Hızlı tüketim evresindeki festival izleyicisi için “Depresif Gloria” olarak etiketleyebileceğimiz Diane; aynı adlı, yaşlı kızlar kulübünün sevilen bir üyesi, evsizlerin iyilik meleği, uyuşturucu bağımlısı oğluyla başı dertte yaşlı bir kadının hayatını anlatıyor.

Diane karakteri 90 dakikalık filmde gördüğümüz kadarıyla ya oğlunu bir kez daha uyuşturucu batağından kurtarmaya çabalıyor, ya ölüm döşeğindeki kuzeniyle hastanede vakit geçiriyor ya aşevinde gönüllü çalışıyor ya da bir başka arkadaşına/akrabasına yardım ediyor. Yalnız değil, seviyor ve seviliyor da ancak üstündeki hüzün bulutu hiç dağılmıyor. Belki kendini çok paraladığından belki de aslında kimseyi tam olarak iyileştirmesi mümkün olmadığından. Belki kendini kendiyle yalnız kalmamak için bu kadar zorluyor, belki de yeryüzünde bir melek o. Her halükârda mutluluğa bir türlü erişemiyor Diane. İstediğini elde ettiğinde bile.

Filmin en dokunaklı bölümü; başkarakterinin kendine bir gece ayırıp, tek başına sarhoş olup, ayakta duramayacak hale geldiğinde barmenden dostlarına, onu sırtlayacak bir sürü insanı talep etmesine lüzum kalmadan yanında bulduğu. Bunun gibi etkileyici anlara fazla başvurmamış ilk kurmacasını çeken senarist yönetmen Kent Jones ve seyircisinin belli bir mesafeden bakmasını istemiş. Bu haliyle “çok seveni” olmayacaktır ancak eli yüzü düzgün bir karakter draması olarak hatırlanması olası. Locarno, Tribeca ve Palm Springs’ten aldığı ödüller merakınızı cezbetmeye yeter diye düşünüyorum.

HENÜZ YORUM YOK