Yanlış bir hayatta doğru futbol oynanmaz: Rudo y Cursi

Savaş ve mücadele terimleri futbolun doğal bir parçası. Futbolun hayatla bu kadar kolay özdeşleşmesinin sebebi belki de bu. Futbolun onca karmaşıklığı içermesine rağmen basit oluşu, hayatla ilgili benzetmeler yapmamız açısında çok uygun bir ortam sağlıyor. Ancak burada en kolay ve en sık tekrar edilen hata, futbolu sadece bir metafor olanağı olarak görmek. Tıpkı sonsuzluğun sonsuz sayıda sonsuzdan oluşması gibi, hayatın içinde yer alan futbol en az onun kadar gerçek ve bütünlüklüdür. Hayatın her alanına nüfuz eder, dönüştürürken kendi de değişir. Futbolun endüstriyelleşmesi, sonuç odaklı oyun gibi konuları tartışırken hayatla, hayatımızın sosyo-ekonomik yapısıyla ilişkisini göz ardı edenler havanda su dövmekten öteye gidemezler.

Deniz Akhan

Bu ay konu ettiğimiz Rudo y Cursi bu açıdan ilginç bir film: hem futbolla ilgili hem de değil. İki kardeşin futbol macerasını anlatıyor, ama futbolu sosyal ve psikolojik tahlil için bir mecra olarak kullanıyor. Futbolun çirkin yüzünü alabildiğine eleştirirken anlatıcının sesinden gelen büyüye kapısını açmaktan çekinmiyor.

Kardeş ve Düşman

Meksikalı üvey kardeşler Beto ve Tato arasında tipik bir sevgi/nefret ilişkisi var. İkisi de muz çiftliğinde çalışıyor ve geniş aileleriyle bir arada yaşıyorlar. Ekonomik olarak sürünüyor, ayın sonunu zor getiriyorlar. Kumar delisi Beto her fırsatta elindeki ve avucundakileri kaybediyor, aklı bir karış havadaki Tato ise müzisyen olma hayalleri kuruyor. İki kardeşin kaderi sporcu menajeri Batuta ile karşılaştıklarında değişiyor. İkisi de futbol için geç yaşta olsalar da çok yetenekliler. Beto profesyonel futbolcu olmak için yanıp tutuşurken Tato’nun aklı fikri müzisyenlikte. Kendisi yerine Tato’nun seçilmesi bu yüzden Beto’yu deli ediyor. Ama bir süre sonra o da bir futbol kulübüne kapağı atıyor ve iki kardeş Mexico City’de buluşuyor. Ancak her ikisi de futbolu sadece bir araç olarak gördüğü, tutkularına kapılırken futbolu unuttuğu için yükselişleri çok uzun ömürlü olamıyor.

Futbolun arka sokakları

Filmin en önemli özelliklerinden biri Meksika gibi hem futbolun hem de ekonominin ikinci sınıfında yer alan bir ülkedeki futbol dünyasını aktarması. Burada da futbol çek seviliyor, ama sistemli ve planlı çalışmanın, kurumlaşmanın esamesi okunmuyor. Kulüpler uyuşturucu tacirlerinin eğlencesi haline gelmiş, menajerlik mesleği oyuncu simsarlığından öteye geçmiyor, teknik direktörler transferinden komisyon almayacağı oyuncu adaylarının yüzüne bile bakmıyor, futbolcular sadece kazanacakları paranın ve beraber olacağı kadınların derdinde.

Meseleye sadece Meksika futbolu olarak bakmak mümkün değil. Milyonlarca dolarlık yayın geliri ile dünyanın önde gelen bir futbol ülkesi olduğunu iddia eden Türkiye’de yukarıda bahsedilen olgular halen varlığını koruyor; ama öyle ama böyle. İnanmayanlar Kocaelispor’un durumunu ya da Refleks Spor ve Menajerlik Şirketi hadisesini yakından inceleyebilir.

Kimse masum değil

Filmdeki çirkinliklere bakıldığında belki de en masum olanlar Beto ve Tato. Evet, futbola hiç saygıları yok, içinde yaşadıkları çamurdan kendilerini çekip çıkaran oyunu yeteri kadar önemsemiyorlar. Ama onları nasıl suçlayabiliriz ki? Futbol çok daha uzun zaman önce başka bir çarka oturmuş durumda. Yoksulluğun en dibinde yaşarken hayallerinden başka bir umut kaynağı olmayan insanların başka nasıl davranmasını bekleyebiliriz ki?

Üstelik futbolun ekonomisi sadece futbol adamları için değil. Beto’yu kumar masalarında, Tato’yu da yatakta kumpasa getirmeye çalışan asalaklar hiç eksik olmuyor. Annelerine ev yapmak için birbiriyle yarışan iki kardeşin bütün kazandıklarını dibi delik bir çuvala doldurması sadece onların günahı değil. Yanlış bir hayat doğru yaşanmıyor ne de olsa.

Futbola bir tashih denemesi

Bu açıdan bakıldığında futbolu idealize eden, neredeyse hayatın anlamı haline getiren, birleştirici özelliği nedeniyle el üstünde tutan diğer örneklerden ayrılan bir film var karşımızda. Futbolun tutku, hayal ve amaçlarımız için bir araç olarak kullanıldığını yeniden hatırlatıyor. Meselenin sadece futbolda değil, yaşadığımız dünyada olduğunu gözümüze sokuyor.

Kendi içinde mütevazı görünen filmde çok önemli isimlerin katkısı dikkat çekiyor. Ünü Meksika sınırları dışına çıkmış Alfonso Cuarón, Guillermo del Toro, Alejandro González Iñárritu gibi yönetmenler yapımcı olarak desteklerini esirgememişler. Y tu mamá también (2001) filmiyle çok ses getiren, sayısız adaylık ve ödül kazanan yönetmen Alfonso Cuarón, bu filminde de Diego Luna ve Gael García Bernal ile çalışmış.

Sonuç olarak sadece futbol severlerin değil, sinemaya birazcık olsun ilgi duyanların da seyretmekten büyük keyif alacağı bir film Rudo y Cursi.

Rudo y Cursi

Yönetmen: Alfonso Cuarón

Senaryo: Alfonso Cuarón

Oyuncular: Gael García Bernal, Diego Luna Guillermo Francella

Yapım: 2008, Meksika / ABD, 103 dk.

Bu yazı ilk olarak aylık futbol dergisi GOAL’ün Aralık sayısında Futbol ve Sinema isimli köşede yayımlanmıştır.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin