyoruz. Atari salonlarında jeton döktüğümüz oyunların basitliği karşısında benim gibi nostalji sıcaklığı hissediyorsanız, aşağıdaki film ve belgeseller tam size göre.

Chasing Ghosts: Beyond the Arcade

Yönetmen: Lincoln Ruchti
Yapım: 2007, ABD, 90 dk.

80’lerde Nintendo firmasının öncülüğünde başlayan arcade çılgınlığı, o dönemi kıyısından da olsa yakalamış herkesi etkilemiştir. Daha çok el-göz koordinasyonuna dayanan, sıkı refleksler isteyen bu oyunlar çok basit grafiklere ve müziklere sahiptiler ama çok eğlenceliydiler. Pek çoğunun belli bir sonu yoktu, en son bölümünü de geçtiğinizde başa dönüyor ve oynamaya devam ediyordunuz. Arcade makinesinin hafızasında saklanan skor tabelası iyi oyuncuların motivasyon unsuruydu. Rekor skora ulaşanlar salonun kralı oluyorlardı. Bu belgeselde dönemin skor rekoru kıran oyuncularıyla tanışıyor, profesyonel olarak bu işi yapma hayallerinin akıbetini öğreniyoruz. 20. yüzyılın en iyi oyuncusu seçilen Billy Mitchell, dönemin en meşhur arcade salonunun sahibi ve skor rekorlarını resmi olarak kayıt altına alan Twin Galaxies‘in kurucusu Walter Day ve diğer oyuncularla tanışıyoruz. Bizdeki video furyası gibi bir anda bütün ülkeye yayılan ve bir anda yok olan arcade salonlarını hatırlıyoruz. Belgeselin en ilgi çeken karakteri ise Mr. Awesome lakaplı Roy Shildt.

The King of Kong: A Fistful of Quarters

Yönetmen: Seth Gordon
Yapım: 2007, ABD, 97 dk.

Arcade salonları ve oyunları o kadar popüler olmuştu ki, bu oyunlarda rekorlar kıran sivilceli ergenler birer yıldız muammelesi görüyorlardı. Hatta Life dergisine kapak bile olmuşlardı. Ancak içlerinde biri vardı ki, yüzyılın oyuncusu olarak görülüyordu: Billy Mitchell. Donkey Kong oyununda kırdığı rekor uzun yıllar geçmesine rağmen kırılamamıştı. 2006 yılında, Washington’da cebir öğretmenliği yapan Steve Wiebe bu rekoru kırdığını açıkladığında, oyun skorlarını tutan Twin Galaxies‘te olduğu kadar, bütün oyun camiasında depreme neden oldu. Bu belgesel Steve Wiebe‘nin bir rekor sahibi olarak tarihe geçme ve Billy Mitchell‘in sahip olduğu konumu ele geçirme çabasını anlatıyor. Billy Mitchell‘ın şoven Amerikancılığına, kendini beğenmişliğine sinir oluyor, öte yandan Steve Wiebe‘nin hayatına anlam katmak için seçtiği yola eleştirel ama ilgi dolu gözlerle bakıyorsunuz. Steve Wiebe‘nin tutkusu bana biraz Man on Wire belgeselinde anlatılan Philippe Petit‘yi anımsatıyor.

Joysticks

Yönetmen: Greydon Clark
Senaryo: Al Gomez, Mickey Epps, Curtis Burch
Oyuncular: Joe Don Baker, Leif Green, Jim Greenleaf, Scott McGinnis, Jon Gries
Yapım: 1983, ABD, 88 dk.

Arcade kültürünün sinemaya yansıması sadece belgesellerle sınırlı değil. Bu film, tam da o dönemde çevrilmiş bir erotik gençlik komedisi. Kendi türünün kalıbına uygun olarak, tutkuyla bağlı oldukları arcade salonunun yıkılmasına engel olmak için zengin ve kötü adamlarla mücadele ediyorlar. Mizah anlayışı ve çıplak kadınlarla dolu sahneleriyle tam bir B Film klasiği.

Tetris: From Russia with Love

Yönetmen: Magnus Temple
Yapım: 2004, İngiltere, 58 dk.

Hayatında hiç Tetris oynamayan var mı? Öylesine bağımlılık yaratan bir oyundu ki, insan rüyasında bile o garip şekilli tuğlaları diziyordu. Tetris, 1984 yılında Rus programcı Alexey Pajitnov tarafından icat edildi. Pajitnov, Sovyet Bilimler Akademisi’nin bir çalışanıydı. Kendi eğlencesi için programladığı bu oyun hızla bütün Sovyetlere yayıldı. Kısa zaman sonra oyundan haberdar olan Andromeda firması Sovyet hükumeti ile anlaşarak oyunun kapitalist dünyada satılması için haklarını aldı. Ancak sözleşme koşullarını çiğneyerek oyunun diğer konsollardaki satış haklarını satmaya başladı ve Sovyetlere tek kuruş ödeme yapmadı. Durumu öğrenen Nintendo firması oyunun haklarını satın almak için yoğun bir mücadeleye girdi. Bu durum ülkelerarası ilişkileri bile etkiledi. Belgesel bu konuyu oldukça ayrıntılı biçimde aktarıyor. İşin acı tarafı ise, programcı Alexey Pajitnov‘un tüm dünyada milyonlarca satılan bu oyundan tek kuruş bile kazanmamış olması.

Frag

Yönetmen: Mike Pasley
Yapım: 2008, ABD, 88 dk.

Chasing Ghosts: Beyond the Arcade belgeselinde arcade dönemi oyuncularının hızla şöhret olup sonra bir kenarda nasıl unutuldukları anlatılıyordu. Hiçbiri hayal ettiği gibi profesyonel oyuncu olamamış, sadece tarihe geçmekle yetinmişlerdi. Arcade salonu çağını bitiren ev bilgisayarlarıydı. Saatlerinizi esir alan oyunları oynamak için paralı salonlarda jeton harcamak zorunda değildiniz artık, küçük bir bilgisayar bütün eğlenceyi evinize taşıyordu. Video oyunları piyasası bu gelişmeden zarar görmedi, aksine çok daha büyüdü. Rekabet arttı, pazarlama ve reklam faaliyetleri daha da önem kazandı. Bu nedenle para ödüllü turnuvalar düzenlenerek medyanın ilgisi çekilmeye çalışıldı. Usta oyuncular bu turnuvalarda dereceye girerek kendi geçimlerini sağlayabileceklerini gördüler. Sponsorların da desteği ile turnuvalar dünya çapında liglere dönüştü ve 80’lerin hayali gerçekleşti. Bu belgesel günümüz profesyonel oyuncularının dünyasını anlatıyor. Henüz lise çağında en zevk aldığı faaliyetten para kazanmanın cazibesine kapılan ve okulu bırakan, bu yüzden aileleriyle çatışan gençler, onları iliklerine kadar sömüren şirketler, genç zihinler için fazlasıyla yoğun stres altındaki rekabet ekrandan akıyor. Profesyonel oyun dünyasının en büyük yıldızı, Fatal1ty lakaplı Johnathan Wendel ve en az onun kadar büyük bir yıldız olmak için çabalayan Rafik Bryant belgeselin en öne çıkan isimleri.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin