Sinema ve müzik

Auschwitz hakkında yazılanlar, çekilen filmler bitmedi bitecek gibi de durmuyor   yakın bir tarihe kadar. “Çağdaş” ya da bir diğer deyişle “Avrupai”  toplumların temelini oluşturan bu kıyım ne denli konuşuluyorsa, Almanya’da da o denli yasak diyebiliriz. Kimseler konuşmuyor, daha doğrusu artık bu konuyu tartışmak, bu konuyu konuşmak istemiyor. Benzeri bir durum Ermeni Tehciri için de geçerli diyebiliriz. Gündem yüzünden ne kadar ihtiyaç duyulmasa da, gerek görüldüğü takdirde başta Fransa olmak üzere birçok ülkenin konuştuğu bir konu. Fakat Türkiye, bu konuyla yüzleşmeye hala hazır değil maalesef.

yitik-kuşlar-1Bugün ise “Yitik Kuşlar” filmi Türkiye’nin konuya dair ilerleme kaydedip kaydetmediğini gösteriyor olmasıyla aslında oldukça önemli bir yapım. Bakanlığın katkılarıyla hazırlanması ise dikkate değer kılıyor filmi. “Acaba film ne anlatacak, ne kadarını gösterecek?” diye soruyor bu konunun uzatılmasından, muallakta kalmasından sıkılan bir grup.

Babanın savaşa gitmesiyle yalnız kalan büyükanne, büyükbaba, anne ve çocuklarla başlıyor film. Herkes mutlu, her şey yolunda. Ailenin tek eksiği savaşa giden babaları; dönmesini bekledikleri, dönmesini arzuladıkları. Mutlu mesut yaşamayı sürdüren bu ailenin kabusu ise dedenin tutuklanmasıyla başlıyor jandarma tarafından. Sonra da büyükanne ve annesini bir anda kaybediyor iki çocuk. Aç açına, yapayalnız geçen gecelerin ardından sokağa çıkan iki kardeş annelerini arıyor, hatta birbirlerinden bile ayrı düşüyor.

201509141404_FOTO4“Ermeni Tehciri” sloganıyla yola çıkan bir filmden insan o yolculuğu, yaşanan ve yaşatılan zulmü görmeyi bekliyor doğrusunu söylemek gerekirse. Peki film ne kadarını gösteriyor, hiçbirini. Bir II. Dünya Savaşı filmi düşünün, kampta geçen ancak ne gaz odalarını, ne askerleri ne duvarları… Piknik yapmaya gelmiş birkaç Musevi’yi anlatan, birkaçının kaybolduğu ve ikisinin hayatta kalmaya çalıştığı bir film. Gerçeklikten uzak duran, birinin hatası olsun olmasın yaşanmışlıklara arkasını dönen ve onları görmezden gelen. Böylesi bir film ne kadar inandırıcı, ne kadar gerçekse “Yitik Kuşlar” da kadar uzak duruyor gerçeklikten, tartışma konusu olabilecek her türlü sahneden kaçınıyor adeta.

Zorunlu-yetersiz prodüksiyonuyla “Yitik Kuşlar” bir anlamda da Türk sinemasının gelişmesindeki (bana kalırsa) en büyük engellerden birini,dönem filmlerinin çekilmesine imkan tanımayan bilinçsiz yapılaşmayı da tekrar gözler önüne seriyor. Yönetmenin kamerasını fazla oynatmadığı sahnelerde izleyici filmin “modern” yapılar çerçevesine hapsedildiğini kimi zaman hissediyor. Fakat bu gerçeği bir bahane olarak kullanmak da ne kadar doğru, tartışılır.

201509141403_FOTO39Senaryosu ve oyunculuklarıyla bekleneni veremeyen “Yitik Kuşlar”, yer yer erken girmesine, bir iki sahnede ekrandaki görüntüyle tam olarak eşleşmemesine ve kendin çokça tekrar etmesine karşın en azından müzikleriyle etkilemeyi başarıyor. Miksajı bir kenara bırakırsak dramatik bir atmosfer yaratmak kaçınan filmin ihtiyacı olan etkiyi yaratarak, hissedilmesi gereken duyguyu aşılıyor. Fakata sonuç olarak raflarda kaybolup gidecek bir yapım, belleklerde yer edecek bir yanı maalesef yok…

Nor: Birkaç saniyenizi ayırarak internette “Yitik Kuşlar” diye aratın ve filmin haber kanallarında, gazetelerin internet sayfalarında nasıl duyurulduğuna bir bakın, yeterli olacaktır.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA