Tersninja.com

Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.

SUÇ ŞEHRİ-ZULU 2013 (4)

Suç Şehri (Zulu) entrika, drama, polisiye ve politik eleştiriyi güçlü bir görsellik, etkili bir anlatımla birleştiren çarpıcı bir film.

Devamını oku »

Burak Bayülgens-filests-files

Sinema yazarlarına sorulmak üzere 10 soru hazırladık. Tümüyle Ters Ninja’ya münhasır 10 ilginç soru. Maksat elbette sinema yazarlarını daha iyi tanıyabilmek… The S-Files adını verdiğimiz bu dosyaların elli beşincisi Korku Sitesi yazarı  Burak Bayülgen için açıyoruz.

Devamını oku »

Sinemaya Yön Vermiş 10 Spagetti Western!

İyi köt

Sevgili arkadaşım Ercan, aylar öncesinde “sinema tarihine damga vurmuş 10 western”den bahseden bir yazmış ve yazısına; “Western, bilinenin aksine sadece bir film türü değil, aslında Amerikan pop kültürünün en önemli kaynaklarından biridir” diyerek girmişti. Haklıydı, John Wayne’nin sağladığı adalet, babacanlık ve diğer erdemlerle sembolleşen klasik western Amerikan pop kültürünün “olduğu” olmasa da “olmaya öykündüğü” şeyleri açığa vuran bir türdü. Fakat, sinema tarihinin en başından bu yana varlığını korumasına rağmen, 60’lı yıllardaki sosyolojik değişimlere ayak uyduramaz hâle gelmişti. Artık kimse Amerikalıların kahramanlık hikâyeleriyle ilgilenmiyordu.

Devamını oku »

Sinema Tarihine Damga Vurmuş 10 Klasik Western

Butch Cassidy and The Sundance Kid

Butch Cassidy and The Sundance Kid

“Western”, bilinenin aksine sadece bir film türü değil, aslında Amerikan pop kültürünün en önemli kaynaklarından biridir. 18. Yüzyılın sonlarından başlayarak, Batı’da yaşanmış hikayelerin anlatıldığı oyunlara, operalara, romanlara ve cep kitaplarına genel olarak “western” adı veriliyordu. (Westernlerin bir diğer adı da ‘oater’dir; bu ad İngilizce’de yulaf anlamına gelen ‘oat’tan türetilmiştir.) Türün sinemaya girişi ise 1909’da, Edwin S. Porter’ın yönettiği 9 dakikalık Great Train Robbery (Büyük Tren Soygunu) ile olmuştu. Büyük Tren Soygunu‘ndan bu yana sayısız western yapıldı, ama yalnızca bazıları adını klasikler arasına yazdırabildi. Şimdi hep birlikte, sinema tarihinin klasikleşmiş 10 westernine göz atmak üzere Vahşi Batı’ya doğru uzanıyoruz.

Devamını oku »

Yeniden Hoşgeldiniz Bay Marshall!

Ekonomik bir program gibi görünmekle birlikte, Avrupa’da yarattığı sosyal ve siyasal etkinin büyük olduğu ve sinemasal karşılığı da bulunan Marshall Planı, ilk olarak 5 Haziran 1947 tarihinde gündeme gelmişti.

Devamını oku »

“İçimdeki İnsan”: Taşrada Bir Garip Cinayet

İcimdekiİnsan

Atıf Yılmaz, Şerif Gören, Zeki Ökten gibi yönetmenlerin yanında reji asistanı olarak sinemaya adım atan Aydın Yılmaz, 1986’da Güneşteki Leke filmiyle başladığı yönetmenlik kariyerini Gelincik Tarlası (1993), Sır Çocukları (2002) ve Janjan (2007) ile sürdürmüştü. Uzunca bir ara sesi soluğu çıkmayan yönetmen Aydın Saymaz; İrfan Yalçın’ın Fareyi Öldürmek adlı eserinden uyarladığı filmi İçimdeki İnsan ile tekrar karşımıza çıktı. İçimdeki İnsan, esasen taşrada sıkışıp kalmış bir yarı-aydın olan Sabri adındaki bir memurun hikayesini anlatıyor esasen.

Devamını oku »

“Bugünkü ve dünkü kuşakların çoğu onun romanlarını okuyarak büyüdü.”

Bu cümleyi Aptullah Ziya Kozanoğlu‘nun her kitabının (çok eski baskılarında değil) başında bulunan tanıtım sayfasından aynen aldım. Öyle görünse de pek o kadar mübalağlı bir iddia değil bu. Babalarımızın zamanında yediden yetmişe herkes Kozanoğlu’nun Osmanlı paşalarının, padişahlarının, yiğitlerinin kahramanlıklarının anlatıldığı Büyük Türk Romanları’nı okuyordu. Ünlü Pardayan serisinin Türkiye’de çok tutmasından cesaret alan Ragıp Şevki Yeşim, Murat Sertoğlu, Turhan Tan, Feridun Fazıl Tülbentçi, Reşat Ekrem Koçu gibi bir kısım yazar dizi halinde yazdıkları tarihi romanlarla yeni bir ekol oluşturmuşlardı.

Devamını oku »

cem-yilmaz-pek-yakinda-film

Sürpriz sonlu stilize bilim kurgu Sinyal, Laica firmasının son harikası Kutu Cüceleri, kısa filmlerden oluşan Dönüş ve Cem Yılmaz’ın en iyisi Pek Yakında raflardaki yerini aldı. Ters Ninja okuyucuları için izledik. Devamını oku »

32. İstanbul Film Festivali

Bir İstanbul Film Festivali daha geldi çattı! Peki, bu sene festivalde hangi filmleri izlemeli? Ters Ninja olarak, sizin için çeşitli mecralarda sinema yazan farklı renkteki 20 sinema yazarına ulaştık ve onlara 4-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 34. İstanbul Film Festivali’nde izlenmesi gereken 10 filmi sorduk…

Devamını oku »

Swastika (Gamalı Haç), Naziler için yaratılışın simgesi ve Aryan ırkının mistik kaderinin işaretiydi. Bir ulus ülkenin her köşesine yayılan bu sembol tarafından adeta hipnotize edilmişti. Tarihte bilinen en eski sembol olan Swastika’nın sırrı neydi ve gücü nereden geliyordu?

Devamını oku »

“Wyrmwood”: Gökten Ölüm Yağınca

Wyrmwood

Zombili, vampirli, kurt adamlı filmlerden çok haz etmesem de uzun bir aradan sonra, video kasetlerin moda olduğu dönemde bir VHS kasetten seyrettiğim G. A. Romero’nun 1968 yapımı Night of Living Deadden sonra, seyrettiğim ilk zombi filmi oldu Wyrmwood. Bundaki en önemli etken, klişe zombi filmlerine karşılık getirdiği yeni yorumları saymazsak, elbette Hollywood’un bütçe zengini, gişe canavarı filmlerine karşılık, Avustralyalı bir ekibin sadece haftasonu tatillerinde çalışarak 4 yılda filmi tamamlaması oldu. Senaryo sadece insanlarla zombilerin sonu olmayan savaşından oluşsa da, ufak sürprizlerle Hollywood’un kurallarını koyduğu bu dünyanın da kurallarının değiştirilemez olmadığını göstermeyi başarmışlar.

Devamını oku »

Ters Ninja’nın İç Dünyasında Ara

Haftanın Filmleri
Ters Ninja Tv
Kitap Hırsızları
Karate Filmleri Ofisi

Ters Ninja Kanunu

Ters Ninja kanunu, senaryolarda kullanılan bir klişedir. Ters ninja kanununa göre, kötü adamların sayısı ne kadar fazla ise, kahramana zarar verme olasılıkları o kadar düşüktür.




BAŞIMIZ SAĞOLSUN!





Arşivler

Müzik dinlendiği gibi okunabilir de!

Muhatabımız Kim?

Sitemizin hizmet kapsamına sinemaya gönül veren, okumayı, bilmeyi seven, sinemanın dışında sanat dallarına ilgi gösteren, birey olabilmeyi becermiş organizmalar girmektedir. Bu site saydığımız özelliklere sahip organizmalar arasında din, dil, ırk, tür, cinsiyet, yürürken kullandığı ayak sayısı ayrımı yapmaz.
Landlord der ki

Öneriyoruz