BİZİ TAKİP ET...

Sitede ara...

Basın Bülteni

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Dördüncü Gün

Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde dördüncü gün geride kaldı. Birçok film seyirciyle buluşurken İlker Çatak’ın Altın Ayı ödüllü filmi Sarı Zarflar’ın ekip katılımlı gösterimi büyük ilgi gördü.

17 Eylül Perşembe günü festivalin en çok ilgi gören etkinliklerinden birisi İlker Çatak imzalı Sarı Zarflar’ın ekip katılımlı gösterimi oldu. Berlinale’de büyük ödül Altın Ayı’yı kazanan film, politik içerikli paylaşımları nedeniyle işlerini kaybeden tiyatrocu çift Aziz ve Derya’nın yaşamları üzerinden orta sınıf bir aile manzarası resmediyor. Rauf Denktaş’taki gösterimin ardından seyircinin sorularını yanıtlayan ekip, filmin farklı yönlerini Ayvalık seyircisiyle birlikte değerlendirdi.

Filmin senarist ve yapımcılarından Enis Köstepen, hikâyenin Almanya’ya taşınması fikrini İlker Çatak’ın Türkiye’ye ait bu hikâyeyi ben anlatabilir miyim diye kuşkuya düştüğünde önerdiğini söyledi. “Bu artık senin yaşadığın yerin de hikâyesi, kendini uzakmış gibi düşünmene gerek yok. İstersen biz de yapımı sürgüne yollayabiliriz” dediğini söyledi. Yapımcı Nadir Öperli, “Tabii ki her yaptığımız filmde korktuğumuz, endişe duyduğumuz şeyler oluyor ama ifade özgürlüğünün korunmasına inanıyoruz, oradan hareket ediyor ve bu ideali kaybetmemeye çalışıyoruz” dedi. Yapımcı İrem Akbal ise filmin farklı yorumlara açık finaline ilişkin, “Finalde bölünmüş bir aile gören, böyle okuyanlar olabilir. Bense orada belki de ailenin tekrar bir araya gelişinin ilk adımını görüyorum” ifadesini kullandı.

Günün ekip katılımlı gösterimlerinden bir diğeri ise Bulutsuzluk Özlemi belgeseli Yaşamaya Mecbursun! idi. Bir yandan grubun yarım asırlık tarihini takip ederken 1970’lerin sonundan 2020’lere uzanan bir Türkiye portresi de sunan filmin yönetmenliğini Caner Kaya üstleniyor. Gösterimin ardından seyircinin coşkulu alkışlarıyla sahneye gelen yönetmen Caner Kaya, yapımcı Aslı Filiz ve grup üyeleri Ayvalık seyircisiyle çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. İlk sözü grubun kurucularından Nejat Yavaşoğulları aldı. Yavaşoğulları sözlerine Ayvalık’a sevgisini ifade ederek başladı ve sanatçı olmak üzerine konuştu: “Ben doğru yolun ne olacağını hisseden, sezen ve mimarlık eğitimi alırken sanatla yoğrulmuş bir kişiyim. Biz farkında olmadan bir şeyler yaparız, bunlar sonra anlam kazanır. Sanat böyle bir şeydir.” Grubun bir diğer kurucu üyesi Sina Koloğlu ise filmde yoğun biçimde kullanılan arşiv malzemesi üzerine konuşurken biriktirme çabasına dikkat çekti ve “Biz aslında neler yapmışız, yaptıklarımızın farkına nasıl varmamışız, nelerin farkına varmamıza engel olunmuş bu film sayesinde anladık biraz da” ifadelerini kullandı. Yönetmen Caner Kaya ise Bulutsuzluk Özlemi’yle aynı sahneyi paylaşmanın kendisi için bir çocukluk hayali olduğunu ifade etti. Söyleşi, grup üyeleri ve seyircinin müzik, hafıza ve tarih üzerine keyifli sohbetiyle devam etti.

Festivalde, Yaşamaya Mecbursun! belgeseli vesilesiyle bu akşam (18 Eylül Cuma) akşamı Pür Cunda’da bir de Bulutsuzluk Özlemi konseri olacak. 

Gösterimi yapılan bir diğer yerli belgesel ise Bingöl Elmas yönetmenliğindeki Yeni Han oldu. İstanbul’daki sığınmacıların hayatını anlatan film Suriye’den Somali’ye, Uygur bölgesinden Kazakistan’a dünyanın farklı yerlerinden İstanbul’un Aksaray semtine gelmiş sığınmacıların hayatını takip ediyor. Fabrika Ayvalık’taki gösterimin ardından seyircinin sorularını yanıtlayan Bingöl Elmas, kendisinin de bir zamanlar Çapa’da oturduğunu, filmin çıkışında Aksaray’ın sürekli değişen yapısının ve burada yan yana yaşayan insanların hikâyelerine duyduğu merakın bulunduğunu anlattı. Elmas, “Savaştan kaçmış gelmiş, hayatı yok olmuş insanlar; biz komşuyuz ve yan yanayız. Benim için aslında bu film, ‘Nasılsınız? Ne düşünüyorsunuz? Ne hissediyorsunuz?’ sorusunu sormak için düşündüğüm bir film” dedi.

Sığınmacılar hakkında çok fazla konuşulmasına rağmen onların kendi seslerinin yeterince duyulmadığına dikkat çeken Elmas, belgeseli çekerken karakterleriyle güvene dayalı bir ilişki kurmanın uzun zaman aldığını da belirtti. Temel insani ilişki ve iletişimin önemini vurgulayan Elmas, “Göz göze, yan yana düştüğümüz insanın hâlini hatırını sormak kadar basit bir şeydir. Birisinin sizi nefretle, ötekileştirmeyle, düşmanlıkla doldurmamasının yolu buradan geçiyor bence,” ifadelerini kullandı.

Gerek film gösterimleri gerek söyleşilerle dolu dolu geçen festivalin üçüncü gününde Son Yankesici, Demir Çocuk, Diriliş, Torino Atı, Biz Uzaylıyız, Dişi Köpek, Isabel, Düşlenen Macera ve Kızgın Kayalar filmleri de gösterildi. 

Günün Etkinliği: “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?”

Günün etkinliği ise ASKEV Sera’da gerçekleştirilen “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?” başlıklı konuşmaydı. Etkinlikte, bu yılın programındaki aynı adlı bölüm ve bu başlık altında gösterilen filmler bir arada değerlendirildi. Fatih Özgüven moderatörlüğünde gerçekleştirilen konuşmada akademisyen Polat Alpman, senarist-yönetmen Arda Ekşigil, yapımcı Enis Köstepen ve yönetmen Pınar Yorgancıoğlu yer aldı. Konuşma, Fatih Özgüven’in “Karşımıza çıkan pek çok film orta sınıfların durumuyla ilgiliydi. Karanlıkta Islık Çalanlar, Bir Arada Yalnız, İsimsiz Eserler Mezarlığı ve Günyüzü gibi filmler bize orta sınıfın bazı hâllerini gösteriyor. Güven kaybı, nerede durduğunu bilememe, kenarda bırakılmışlık, teknoloji karşısında çaresiz kalmak gibi temaları bu filmlerde gözleyebiliyoruz” sözleriyle açıldı.

Ardından söz alan Pınar Yorgancıoğlu konuşmasında orta sınıfa jenerasyonlar üzerinden bakarken kendi jenerasyonunda bu durumun bir mutluluk vaadi olarak şekillendiğinden söz etti. “Bizim jenerasyonumuz ebeveynlerinden daha fakir bir jenerasyon. Benim evsizlikle aramdaki tek mesafenin aile desteği olduğunu bilmek bende bir anksiyete yaratmakla birlikte aile içinde de bir gerilime yol açıyor. Ebeveynlerimiz için onların bize bakmaya devam edecek olmasının gerilimi söz konusu. Bu da iki taraflı bir anksiyete yaratıyor.” Yorgancıoğlu bilhassa orta sınıfı yas, utanç ve vicdan gibi kavramlar üzerinden tartışırken yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı Karanlıkta Islık Çalanlar filmine yön veren bazı temaları konuşma bağlamı içerisinde seyircilerle paylaştı.

Esmer Yakalılar adlı kitabın yazarı, akademisyen Polat Alpman ise konuya “orta sınıf melankolisi” üzerinden yaklaşan bir konuşma yaptı. Alpman, konuşmasına bazı kavramlara yaklaşım biçimlerini açıklayarak başladı. “Orta sınıf” dediğimizde ne anladığımızdan, yas ve melankoli arasındaki farklardan ve melankolideki kayıp hissinden söz etti. Orta sınıfı tanımlayan unsurlardan, “arzuladığı yaşam biçiminin içine sıkışma” hâllerinden, imtiyaz taleplerinden, dönüşüm ihtiyaçlarından ve güvenlik endişesinden bahsederken orta sınıfı bir “endişe üretme makinesi” olarak tanımladı. Alpman konuşmasını “orta sınıf melankolisi” tarifini programdaki filmlerden örnekler vererek sürdürdü ve şu sözlerle sonlandırdı: “Bu filmler neden aynı duygu evrenine sesleniyor? Bana göre orta sınıfların melankolisi vaat edilmiş hayatın gerçekleşmeyeceğinin fark edilmesinin sonucu.”  

Senarist, yazar ve tarihçi Arda Ekşigil ise konuşmasına orta sınıflar ve kaygı arasındaki ilişki üzerinden bahsederek ve bunun farklı jenerasyonlarda geçerli olabileceğine dair tespitiyle başladı. Orta sınıfı “alt orta sınıf” ve “üst orta sınıf” elementleriyle birlikte ele alırken güç ve statü kaybı meselesine dikkat çekti. Ekşigil, orta sınıfları “yılgınlık ve isyan arasında bir insan grubu” olarak tanımlarken farklı anekdotlarla günümüz orta sınıf hâllerine dair bir çerçeve oluşturdu. Geçim derdinden, ayrıksı olma arzularından, kendi fantezisine sıkışma biçimlerinden farklı örneklerle bahsetti. Ekşigil, konuşmasında orta sınıfların yurt dışına taşınma arzusuna da önemli bir yer ayırdı. Festivaldeki “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?” bölümünde yer alan filmlerdeki yurt dışına taşınma arzusuna dikkat çekerken bunun günümüzde kanıksanmış bir durum olmasını vurguladı. Ekşigil, konuşmasını farklı ülkelerden orta sınıf hâllerini gösteren film, kitap, oyun ve tarihsel anlatılar üzerinden örneklerle tamamladı. 

Sarı Zarflar’ın ortak yapımcı ve senaristlerinden Enis Köstepen ise yönetmenliğini İlker Çatak’ın üstlendiği filmin orta sınıf meselesine nasıl yaklaştığını ve Türkiye sinemasında orta sınıflara bakma eğiliminin farklı görünümlerini ele aldı. Köstepen, Sarı Zarflar’ın ilham aldığı meselelerden bahsederken filmdeki ev kurma, yerleşme, aidiyet, mülkiyet gibi kavramların hikâyeyi nasıl etkilediğini özetledi. Türkiye’deki yakın dönem siyasi ve toplumsal gelişmelerin yarattığı etkilerin filme nasıl yansıdığını farklı örnekler vererek anlatırken filmdeki karakterlerin güven meselesine ve geleceği kontrol altına alma çabasının önemine vurgu yaptı. “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?” başlıklı söyleşi seyircilerin katılımıyla devam etti.

Festival cuma günü Türkiye ve dünya sinemasından farklı filmlerin gösterimleri, “Giaprosis: Müştereklerin Tüketilmesi” başlıklı konuşma ve Pür Cunda’daki Bulutsuzluk Özlemi konseriyle devam edecek. 

Festivalde gösterimler bu yıl Rauf Denktaş Kültür Merkezi, Ayvalık Belediyesi Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi ve Fabrika Ayvalık’ta; söyleşi ve konuşmalar ASKEV Sera’da gerçekleşecek. Ayvalık Uluslararası Film Festivali için biletler Biletix ve Biletinial siteleri üzerinden, ayrıca Fabrika Ayvalık’taki gişeden temin edilebiliyor. Biletler indirimli 250 TL, tam 300 TL’den satışta.

Ayvalık Uluslararası Film Festivali; Ayvalık Belediyesi, Kurukahveci Mehmet Efendi, Akbank Sanat, Kürşat Ayvalık, Macaron Kolonyaları, Macaron Muhallebicisi, OGM Pictures, sahibinden.com, Bilginer-Melin Ayvalık Sanat Kültür Eğitim Vakfı, Asteros Film, Ayvalıkzade, Whub Your Social Watch Hub, Küçük Han, Çöp Madam, Hollanda Konsolosluğu, Institut Français, Avusturya Kültür Ofisi, Tarabya Kültür Akademisi’nin değerli destekleri ve festival dostları Fatma-Mustafa Kürşat, Emine Öz, Tibet Akhuy, Mis Güleryüz-Şerif Kaynar, Esra Başak, Eren Tapan, Duygu Duygu Çapkın-Ufuk Öztürk, Tuvan Yalım, Hakan Ergir, Muammer Brav ve Kemal Ural’ın katkılarıyla gerçekleşiyor.

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin basın sponsorları ise Apaçık Radyo, Ajandakolik, Altyazı, Anka Haber Ajansı, Aposto, Ayvalık Magazin, Bağımsız Sinema, Bant Mag, Beyazperde, Bianet, Birgün, Bu Hafta Ne İzlesem?, Dadanizm, Dizidoktoru, Episode, Fil’m Hafızası, Gazete Ayvalık, Gazete Pencere, Kutsal Motor, Kültür Sanat Gazetesi, Milliyet Sanat, the Magger ve Üretim Kaydı.

Bunları da beğenebilirsiniz...

Gezdim, Gördüm, Doydum

Topağacı’nda yeni yapılan bir apartmanın altına, tam olarak MOC’un sağına konumlanan Gasto Street & Local Food adından da anlaşılacağı gibi yerel sokak lezzetlerini şık...

Liste

80'ler dendiğinde akla ilk gelen şey o dönemin şarkıları olsa gerek. O dönemin bir başka alameti farikası da tüm yurdu saran Betamax, sonrasında da...

Bana Onun Portre-sini Getirin

Tarık Akan’ın, Ediz Hun’un, Hülya Koçyiğit’in, Necla Nazır’ın, Oya Aydoğan’ın, Selda Alkor’un, Tamer Yiğit’in, Süleyman Turan’ın, Gülşen Bubikoğlu’nun, Ajda Pekkan’nın… Bu isimler ilk kez...

Liste

Sırf o güzel şarkıları bir kez daha anmak adına yaptığımız Tüm Zamanların En İyi 15 Türkçe Rock Şarkısı araştırmasının bir parçası oldular.

Copyright © 2008 - 2026 Ters Ninja

  • Bizi takip et